Akıllı Gündem

Piyasa uzmanlarından dolar, altın, borsa ve faiz önerileri

Türk Lirası, ABD Doları karşısında değer yitirmeye devam ediyor. Tahvil faizinin ateşi düşmüyor. Altın, ons/dolar olarak düşüş eğiliminde ancak doların yükselmesi nedeniyle gram/TL bazında yatırımcısının yüzünü güldürüyor. Borsa, dolar bazında iskontolu olmasının etkisiyle 84-000 seviyelerinde tutunmaya çalışıyor. Peki bundan sonra ne olacak? Piyasa uzmanları hangi yatırım aracını ve portföyü öneriyor.

Piyasa uzmanlarından dolar, altın, borsa ve faiz önerileri

Piyasalar gündemi yoğun bir dönem­den geçiyor. ABD’de yeni başkan Donald Trump’ın ekonomi politikaları ve FED’in ne yapacağı konusu yakından izleniyor. AB tarafında seçimler ve Brexit süreci bir diğer önemli baslık. Böl­gesel riskler ve terör eylemleri, Mer­kez Bankası’nın faiz politikası, Türki­ye’nin kredi notuna ilişkin haberlerde yakından izleniyor. Piyasaların son dönemde masasındaki ana gündem maddesi ise nisan ayının ilk yansında yapılması beklenen Anayasa değişikli­ği referandumu. Ekonomist Dergisi, iste böyle bir süreç­te piyasaların yönünü ve yatırım stra­tejilerini aracı kurum ve portföy yöne­tim şirketlerinin CEO’ları ile yaptığı anketlerle araştırdı.

İşte Ekonomist’in anket sonuçları sonrası hazırladığı o yazı:

Bu yılın en azından ilk yansı o kadarda kolay geçmeyecek. Dolar kurunda yaşanacak hareketler, gram altın, borsa endeksi ve faiz piya­salarında da etkisini hissettirecek.Birinci çeyrek sonlarına kadar uza­yabilecek bir düzeltme ve ikinci çey­rek başlarında yaşanacak bir dip ardın­dan riskli varlıklarda olumlu trendle­rin devam etmesini bekleyen Yapı Kre­di Yatırım Genel Müdürü Gülsevin Çipli, “Bu yükselişlerin, şu an içinde bulunduğumuz piyasa atmosferine benzer şekilde temelde reflasyonist beklentilerle kol kola şekilleneceğini düşünüyoruz” diyor. Çipli, ABD dolarının 2017 yılında da piyasaları şekillen­dirmeye devam edeceğini söylüyor. Ocak ayı rallisinde yabancı yatırımcı oranının yüzde 63’den yüzde 64,5 e yaklaştığını gördük. Gülsevin Çipli, son yükselişteki yabancı ilgisinin referan­dum tarihi yaklaştıkça bekle/gör ola­rak şekillenmesini bekliyor.

PORTFÖY NASIL ŞEKİLLENİYOR?

Piyasaları etkileyebilecek olumlu ve olumsuz faktörler dikkate alındığın­da. 2016 yılı kadar sert olmasa bile yük­sek dalgalanmanın devam edeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. İşte ni­san ayının ilk haftalarında yapılması beklenen Anayasa değişikliği referan­dumuna kadar olan donemde yatırımcının portföylerini nasıl şekillendirme­si gerektiğini araştırdık. Anketimize ya­nıt veren 13 aracı kurumun üst düzey yöneticisinden aldığımız yanıtlar, ağırlıklı olarak, mevduat, dolar ve hisse senedi ekseninde şekille­niyor. Bu üç yatırım aracı da haberimizin tablola­rında göreceğiniz üzere portföylerde ortalama yüzde 20 civarında yer alı­yor. Yine yüzde 8,5 pay ile Euro’nun da son dönem­de Euro/dolar paritesinde yaşanan sert düşüşler sonrasında önerilerde ağırlığının artmaya başla­dığını görüyoruz. Son dö­nemin öne çıkan bir diğer yatırım aracı ise altın. Portföylerde yüzde 13 pay alan altın, 2016 yılın­daki yüksek getirinin ar­dından bu performansını 2017’nin ilk ayında da sürdürüyor. Anketimize katılan tüm katılımcılar portföyde dolar önerir­ken, hisse, mevduat ve al­tın da hemen hemen tüm portföylerde yer bulmuş durumda.

