Akıllı Gündem

Piyasa uzmanlarından 2017 için kritik yatırım ve portföy önerileri

2017’de neye yatırım yapmalı? Dolar almalı mı satmalı mı? Dolar yükselir mi? Borsa İstanbul (BIST-100) 80 bini aşar mı? Trump’ın politikaları piyasaları nasıl etkileyecek? Faizler yükselir mi? Tahvile mi yatırım yapmalı? Euro, altın, petrol ve diğer piyasa enstrümanları için 2017 beklentileri neler? Türkiye’nin en büyük portföy yönetim şirketlerinin genel müdürleri tüm bu merak edilenleri cevapladı.

Piyasa uzmanlarından 2017 için kritik yatırım ve portföy önerileri

2017 yılı yine yoğun iç ve dış gündemle baş­ladı. ilk gündem maddesi ise her yıl olduğu gibi yine ABD. Bugünlerde tüm dünya ne­fesini tutmuş 20 Ocak’ta görevi devralacak olan ABD’nin yeni başkanı Trump’ın ilk açıklamalarını bekliyor. Tabii ABD Merkez Bankası FED’in 2017 yılında beklenen faiz artırımları konusundaki tavrı da bir diğer önemli gündem başlığı… İlerleyen aylarda ise Avrupa’daki Brexit müzakereleri, Hol­landa, Almanya, Fransa seçimleri, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) tahvil alım prog­ramına devam edip etmeyeceği gibi her bi­ri birbirinden önemli gelişmeler de artarda yaşanacak. Türkiye’de ise gözler başkanlık seçimi ve jeopolitik risklere çevrilecek. Bu ortamda yani hem iç, hem de dış belirsizlik­lerin yoğun yaşandığı bu günlerde parasına yön arayanların işi daha da zorlaşacak.

AĞIRLIKLI TL ÖNERİLİYOR

Öncelikle şunu söyleyelim sadece sizin için değil para yöneticileri için de tüm yılı kapsayan bir tahminde bulunmak neredeyse imkansız. Bu nedenle biz de portföy yönetim şirketlerinin genel müdürlerine yılın ilk üç ayı için beklentilerini sorduk. Bu ortam için en ideal orta riskli portföy tercihlerini sizler için derledik.

Gelen yanıtlara baktığımızda ağırlık Türk Lirası yatırımın dövize daha doğru­su dolara yatırımdan daha cazip olacağı yönünde oldu. Hemen söyleyelim; euro’ya yatı­rım ise hiç önerilmiyor. Bu nedenle portföylere doğrudan do­lar almak yerine kur riskini azaltmak isteyenler için eurobondlar öneriliyor. Genelde portföylerin yüzde 30’unun eurobondlara aktarılması tavsiye ediliyor. Bunun dışında TL mevdu­at, özel sektör tahvil/bono veya bu ürünlerden oluşan yatırım fon­ları yılın ilk çeyreği için olmazsa olmaz yatırım araçları arasında gösteriliyor.

Gelelim hisse senedi piyasasına… Yine öncelikle şunu söyle­mekte fayda var; herkesin ortak görüşü Türkiye’nin çok ucuz kal­dığı yönünde. Türk hisse senetlerinin gerek gelişmekte olan ül­ke piyasalarına göre, gerekse dolar bazında çok ucuz kaldığı dü­şünülüyor. Bu nedenle “biraz risk alarak getirimi yükseltmek is­tiyorum” diyenler için hisse senedine yatırım tavsiyeler arasında yer alıyor. Tabii bunun oranını siz belirleyeceksiniz. Ama port­föy yöneticileri bugünler için yüzde 30’un üzerine çıkmıyor.

