Akıllı Gündem

Türkiye’den ne zaman bir ‘unicorn’ çıkar?

Türkiye’de önceki dönemlere nazaran dinamik bir girişimcilik ekosistemi var. Fakat henüz unicorn yok. Microsoft Türkiye CTO’su Onur Koç, Türkiye’de unicorn yetiştirmek için desteklerin doğru dağıtılması görüşünde.

Türkiye’den ne zaman bir ‘unicorn’ çıkar?

Türkiye’de önceki dönemlere nazaran dinamik bir girişimcilik ekosistemi var. Fakat henüz unicorn yok. Microsoft Türkiye CTO’su Onur Koç, Türkiye’de unicorn yetiştirmek için desteklerin doğru dağıtılması görüşünde.

Türkiye’de girişimcilik açısından en heyecan verici öykülerden birisi hala Yemek Sepeti. Yaygın olarak kullanılan bir hizmet yabancı bir yatırımcıdan hatrı sayılır bir stratejik yatırım aldı. Fakat Türkiye ikinci bir Yemek Sepeti hikayesi henüz yaratamadı. Dünya genelinde değerlemesi 1 milyar dolar olan girişimleri tanımlayan unicorn (tekboynuz) yaratmaktan ise oldukça uzak. 

Microsoft Türkiye CTO’su Onur Koç, Türkiye’de girişimcilik atmosferini Business HT’ye değerlendirdi. 

Sürdürülebilir ve başarılı bir start-up kurmanın temel unsurları nelerdir? Bunlar arasında teknolojinin payı nedir? 

İyi bir start-up’ın en önemli unsurlardan bir tanesi işletmedir. Hayali ve hayata geçirmeyi ikiye ayırırsak; hayal edebilmek, fikir üretmek çok güzel bir şey, ama başarıya giden yolda o fikir yüzde 5 oluyor. İşin yüzde 95’i bu fikri hayata geçirecek enerji ve ekip gibi unsurlardan oluşuyor. Çoğu zaman start-up’larda başladıkları fikirle yaptıkları iş arasında fark olduğu görülüyor. Biz girişim sermayesi çevrelerinde şöyle deriz: A sınıfı fikri olan C sınıfı bir ekibi mi tercih edersin yoksa C sınıfı fikri olan A sınıfı ekibi mi tercih edersin? Tabii ki A sınıfı ekibi… Biz çoğu zaman girişimcilerin en önemli şeyin fikir olduğunu düşündüğünü görüyoruz. 

Diğer önemli unsur yapılan iş. O start-up ne yapıyorsa bir problemi çözüyor olması lazım, yeni bir deneyim getirmesi lazım. İçinde farklı bir deneyim ya da çözüm olması lazım. Skype olana kadar başka iletişim çözümleri vardı ama onlar farklı bir deneyim sundular. Skype varken Whatsapp’e yatırım yapmazdınız ama onlar da farklı bir deneyim ile geldiler.  

Teknolojiye gelirsek, teknoloji iyi bir fikrin yerine geçmez ya da çok iyi bir ekibin yerini tutamaz. Ama çok önemli bir unsurdur. Biz geleceğin iş merkezlerinin bulutta olacağını düşünüyoruz. Geliştirdiğiniz çözümü tüm dünyaya satabilmeniz için bu teknolojik altyapıları kullanıyor olmanız lazım. Bu işin altyapı tarafı. Bir de işin inovasyon tarafında teknoloji devreye giriyor. Eğer bir inovatif ürün geliştiriyorsanız o teknolojiyi iyi bilmeniz gerekiyor. Start-up’lar için burada soru inovatif fikri hangi teknoloji ile nasıl sunabileceğiniz. Çözümünüz inovatif değilse zaten satamıyorsunuz. 

Türkiye’de girişimcilik kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Orada ne durumdayız? 

En başta pırıl pırıl bir gençliğimiz, yetenekli bir neslimiz var. Fikir üretebiliyoruz. Üzerinde çalışmamız gereken şey fikri hayata geçirme yeteneği. Bu da zamanla kazanılıyor, yaptıkça oluyor. Orada bizim biraz daha metodik düşünmemiz gerekiyor. Türk girişimcilerle dünya arasında hala bu yönde biraz fark var. İnsanın hayal gücü genetik bir mirastan gelmiyor. Ben bunu çocuğum olduğu zaman öğrendim. Gerçekten tersine mentorluk oldu. Dolayısıyla küçük yaşlarda proje yapan ileride çok daha girişimci oluyor. İlk okulda kodlama ile ilgili projeler gerçekten çok önemli. Ama çocuğun yaratıcılığının gelişmesi için başka alanlar da kullanılabilir. 

Microsoft Türkiye CTO Onur Koç

Girişimcilik açısından finansman da önemli bir başlık. Finans kurumlarının bu alandaki algısı değişiyor gibi. Siz girişimlerin yeteri kadar finanse edildiğini düşünüyor musunuz? 

Bence finans alanında bir sorunumuz yok. İyi bir fikrin varsa bu fikri hayata geçirmek için gerek duyduğun teknoloji altyapılarının bir çoğu ücretsiz veriliyor. Örneğin biz bulut çözümlerini sunuyoruz. İnovatif bir fikrin varsa bunun bir değeri oluyor ve insanlar sana zaten yatırım yapmak istiyor. Onun dışında şunu söyleyelim. Bizde bilişim merkezleri yapılması gündeme geliyor. Bunlar önemli ama ben burada ayrılan kaynağın yüzde 95’inin start-up’ların eline vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Yurt dışında böyle yapılıyor. Mesele start-up hızlandırıcılara bakın. Ben University of Washington’dan biliyorum. Gittiğimizde bir binanın ikinci katında bulunuyorlar. Ama dünyanın en etkili start-up hızlandırıcılarından biridir. Start-up’ların binaya ihtiyacı yok. Onların bir nakit akışına, iki onlara yol gösterecek insanlara ihtiyacı var. Bence bu iki kaynak da bizde var.  

Türkiye’de bir unicorn (Piyasa değeri 1 milyar dolar olan girişim) çıkması olasılığını nasıl görüyorsunuz? 

Türkiye’den bir unicorn çıkarma potansiyelimiz var. Ama burada atladığımız en temel konu, bir ürün ve hizmetin yurt dışında satılabilirliği. Bu çok önemli bir konu. Çünkü o çocukların da kaynağa ihtiyacı var. Biz yerli yazılıma önem veriyoruz ama bunun da tanımını yapmak lazım. Yerli yazılım dünyaya çözüm satan şirket demek. Yazılımı dünyaya satabiliyorsa onun desteklenmesi gerekir. Var olan bir teknolojinin kötü kopyasını Türkiye’de yapan bir şirkete para aktarıyorsak burada başarılı olmamız zor. Unicorn yetiştireceksek dünyaya çözüm satan girişimleri desteklemek gerekir. Bu mekanizmada doğrultmamız gereken yerler var. Para ve deneyim start-up’lara gitmeli.  

 

Kaynak: businessht.com.tr

Bu içerik businessht.com.tr sitesinden alınmıştır. İçerik hakkındaki şikayetlerinizi ve kaldırma taleplerinizi iletisim@akilligundem.com mail adresine iletebilirsiniz.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