RİSKLERDEN KORUNUN

Dışarıda yeni ABD yönetimi kay­naklı belirsizliklere içeride ise referan­dum sürecine dikkat çeken ALB Forex Genel Müdürü Ci­han Aluç, “Belirsizliğin arttığı bir dönemde, hisse, sabit getiri­li varlıklar, yabancı para ve al­tın ile çeşitlendirilmiş bir port­föyün, risk getiri dengesini en iyi şekilde yansıtacağını düşü­nüyoruz” diyor. Işık FX Genel Müdürü Uran Işık da, referandum sürecine kadar olan sü­reçte, riskten korunabilecek enstrümanlarla defansif bir portföy oluşturulmasını öneri­yor. Işık’ın önerisinde öne çı­kan yatırım aracı yüzde 60 pay­la TL mevduat ve sonrasında al­tın.

IKON Menkul Genel Mü­dürü Engin Kuru, yıl sonu bi­lançolarına ve küresel gelişme­lere bağlı olarak 2017 yılında BIST tarafında bir miktar tem­kinli olunmasını öneriyor. Do­lar pozisyonunun ise referan­dum sürecinde yaşanabilecek olumsuzluklara karşı taşınma­ya devam edilmesini söylüyor. Kuru, sözlerine şöyle devam ediyor: “Portföyümüzde bir miktar altın bulundurmaya da devam ediyoruz. Ons altının sert bir geri çekilme yaşayacağını diişünmüyoruz. Dolar/TL kurunda ya­şanabilecek dalgalanmalardan dolayı getirinin sı­nırlı olacağı kanaatinde­yiz. Bu nedenle ağırlığımızı arttırmayıp mevcut pozis­yonlarımızı koruyoruz. Portfö­yümüzde mevduat faizinin oranını değiştirmeyip taşıma­ya devam ediyoruz. Önümüz­deki süreçte çıkabilecek olası fırsatlara karşı nakit miktarını bir miktar artırıyoruz.”

Portföyde yüzde 30 oranında hisse senedi öneren Turkish Ya­tırım Genel Müdürü Dr. Berra Doğaner, Fitch belirsizliğinin ortadan kalk­masıyla birlikte Borsa İstanbul’da alım yönünde iyi fırsatlar çıkacağını düşü­nüyor. Bunun gerekçesini de, “MSCI- Türkiye Endeksi’nin MSCI-GOÜ Endeksi’ne göre iskontosunun yüzde 38’lerin üzerine çıkmış olmasının ya­rattığı cazibe ve karşılaşabileceğimiz risklerin artık kısmen fiyatlanmış olma­sı” şeklinde açıklıyor. Doğaner’in öner­diği portföyde öne çıkan diğer yatırım araçları ise dolar, ÖST fon ve altın.

BORSADA BEKLENTİLER

2016 Türkiye’de piyasalar için zor bir yıl oldu. Yaşanan birçok olumsuz­luğa rağmen borsa endeksi, yüzde 9 civarında bir artış yakalamayı başardı. Özellikle Aralık 2016’da 71.793’ten baş­layan yükseliş hareketi 12 Ocak’tan iti­baren hızlandı. Endeks, 84.000 seviye­lerini test ediyor.

Bundan sonraki süreçte piyasala­rın yönüne bakıldığında, anketimizde borsa konusunda değerlendirmede bulunan 14 katılımcının verdiği yanıt­lara göre, yukarı hareket beklentisinin sınırlı olduğunu söylemeliyiz. Aşağıda ise dolar bazında Borsa İstanbul’un iskontosunun yüksek olmasının etkisiy­le 75.000 seviyesinin altı şimdilik telaf­fuz edilmiyor.