FİNANS PORTFÖY “TÜRKİYE UCUZ”

Finans Portföy Genel Müdürü Tunç Erdal, Türkiye dahil ge­lişmekte olan tüm ülkelerde fiyatların çok ucuz olduğuna vurgu yapıyor. Türkiye açısından iki kritik konu olduğunu belirten Erdal, “Öncelikle başta Suriye olmak üzere jeopolitik riskler ve terörle ala­kalı risklerin bir an önce çözülmesi ge­rekiyor. Bu bizi çok baskıladı. Piyasa­lar da bu durumdan etkileniyor. Bir de anayasa değişikliği var. Referanduma gidil­mesi durumunda bu seçim havası yaratacaktır. İkincisi ise kurun seviyesi. Türkiye’de bu krizin baromet­resi gibi çalışıyor. Bunu düzeltebilmek için bence Merkez Bankası’nın burada bir hamle yapması gerekiyor. Burada­ki en büyük silah ise faiz artışı. Faiz artışı olursa bunun ku­ru ve uzun vadeli faizi oranlarım aşağı çekebileceğini dü­şünüyorum. Benim beklentim halen yüzde 11.5 olan tah­vil faizlerinin tekrar 10,50’lere geri çekileceği yönünde. Bu aynı zamanda kredi faizlerini de aşağı çekecektir” di­yor.

Merkez Bankası’nın faiz artırımı ve jeopolitik riskle­rin kontrol altına alınması ile önümüzdeki senenin iyi bir sene olacağı beklentisi içinde olduğuna vurgu yapan Erdal, yatırımcılara şu tavsiyede bulunuyor:

“Orta riskli bir portföy oluşturacakların Türk his­se senedini göz ardı etmemesini öneririm. Borsanın artık nega­tif haberlere karşı aşağı inme riski daha az ama iyimser haberler­de aritmetik şekil­de yukarı gidecektir. İlla döviz olsun di­yenler içinse doğru­dan dolar alımı yeri­ne 5-6 yıl vadeli hem Türk Hazine’sinin hem bankaların ih­raç ettiği Türk eurobondlarını öneririm. Burada fırsat oldu­ğunu düşünüyorum. Önümüzdeki sene kurda 3.80’ler 3.90’lar gibi çok bü­yük bir sıçrama bek­lemiyoruz. Hatta yılsonu dolar kur beklentileri 3.55-3.65 seviyesinde. Tabii yıl için­de sıçramalar yaşayabiliriz. FED’in iki faiz artışı yapması halin­de bu kötii bir senaryo olmayabilir. Bu durumda halen 1.04 seviyelerinde seyreden euro/dolar paritesinin 1.01-0.99 seviyesi­ne inmesi gündeme gelecektir.”

Erdal’a göre, 2017 yılında Türkiye’yi özellikle ABD’deki iki konu çok etkileyecek. Bunlardan ilk yeni seçilen ABD Başka­nı Trump’m vermiş olduğu seçim vaatlerinin ne kadarını uygu­layacağı. İkincisi ise ABD Merkez Bankası’nın yapacağı faiz ar­tışları. ABD’nin Trump’ın seçim vaatleri içinde yer alan büyüme­yi ön plana alması halinde bunun emtia fiyatlarını yukarı çeke­ceğini ve genel olarak dünyadaki büyümeyi destekleyeceğini ifa­de eden Erdal, “Bu durumun dünya ekonomilerine pozitif etki­si olacaktır. Ancak korumacı politika izlenirse gelişmekte olan ül­keler negatif etkilenir. Şu anda insanlar bundan korkuyor. Bura­sı beklenenden yumuşak olursa özellikle ilk altı ay içinde geliş­mekte olan ülkelerde oldukça pozitif bir hava eser” diyor.

