DOLAR
18,8295
EURO
20,2852
ALTIN
1.133,92
BIST
4.763,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Kar Yağışlı
2°C
İstanbul
2°C
Kar Yağışlı
Salı Çok Bulutlu
3°C
Çarşamba Çok Bulutlu
5°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
5°C
Cuma Çok Bulutlu
5°C

“Trafik ışığı” koalisyonunun bir yılı

Marcel Fürstenau, Almanya’da bir yıldır iş başında olan, Sosyal Demokratlar-Yeşiller-Hür Demokratlar koalisyonunun ortaya koyduğu performansın, tüm eleştirilere rağmen takdire şayan olduğu görüşünde.

“Trafik ışığı” koalisyonunun bir yılı
09.12.2022 09:17
A+
A-

Fotoğraf: Dwi Anoraganingrum/Geisler-Fotopress/picture alliance

“Tüm teoriler gridir.” Almanya’nın en ünlü şairi Johann Wolfgang von Goethe’nin halk diline de yerleşen bu bilge sözü, Başbakan Olaf Scholz yönetimindeki koalisyon hükümeti için dramatik bir şekilde teyit edildi. Çünkü bir alışma süreci ya da müsamaha dönemi söz konusu olmadı. Gerçek şu ki: Sosyal Demokratlar (parti rengi kırmızı), Yeşiller ve Hür Demokratlardan (parti rengi sarı) oluşan ve halk arasında renklerine atfen “trafik ışığı” olarak adlandırılan bu üçlü koalisyon, görev süresinin en geç 79’uncu gününden bu yana adeta olağanüstü hâl koşulları altında çalışıyor.

Herkes için bir dönüm noktası

Sözünü ettiğimiz 79’uncu gün, 24 Şubat 2022 idi. Bu tarihte Rusya, Ukrayna’yı işgal etti. Hristiyan Demokrat Angela Merkel yönetiminde geçen 16 yılın ardından Almanya’nın göreve gelen Sosyal Demokrat hükümet başkanı Olaf Scholz, savaşın patlak vermesinden hemen sonra Federal Meclis’te yaptığı konuşmada, bu durumun herkes için bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in komşu ülkeye karşı başlattığı savaşla hem kendi ülkesinde ve Ukrayna’da, hem de Almanya’da ve tüm dünyada tetiklediği şey için gayet ölçülü, doğru ve anlaşılabilir bir tanımlamaydı bu.

Koalisyon sözleşmesine göre, üç partinin oluşturduğu hükümet, kendini “özgürlük, adalet ve sürdürülebilirlik için bir ittifak” olarak tanımlıyor. Savaş zamanlarında ve korona salgını sonrasında bu iddialı söylemi yerine getirmeye çalışmak, Scholz hükümetinin tüm anlaşılabilir eleştirilere rağmen, şimdiye kadar iyi bir şekilde üstesinden geldiği son derece zorlu bir görev. Nükleer santrallerin daha uzun süre işletilmesi konusunda koalisyonda yaşanan anlaşmazlıkta olduğu gibi, gerekli olduğunda da başbakan, son sözü söyleyip liderlik sergilemesini biliyor.


Arşiv – SPD, Yeşiller ve FDP’nin genel başkanları ile üst düzey yöneticileri, koalisyon sözleşmesi üzerinde uzlaştıkları toplantının ardından bir arada – (24.11.2022 / Berlin)Fotoğraf: Abdulhamid Hosbas/AA/picture alliance

Almanya’nın politikaları öngörülebiliyor

Dış politika ve güvenlik politikasında Almanya itibar kazanmıştır. Askerî harcamalardaki devasa artışa ilişkin kişisel görüşünüz ne olursa olsun, Kuzey Atlantik Savunma İttifakı (NATO) çerçevesinde bu, güçlü bir güvenilirlik ve dayanışma işaretidir. Bunda özellikle Yeşillerin kararlı tutumu belirleyici oluyor. Oysa 1980’de kurulduğunda NATO’nun feshedilmesi çağrısında bulunan pasifist köklere sahip bir partiydi!