Son dönemde borsanın yukarı yönlü hareketinde dolar bazında ve kendi özelinde ucuz olan BIST100 Endeksi’nin ana etken olduğunu söyle­yen ALH Forex Genel Müdürü Tuncay Karahan, “Yabancı yatırımcının 15 Temmuz sonrası bozulan algısı her ne kadar iyileşme yolunda olsa da ekono­mik konjonktürdeki görünüm şu an­da 85.000 üzeri seviyeleri desteklemi­yor. 85.000’lere doğru şu anki yükse­liş olumlu fakat bu hızlı yükselişi geri çevirebilecek riskleri de göz ardı etme­mek gerekiyor” diyor.

ERKEN SEÇİM ENDİŞESİ

Tuncay Karahan, son dönemde ya­şanan yükselişleri geri çevirebilecek risklerin başında ise olası bir erken se­çim endişesinin olduğunu söylüyor. Karahan, ikinci olarak da yatırım­cının kâr beklen­tisinin Türkiye haricinde varlık­lara yönelme ihti­maline dikkat çe­kiyor. Şu anda Türk varlıkların­daki ucuzluğun yatırımcıyı cezbettiğini anlatan Kara­han, “Başta gelişmekte olan diğer ül­ke borsaları, değerli metaller ve emtia grubunu da yabancı yatırımcı zaman zaman alternatif olarak izliyor” diyor.

ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın görevine başlaması ve uygu­lamayı planladığı mali politikalar küre­sel borsaların primli seyretmesini sağ­lamaya devam ediyor. Borsa İstanbul da bu görünümden pozitif etkileniyor. Ancak yurtiçi ta­rafta şirketler son çeyrek bilanço rakamlarını şubat ayında açıklayacaklar.

Destek Menkul Genel Müdürü Tuna Yılmaz, “Merkez Bankası’nın ek li­kidite hamleleri bankaların kaynak ma­liyetlerinin yükselmesine ve kârlılıkla­rında aşağı yönlü gelişmelere yol aça­bilir. Bankacılık sektörünün borsa içe­risindeki ağırlığı göz önüne alındığın­da, TCMB’nin likidite adımlarının do­laylı olarak borsa tarafında da etkileri hissedilebilir” diyor.

DOLARDA BEKLENTİLER YUKARI

Oldukça yoğun geçen 2016 yılın­da en fazla değer kazanan ürünlerden biri dolar/TL’ydi. Dolar/TL kuru, 2016 yılında yaklaşık yüzde 20 oranında prim yaptı. Dolar/TL paıitesinin 2016 yılında diğer gelişmekte olan ülke pa­ra birimlerinden negatif ayrıştığı görü­lüyor. Bu yıl da önemli gelişmeleri ta­kip edeceğiz. Dolar/TL ile ilgili olarak nisan ayına kadar olan süreçte değer­lendirme yapan 14 CEO’nun genel beklentisi 3,80-4,00 bandına işaret ediyor. 4,00 seviyesinin üzerini öngö­ren bir katılımcı var. Ancak 3,80 sevi­yesinin altının çok fazla telaffuz edil­mediğini de belirtelim.

Merkez Bankası’nın dolaylı müda­halesiyle bir nebze de olsa yükselişi duran dolaı/TL’de not indirim beklen­tisi, referandum süreci, yüksek enflas­yon, jeopolitik gelişmeler kuru yuka­rıda tutmaya devam ediyor. 3,80 nin al­tında uzun süre kalamayan dolar/TL’de önümüzdeki dönemde de yükseliş iv­mesinin devamı bekleniyor. Bu açıdan Merkez Bankasının yeni adımlan da takip edilecek. Geçen haftaki son toplantısında temel para politikası aracı olan bir hafta vadeli repo borç verme faizine dokunmayan bankanın, önümüzdeki toplantı takviminde na­sıl hareket edeceğine bakıla­cak. Sadece iç gündem değil yurtdışında özellikle ABD Baş­kanı Trump’ın görevine baş­laması da güçlü doların deva­mını sağlıyor. Burada özellik­le ABD politikaları dolar en­deksine yön vermesi açısın­dan önemli. Uzmanlar bu noktada 15 Mart tarihinde ya­pılacak FED toplantısının önemli oldu­ğunu, faiz artırımları konusunda Trump’ın ekonomiyi destekleyici ham­lelerinin kur üzerinde belirleyici etki­ye sahip olacağını söylüyor.