“Döviz borcu olmayan döviz almasın”

Tunç ERDAL / Finans Portföy Genel Müdürü

Şu anda kur üzerinden pozisyon almak çok anlamlı değil. 2017 sonunda dolardaki artışın TL faizlerinin getirisinin altında kalacağını düşünüyorum. Tabii kurlarda kısa vadede dalgalanmalar devam edebilir. Bugünkü seviyeleri aştığını görebiliriz. Ancak kurların bu seviyesinden artık dövizden para kazanmak bence çok kolay değil. Hatta kaybettirme ihtimalini daha yüksek görüyorum. Zaten yılsonu dolar kur tahminleri de 3.80-3.90’lar seviyesinde değil. Hatta yılsonu dolar kur beklentileri 3.55- 3.65’ler seviyesinde yoğunlaşıyor. Hatta 3.55’ler daha ağırlıklı. Döviz borcunuz varsa ve karşılığında önemli bir döviz geliriniz yoksa, evet bu kurdan döviz alabilirsiniz. Ama buradan [forex] kaldıraç kullanarak dolar almak veya ihtiyacınız olmadan döviz almak bence çok anlamlı değil.

HSBC PORTFÖY “KURDA 3.75’E DİKKAT!”

HSBC Portföy Yönetimi Genel Müdürü Namık Aksel’e göre, yılın ilk çeyreğinde küresel ve yerel belirsizlikler ekonomiyi et­kilemeye devam edecek. Global ekonomi tarafında, ABD’nin iz­leneceğini hatırlatan Namık Aksel, “Yeni seçilen ABD Başkanı Trump’ın ekonomiyi canlandırma amaçlı izleyebileceği politika­ların enflasyonist baskı yaratabileceği ve FED’in bu nedenle da­ha hızlı faiz artırmak zorunda kalabileceği endişeleri var. Bu ne­denle, sermaye akımlarına bağımlılığı ve duyarlılığı yüksek olan Türkiye ekonomisi açısından zor bir döneme girileceğine işaret ediyor. Ayrıca petrol fi­yatları ve emtia fiyatlarında aşağı yönlü trend de son bulmuş gözüküyor. Bu ürünlerin ithalatına yüksek bağımlılığı olan Türkiye ekonomisinin cari açığı açı­sından olumsuzluk teşkil edebilir. Ağır­lıklı olarak iç talebe dayalı ekonomik bü­yüme modeli de tıkanıklık semptomları gösteriyor. Merkez Bankası’nın düşük faiz po­litikasını devam et­tirmesi kur-enflasyon sarmalına yol açıyor” diyor.

Aksel, bu şekilde karakterize edilen bir ekonomik or­tamda faizlerin ve TL üzerindeki bas­kının devam ede­ceğini, hisse senedi piyasalarının ise bu baskıdan muaf kal­mayacağı görüşün­de. Ancak, zaten iskontolu işlem gö­ren hisse senetleri­nin TL’deki değer kaybı nedeniyle do­lar cinsinden de ucuzlaması yüzünden borsa endeksinin TL bazındaki kaybının sı­nırlı kalabileceğini söyleyen Aksel, beklentilerini şöyle özetliyor:

“Uzun vadeli bakabilenler için, uzun vadeli devlet tahvillerinin geldiği faiz seviyeleri cazip. Takip edilebilecek seviyeler ise his­se endeks için 72.000, 10 yıllık devlet tahvili için yüzde 12 ve do­lar kuru da 3.75 TL olabilir. Yatırımlarda temkinli olunması gereken bir dönemdeyiz. Amerika’da Trump görevi devir alana kadar ve yurtiçinde ana­yasa değişikliği konusu netleşene kadar uzun vadeli yatırımcılar kenarda beklemeyi tercih edebilir. Irak ve Suriye konusu da sü­rekli izlenmesi gereken bir faktör. Bu dönemde yatırımcılar HSBC Çoklu Varlık Fonları’nda ol­duğu gibi belli bir varlık sınıfı, bölge veya paraya yoğunlaşmak­tan kaçınan, riski dağıtılmış, getirisi çeşitlendirilmiş ve varlık da­ğılımı dinamik olarak yönetilen bir portföy tercih edebilir.