Hükümet Başkanı Olaf Scholz, Ukrayna’ya daha fazla silah sevk edilmesi yönündeki zaman zaman yoğunlaşan çağrılara büyük ölçüde direnerek takdiri hak ediyor. Onun liderliğindeki Almanya’nın bu (savaş) alanında hiçbir şey yapmadığı söylenemez. Hükümet, uluslararası toplumla eşgüdümlü çalıştığı sürece gidişat doğrudur. Savaş ve barış söz konusu olduğunda, diplomasiden bihaber çığırtkanların gümbürtüleri arasında Scholz’un itidalli sesi, hoş bir seda olarak yankılanıyor.

Vazgeçilmez yardım programları

Savaşa rağmen ve hatta belki de tam da savaş nedeniyle, koalisyon hükümetinin kendini göstereceği çok şey var: Her şeyden önce, enerji maliyetleri ve enflasyondaki muazzam artışın sonuçlarını hafifletmeye yönelik devasa yardım programları her türlü takdire şayan. Bu arada, bu yardım paketlerinin toplamı 200 milyar euroyu aştı ve hem halka hem de ekonomiye fayda sağladı.

Bunun için Maliye Bakanı Christian Lindner’in, kendi gölgesinin üzerinden atlaması gerekiyordu. Hür Demokrat politikacı, Anayasa’da yer alan borç frenine resmen bağlı kalsa da özel varlıklar olarak belirlenen krediler, bütçede bir borç yükü olarak kalmaya devam ediyor. Bu yük, önümüzdeki yıllarda mali hareket alanını daraltacak. Bununla birlikte, özellikle savaş ve kriz dönemlerinde pragmatik davranmak, en doğru seçenek olmaya devam edecektir.


Christian LindnerFotoğraf: Oliver Berg/dpa/picture-alliance

İhtiyaç anında hükümete güvenilebilir

Böyle bir dönemde parti politikaları ve ideolojik bakış açısı nedeniyle büyük resmi görememekten daha kötü bir şey olamaz. Elbette Almanya’yı bir yıldır yöneten üç siyası parti, temelde birbirinden oldukça farklı.

Ancak aciliyet durumunda, ihtiyaç anında ve önemli konularda yekvücut olabiliyorlar. Bazı konulardaki anlaşmazlıkları, buna engel teşkil etmiyor.

Umarız Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Hür Demokratlar kötü anket sonuçlarının kendilerini üzmesine izin vermezler. Halkın nabzını tutan “Deutschlandtrend” (Almanya’nın eğilimi) adlı son kamuoyu yoklamasında, toplam oyları şu anda sadece yüzde 41 dolayında. Hükümetin performansından memnun olanların oranı da sadece yüzde 30. Ancak bu değerler çok hızlı bir şekilde tekrar iyileşebilir.

İyi bir yönetim, toplumun ruh halini ciddiye almak, hassasiyetleri ölçüp tartmak ve iyi düşünülmüş kararlar vermekle mümkün olur. Bunun için Olaf Scholz liderliğindeki koalisyon hükümeti, başkalarının sırtından avantaj sağlamaya yönelik bazı girişimlerine rağmen, görevdeki birinci yılının sonunda, gerek ulusal ve uluslararası perspektiften bakıldığında hâlâ en iyi seçenek konumundadır.

Bazı ülkeler Almanya’ya imreniyor

Dışarıdan bakıldığında Almanya zaten çok daha pozitif görünüyor. İngiltere, İtalya ya da İsveç’in yaşadığı türden siyasi çalkantıların Berlin’de vuku bulması hayal dahi edilemez. Atlantik’in diğer yakasında bile, örneğin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) veya Brezilya’daki pek çok insan, siyasi koşullarının Almanya’nınkine benzemesinden mutlu olurdu. Koalisyon hükümetinin performansını değerlendirirken, hiç kimse bu hususu gözden kaçırmamalıdır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.