ABD ETKİLİ OLACAK

Gedik Yatırım Genel Müdürü Metin Ayışık, ‘TCMB’nin ilerleyen günler­de TL’nin yurt dışından negatif ayrıştığı dönemlerde ekstra önlemler alabileceği­ni düşünüyor olsak da Trump ile ilgili belirsizlikler yurtdışı kaynaklı şoklar yaşanmasına neden olabilir” diyor.

Tıırkish Yatınm’dan Berra Doğaner’e göre ise kura teknik olarak bak­tığımızda 3,74503,8200 bandında sıkış­mış bir durumla karşı karşıyayız. Doğaner, “Fitch’den yatırım yapılabilir ülke notumuzu koruduğumuz takdirde di­ğer etmenler aynı kalmak kaydıvla 3,63- 3,74 bölgesine bir gerileme görebiliriz. Fakat Fitch’den yatırım yapılabilir no­tumuzu kaybetmemiz durumda yeni kanalımızın 3,82-3,98 olması şaşırtıcı ol­mayacaktır” diyor.

Destek Menkul den Tuna Yılmaz da Donald Trump’ın göreve gelmesi sonrası doların seyri hakkında net sin­yaller vermemesi ve ABD’nin geçmiş­te imzaladığı ticari anlaşmaları revize ya da iptal edeceğine dair açıklamala­rın, dolar endeksinde geri çekilmele­ri desteklediğine dikkat çekiyor. Bu ge­lişmelerin devam etmesi halinde kur­daki düşüşleri destekleyebileceğini söyleyen Yılmaz, “Ancak yurtiçi taraf­ta Merkez Bankası’nın faiz dışı araçlar­la kurdaki tansiyonu düşürme çabası ve açıklanmaya devam edecek Anaya­sa referandumu anket sonuçları kur açısından oldukça kritik” diyor.

FAİZDE YÜKSELİŞ EĞİLİMİ

15 Temmuz darbe girişimi sonra­sında tahvil faizleri yükseliş eğilimine girmişti. O dönemde yaklaşık yüzde 8,50 seviyelerinde seyreden iki yıllık gösterge tahvil faizi, kredi kuruluşla­rının Türkiye not kararları, kurdaki yükselişlerin hızlanması, küresel tah­vil faizlerinin yükseliş trendi içinde ol­ması gibi nedenlerle, geçtiğimiz yılı yüzde 25’e yakın yükselişle yüzde 10,60 seviyesinden kapattı. TCMB’nin son dönemde uyguladığı politikalar ile enflasyonda kur geçişkenliği ve gıda kaynaklı yükseliş beklentisi, kısa vade­de faizlerde aşağı yönlü bir trend oluş­masını engelliyor. Bu nedenle faizle­rin yukarı yönlü hareket etmesi bek­leniyor.

Gösterge faizle ilgili öngörüde bu­lunan 14 finansçı CEO nun genel bek­lentisi, bu faizde yüzde 11-11,50 bandının nisan ayına kadar korunacağı yönünde. Yurtiçinde yaşanan yoğun gündemin ve hızlı şekilde yükselen kurun gösterge faizlerde yukarı yön­lü harekete neden olmaya devam et­tiğini söyleyen İKON Menkulden Engin Kuru, “Ancak bu seviyenin geçilememesiyle birlikte gösterge faizin geri çekildiğini görüyoruz. Gösterge faizde yüzde 11,50 seviyesinin geçil­mesi durumunda yukarı yönlü sert hareketler yaşanabilir ama bu seviye­nin kolay geçilemeyeceği düşünüyo­ruz” diyor.