YAPI KREDİ PORTFÖY “BIST-100, 80.000 BİNİ DENEYEBİLİR”

Yapı Kredi Portföy Genel Müdürü Emir Alpay, 2017 yılının ilk çeyreğinde hisse senedi piyasalarının cazip ola­bileceğini düşünüyor. BIST-100 endeksi­nin tekrar 80 bini deneyebileceği tahmi­ninde bulunan Alpay, “Kur ve faizler­de ise yatay seyir beklemek gerekli. Bu nedenle portföylere hisse ağırlı­lı olmak üzere, bono ve eurobond fonlarının dahil edilmesi yerinde ola­caktır” diyor.

Gerek Merkez Bankası’nın aldığı ka­rarlar gerekse başta ABD yönetimi ve ABD Merkez Bankası FED’in politikalarının iç piyasayı şekillendirdiğine dikkat çeken Alpay, bugüne kadar alı­nan kararları ve beklentilerini ise şöyle özetliyor:

“2016’mn son döneminde gündeme gelen, Türkiye Cumhuri­yet Merkez Bankası’nın (TCMB) piyasaya yabancı para likidite sağlanmasına ilişkin tedbirlerini olumlu buluyoruz. ROK (rezerv opsiyon katsayısı) ayarlamaları, yabancı para cinsi reeskont kre­dilerinin Türk Lirası ile ödenmesi bu tedbirlerden bazıları. Ay­rıca özellikle yastık altı altının rezerv olarak TCMB’ye ve siste­me çekilmesini de yerinde buluyoruz. 2017 yılında 98 milyar TL iç borç geri ödemesi yapılacağı dikka­te alındığında, say­dığımız bu önlem­lerin önemi ortaya çıkıyor.

Bu arada ABD Merkez Bankası’nın (FED) ara­lık ayındaki faiz ar­tışının ardından gözler 2017 yılına çevrildi. Şimdilik en az iki faiz artışı fiyatlanıyor. Ancak FED ve yeni ABD yönetimi büyüme
tarafında kalıcı sinyaller görmeden bu konuda istekli davranma­yabilir. Bu durum Türkiye açısından da rahatlatıcı olur. Brexit son­rasında İtalya referandumu da AB için olumsuz bir gösterge. Bu sene Avrupa Birliği’nde yapılacak seçimlerin sonuçları politik ola­rak euro’nun görünümünü etkileyebilir. Trump ile başlayan güç­lü Amerika hikayesi euro tarafında paritenin 1,00 seviyelerine doğ­ru hareketlenmesine neden olabilir. Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alım programının devamı ile ilgili tavrı da önem kazanıyor.”

AK PORTFÖY “TRUMP’IN İLK 100 GÜNÜ KRİTİK”

Ak Portföy Genel Müdürü Dr. Alp Keler ABD Merkez Ban­kası FED’in son toplantısında faiz artırmasının yanı sıra uzun va­deli faiz hedefini son dokuz yılda ilk kez yükseltmesinin küresel likidite ve sermaye akımları açısından koşulların çok iyimser olmayacağına işaret ettiği gö­rüşünde.

ABD’de beklenen büyümenin ağır­lıklı altyapı harcamaları ve iç üretimi destekleyici nitelikte olması ve dış ti­carete uygulanması planlanan kısıt­lar nedeniyle özellikle gelişen ülke­lerin bundan sınırlı faydalanabilece­ğini öngören Keler sözlerini şöyle sür­dürüyor:

“ABD’de büyüme beklentilerinde yüzde 0.25-0.50 dolayında yukarı revizyon beklenir­ken, pek çok Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkede büyüme farklarının aleyhte seyretmeye devam etmesi söz konusu. 2017 ay­rıca küresel politik gelişmeleri çok yakından izleyeceğimiz bir yıl olacak. ABD’de 20 Ocak’ta koltuğa oturacak olan Trunıp’ın ilk 100 günü çok kritik. AB’dc Brexit müzakerelerinin yanı sıra Hol­landa, Fransa ve Almanya seçimleri, öne çıkan AB karşıtlığı ve popülist siyasi akımlarla birlikte ele alındığında küresel piyasa­larda etkili bir diğer politik gündemi oluşturacaktır.

Bu koşullarda global yatırımcı tercihlerinin, ABD bankacılık, sanayi şirketleri ve global emtia şirketlerinden yana olacağı söy­lenebilir. Öte yandan, küresel finansman koşullarına duyarlı, yük­sek cari açık veren Güney Afrika ve Türkiye gibi ülkelerin bu du­rumdan negatif etkilenmesi mümkün gözüküyor. Küresel serma­ye akımları nispeten zayıf seyredebilir.”

Yurtiçi tarafta ise kamu harcamalarının katkısıyla büyümede kısmi iyileşme bekleyen Keler, portföy önerilerini ise şöyle özet­liyor;

“Bu ortamda, kamu ve özel sektör yurt içi ve yabancı para cin­si tahvilleri portföylerde ağırlıklı olarak değerlendirilebilir. Ay­rıca, yatırımcının risk algısına bağlı olarak hisse senetlerinin de bulundurulması gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında alter­natif varlık sınıfı ve enstrümanlarını da hatırlatmakta yarar var. Örneğin Ticari Gayrimenkul Yatırım Fonu ve Girişim Sermaye­si Fonu çok önemli araçlar.

Özellikle gayrimenkulün diğer varlık sınıflarıyla düşük korelas­yonu, bu enstrümanı riskleri kontrol altına alma ve potansiyel ge­tiriyi artırma anlamında çok değerli hale getiriyor. Girişim Ser­mayesi Yatırım Fonu ise Türkiye’de hızlı büyüme potansiyeli ta­şıyan borsa dışındaki KOBİ’lere doğrudan sermaye sağlayarak, bu şirketlerin büyümesi ve diğer yatırımcılara satışı ile orta uzun vadede yüksek getiri sağlamayı hedefliyor. Bu yeni enstrüman­lara portföylerde yer vermenin çok yararlı olacağını düşünüyo­rum.”

FOKUS PORTFÖY “HİSSELER BASKI ALTINDA KALIR”

Fokus Portföy Genel Müdürü Ercan Güner’e göre, yılın ilk çey­reğinde döviz ve faiz üzerindeki yukarı yünlü baskıların sürme ih­timali kuvvetli. Bu beklentisinin temelini yılın ilk çeyreğinde yur­tiçi ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın devam etme ihtimali ve jeostratejik risklere dayandıran Güner, “Bu arada turizm gelir­lerindeki düşüş, emtia fiyatlarındaki artış ve yabancı yatırımcıla­rın TL varlıklara yönelik ilgisinin azlığı nedeniyle döviz fiyatla­rındaki artışın yılın ilk çeyreğinde de sürmesini bekliyoruz. Her ne kadar Merkez Bankası faiz politikasını daha çok enflasyon se­viyesine bağlamış olsa da bir süre sonra döviz kurundaki dalga­lanmalara faiz artırarak yanıt vermek zorunda kalabilir. Bu du­rum özellikle kısa ve orta vadeli faiz oranlarında yükselişe yol aça­caktır. Ayrıca global ekonomide devam eden toparlanma ve faiz oranlarındaki artışın faiz ve döviz piyasalarına olum­suz yansımalarının devamını bekleye­biliriz” diyor.

Bu ortamdan his­se senedi piyasaları­nın olumsuz etkile­neceğini söyleyen Güner, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Hisse senetleri pi­yasasındaki değerlemelerin tarihi düşük seviyelere gelmesine rağmen hem ekonomik görü­nüm, hem de diğer finansal varlıklar­daki olumsuz seyrin devamının his­se senedi fiyatlarını baskı altına al­maya devam etmesini bekliyoruz. Yatırımcıların olası geri çekilme­lerden yaralanarak alım yapıp tepki yükselişlerinde karlarını realize etmek üzerine oluşturacakları hisse senedi yatı­rım stratejilerinin bu konjonktüre uygun olaca­ğını düşünüyoruz. Bu nedenle yılın ilk çeyreğinde portföylerin yüz­de 10’unun hisse senedinde olmasını uygun buluyoruz.”