TAHVİL FAİZLERİNE BASKI VAR!

Ekspres Yatırım Genel Müdürü Doğan Murat Ergin de TCMB’nin pa­rasal sıkılaştırmayı güçlendirmek üze­re adım atması akabinde gösteıge tah­vil faizinde yükselişin süreceğini söy­lüyor. Ergin, bu­rada enflasyon etkisine dikkat çekerek şöyle konuşuyor:
“Ocak ayında en­flasyonun geri çekilmesi müm­kün gözükse de, nisan ayında enflasyonun yüzde 9,5-9,7 dolayına yükselmesi ihtimal dahilinde. TL’nin yüzde 10 değer kaybetmesinin enflasyonu 150 baz puan yükseltici yönde etkileyeceği varsayımı, ekono­mik aktivitenin ılımlı olduğu dönem­de şiddetli olmayabilir. Kurgeçişkenliğinin ılımlı olduğu durumda, çift ha­neli enflasyon görmeyebiliriz.”

Işık Menkul Genel Müdürü Uran Işık, genel olarak yılbaşından itibaren yüzde 11,00-11,50 arasında dalgalanan iki yıllıklarda yüzde 11,60 seviyesinin önemli bir nokta olacağına işaret edi­yor. Işık, “Bu böl­genin üstüne ni­san ayına kadar sarkma ihtimali­miz olduğunu an­cak kalıcılığın sağ­lanamayacağını düşünüyoruz. Genel olarak fiyatlama davranışları açısından önemli olacağını düşün­düğümüz bu göstergenin, yıl içerisin­de belirleyici indikatörlar arasında ol­ması gerektiğini söyleyebiliriz” diyor.

ALTIN PARLAMAYA DEVAM EDİYOR

Türkiye’de geleneksel yatırımcı için en önemli yatırım araçlarının ba­şında altın geliyor. 2016’da yüzde 30’un üzerindeki getirisiyle dikkat çe­ken ve ocak ayında da yüzde 15 civa­rında kazandıran yatırım aracı gram al­tına ilişkin öngörüleri yaparken ise mutlaka ons altın ve dolar/TL fiyatını göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Anketimize gram altın için değer­lendirme yapan dokuz üst düzey yö­neticinin nisan ayında yapılması bek­lenen referanduma kadar olan süreç­te beklentisi 145-155 TL arasında yo­ğunlaşıyor. Bunda yüksek seyretmesi beklenen dolar/TL kurunun önemli bir etkisi var. Altının ons fiyatında olası yükselişlerin gram/TL bazında fiyatı 155 TL’nin üzerine taşıyabileceğini söy­leyen uzmanlar da bulunuyor.

Altın ons fiyatlarında kısa dönem­de Trump ve FED etkisiyle aşağı doğ­ru hareket olabileceğini söyleyen Ka­pital FX Genel Müdürü Gökalp İçer, “Ancak uzun dönemde de risk enstrü­manı olarak talep görebileceğini de­ğerlendirmek gerekli” diyor. Dolar/TL paritesinde ise yukarı hareket beklen­tisi içinde olan İçer, bu doğrultuda gram altında 145-150 TL seviyelerini öngörüyor.

“Yurtiçi tarafta özellikle önümüz­deki dönemde referandum sürecinin yaşanacak olması, politik belirsizliği yükseltebilir ve kurda bu dönemde 3,90 seviyelerinde bir fiyat lamaya yol açabilir” diyen Destek Menkul’den ‘Tu­na Yılmaz, yurtiçi ve yurtdışı gündeme bakıldığında gram altının, 2016’daki yüksek getiri performansını bu yıl da göstermesinin sürpriz olmayacağı ka­naatinde.
Talip Yılmaz / Ekonomist Dergisi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