GEDİK PORTFÖY “ÜÇ AY İÇİN KISA VADEDE TL”

Gedik Portföy Genel Müdürü Halim Çun, 2017 yılını yine “bi­linen bilinmeyenlerle” dolu ve bizi yine dalgalı piyasaların bek­lediği bir yıl olarak görüyor. Gelecek yılı dışarda, Trump faktö­rü, Brexit süreci, AB ülkelerindeki seçimler ve Avrupa’nın zayıf mali sektörü gibi siyasi belirsizliklerle geçireceğimizi hatırlatan Çun, “İçerde ise, Fitch’in değerlendirmesi, OHAL süreci, anaya­sa değişikliği, Suriye politikası, terör gibi faktörlerin be­lirsizlikleriyle giri­yoruz” diyor. Türk mali piyasalarına bakıldığında ise his­se senetleri piyasa­sı için “ucuz” de­ğerlendirmesinde bulunan Halim Çun, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Borsa İstan­bul’un düşmemekte direnmesi de bun­dan kaynaklanıyor. Yaşadığımız tüm olumsuzluklar bizi gelişmekte olan ülkeler en­deksine (MSCI EM) karşı yüzde 34 gibi tarihsel bir iskontoya dü­şürdü. Burada, yukarı potansiyelin aşağıya göre daha fazla oldu­ğunu düşünüyorum, normalleşmeye yönelik birtakım adımların görülmesi BIST-100’ü yüzde 20 kadar yük­seltebilir. Dolayısıyla, dış kaynaklı bir ‘dengelenme’ hareketi BIST-100’ü ge­çen yıl gördüğümüz 82.500-85.000 bandına atabilir. Daha fazlası için içer­de ekonomik ve siyasi faktörlerde so­mut gelişmeleri görmemiz lazım. Faizlerde ise enflasyonel beklenti­lerin somut şekilde gerilediği görülme­den kayda değer bir gerileme olmayaca­ğını düşünüyorum. Bunun da ilk çeyrekte fazla olasılığı görünmüyor.

Dolar/TL’de çıkış sürüyor. Bu durumda risk sevmeyen portföy­lerde dolar mevcut yerini koruyacak. Ancak, ilk çeyrek için bu düzeylerde yatırım amaçlı döviz alımlarının çok verimli olacağını düşünmüyorum. Aralık ayının dolar/TL için geniş bandı olan 3.35- 3.60 aralığını dikkate alırsak, bandın altına yaklaştıkça alınan po­zisyonlar daha verimli olabilir. Kendini korumak isteyenler için ilk çeyrekte altın da düşünülebilir.”

Ocak ayının her türlü sürprize açık olacağı görüşünü de yine­leyen Çun, ilk çeyrekte riskten kaçınanlar için kısa vadeli TL fa­iz ürünleri ve bir miktar dövizin uygun olacağını söylüyor.

TEB PORTFÖY “FITCH TAKİP EDİLECEK”

TEB Portföy Genel Müdürü Selim Yazıcı 2017 ilk çeyreğinin yılın tamamı için kritik öneme sahip gelişmelerin neredeyse hep­sini bünyesinde barındırdığına dikkat çekiyor. Öncelikle 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan ABD’nin yeni başkanı Trump’ın politikalarının yakından takip edileceğine dikkat çeken Yazıcı, bu konuda şu değerlendirmede bulunuyor;

“Trump’ın seçim süresince yaptığı konuşmaları göz önünde bu­lundurduğumuzda uzun vadede küresel büyümeyi destekleyecek reformların kısa vadede gelişmekte olan ülke piyasalarını nega­tif etkileyeceği görülüyor. Yatırımcılar bu dönemde riskli varlık­lar yerine güvenli limanları tercih edebilir. Bu neden­le Türkiye’nin ge­lişmekte olan ülke­lerden pozitif ayrış­ması için iç dina­mikler çok daha fazla önem kazana­caktır. Trump’m se­çim konuşmaların­da altını çizdiği ko­rumacı politikası­nın Türkiye etkisi­nin ise sınırlı kalma­sı olası. Zira ABD ile olan ticaret hacmi Türk dış ticaret hacminin yaklaşık yüzde 5’lik bir kısmını oluş­turuyor. Türkiye’nin bir diğer avantajı da emtia fiyatları üzerin­de baskı olması durumunda emtia ihracatçısı ülkelerden pozitif ayrışabilecek olmasıdır. Küresel merkez bankalarının politikala­rı da (özellikle FED ve ECB) yurtdışı piyasala­rında takip edilecek diğer önemli gelişme­ler olacaktır.”

Yazıcı’ya göre, Türkiye özelinde ise 24 Ocak’taki TCMB Para Politikası Ku­rulu ve 27 Ocak’taki Fitch kredi değer­lendirme tarihleri dikkatle takip edile­cek. Yine bu yıl içinde parlamentoda­ki yeni anayasa oylaması, Suriye’deki ge­lişmeler de yakından izlenecek. Bu kadar çok belirsizliğin olduğu bir ortamda piyasa­lar için net seviyelerden söz etmenin mümkün olmadığına işaret eden Yazıcı, yatırımcılara ise şu öneride bulu­nuyor:

“Borsayı şirketler bazında değerlendirdiğimizde daha iyi dör­düncü çeyrek sonuçları beklentisi ile yukarı yönlü hareketler gö­rebiliriz. Faizde ise kısa tarafındaki seviyeleri yatırım yapılabilir buluyoruz. Uzun tarafta ise belirsizlikler nedeniyle yukarı yönlü riskler hala mevcut. Döviz kurlarında ise doların euro’da dâhil tüm para birimlerine karşı değer kaybetmeyeceği bir ortam öngörü­yoruz. Yılın ilk çeyreğinde de TL’nin baskı altında kalmaya de­vam etmesi mümkün.Sonuçta, öncelikle yatırımcılara belirsizliklerin çok olduğu bu ortamda riskleri dağıtılmış bir portföy öneriyoruz. Bu çerçevede yatırım fonlarını tercih etmelerini tavsiye ediyoruz.”

ZİRAAT PORTFÖY “YILIN İKİNCİ YARISI ÖNEMLİ”

Ziraat Portföy Genel Müdürü Hakan Eryılmaz’a göre, kur ta­rafındaki oynaklık baskılanırsa 2017 yılında ekonomik toparlan­ma beklenenden hızlı olacak. Rusya, Suriye ve Irak’la ilişkilerin düzeltilmesinin hem jeopolitik risklerin hafiflemesine hem de dış ticaret dengemize olumlu katkı sağlayacağına dikkat çeken Eryılmaz, şu değerlendirmede bulunuyor;

“Son iki yılda görülen global benzerlerine göre zayıf performans­ların ardından 2017 yılında Türkiye bir miktar pozitif ayrışma ya­şanabilir. Ancak bu kısa vadede değil da­ha çok yılın ikinci yarısında görülecek­tir. Yılın ilk çeyre­ğinde Türkiye’de varlık fiyatlarının seyrini etkileyecek yurtiçi ve yurtdışı birçok gelişme ola­cak. Suriye’de barış görüşmelerinin nasıl şekilleneceği, 20 Ocak 2017’de Trump’ın ABD Baş­kanlık koltuğuna oturması para ve sermaye piyasaları üzerinde etkili olacaktır. Bir diğer önemli ge­lişme, 27 Ocak’ta Fitch’in Türkiye kredi notuyla ilgili değerlen­dirmesi olacak. 24 Ocak 2017’de ise TCMB yılın ilk PPK toplan­tısını gerçekleştirecek, Merkez Bankası’nın para politikası hem kur hem de faiz ta­rafında belirleyici olacaktır. Özetle yukarıda bahsedilen tüm bu gelişmeler yılın ilk çeyreğinde TL varlıklar üzerinde baskı yaratabilir fakat yılın geri kalanında çok daha pozitif bir tablo ile karşılaşabili­riz.”

Belirsizliklerle dolu 2017 yılında benzerlerine göre dolar bazında yüzde 17 ucuzlayan BIST-100 endeksinde sınırlı bir yük­seliş yaşanabileceği tahmininde bulunan Eryılmaz, konuşmasını şöyle sürdürüyor:

“Faiz hadlerinde Merkez Bankası’nm faiz kararı ve enflasyon etkili olacak. Ocak ayında enflasyonda kısmi iyileşme görülebi­lir ancak şubat ve mart aylarında geçen senenin baz etkisi nedeniyle yukarı yönlü bir hareket gelebilir. Bu nedenle faizdeki ge­ri çekilmenin sınırlı kalmasını bekliyoruz. Zira 20 Ocak’ta Trump’ın görevi devralmasının ardından ABD 10 yıllık tahvil fa­izlerinde yeni bir yükseliş gözlenebilir. Bu da gelişmekte olan ül­ke faizlerinin bir miktar daha yukarı çekilmesine yol açabilir.

Kısa vadede yurtiçi gelişmeler ve global gelişmeler TL lehin­de olmayabilir. Ancak yılın geri kalanında bir miktar değerlen­me görebiliriz. Bu nedenle yılın ilk çeyreğinde yatırımcılarımıza sunabileceğimiz en uygun portföy daha dengeli bir dağılım şek­linde olacaktır.”

İŞ PORTFÖY “DOLAR YILSONU 3.60 TL OLUR”

İş Portföy’e göre, yılın ilk çeyreğinde ABD’nin yeni başkanı Trump’ın seçim öncesi söylemlerini ne kadar uygulayacağı ve ABD Merkez Bankası FED’in faiz konusundaki sinyalleri izlenecek. Bu cepheden gelecek sinyallerin ABD Doları ve tahvil faizleri üze­rindeki yükseliş baskısının sürme ihtimalini beraberinde getire­ceğine dikkat çeken İş Portföy Genel Müdür Yardımcısı Emrah Yücel, ilk çeyreğe ilişkin şu tahminde bulunuyor:

“Bu ortamda, yurtiçi piyasalar açısından da bir süre tem­kinli olmak gereke­bilir. Bu dönemde yıllık TÜFE artış oranı kurdaki yükse­lişin etkisi ile yüzde 9-9.5 bandına doğru yükselebilir. İktisadi faaliyet tarafındaki toparlanmanın ise şimdilik sınırlı kal­ması muhtemel gö­rünüyor. Ancak, hem yurtiçi hem de yurtdışı gelişmeler bahar aylarından sonra Türkiye’de olumlu bir atmosfer yarata­bilir. Ayrıca, yurtiçinde enflasyonda düşüşün baş­laması ve büyümenin hızlanması yılın ikin yarısı için daha pozitif bir tablo sunabilir.”

Böyle bir ekonomik ortamda temkinli olunması gerektiğine işaret eden Emrah Yücel, yatırımcılara şu öneride bulunu­yor:

“Yurtiçi hisse senedi piyasası oldukça iskontolu işlem görüyor ve cazip fiyatlamalarda. Ayrıca, yurtdışı borsa endeksleri­nin yükseldiği de göz ardı edilmemeli. TL’de sınırlı bir şekilde ilave değer kaybı ve tahvil faiz­lerinde bir miktar daha yükseliş mümkün olsa bile bu seviyele­rin kalıcı olmayacağını düşünüyoruz. Bahar aylarından itibaren yurtiçi piyasaların daha iyi bir performans gös­terebileceği ve baz senaryo­muzda, dolar/TL’nin sene sonuna doğru 3.60 ve iki yıllık tahvil faizinin yüzde 10.7 seviyelerinde dengele­nebileceğini tahmin ediyo­ruz. Hisse senedi piyasası açısından da BIST-100 endeksinin yılsonunda 88.000’e yükselebileceğini öngörü­yoruz. (Esin Çetinel-Para)

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