Akıllı Gündem

Otomobil teknolojisinde devrim

Elktrikli ve sürücüsüz otomobiller birer birer yollara çıkıyor. Sürüş keyfinden sürücüsüz otomobile geçilen bu dönemde, otomobil teknolojisindeki büyük değişim ve dönüşümün hikayesi.

Otomobil teknolojisinde devrim

Otomobillerin icadından bu yana temel çalışma mekanizması pek değişmedi. Otomobillerin genel formu, içten yanmalı motor, gaz, fren, debriyaj gibi öğeleri genel anlamıyla korundu. Elbette üretim teknolojisi, yakıt tüketimi, güç ve güvenlik alanlarında önemli ilerlemeler sağlandı. Ancak 1950’de üretilen bir otomobilin 2010’da üretilen bir otomobilden çok da farklı olduğu söylenemez. Son yıllarda ise otomobil dünyası büyük bir değişim yaşıyor.

On yıl öncesine kadar teknoloji üssü olarak görülen yeni otomobiller artık sıradan insanlar tarafından yeterince teknolojik olmamakla eleştirilme­ye başlandı. Nesnelerin kullanım kolaylığını ifade eden kullanılabilirlik kavramı ismen bilinmese bile teknolojik cihazların kolayca kullanılabilir olması gerektiği konu­sunda yüksek bir beklenti oluştu. Yazılım, donanımın çalışmasını sağlayan yardımcı bir aktör olmaktan çıkıp ana oyuncu haline geldi. Nesnelerin interneti her geçen gün hayatın her alanına giriyor. Bu teknolojik dönüşüm insanların otomobillere bakışını ve otomobillerden bek­lentisini değiştirdi. Her şeyin “akıllandığı” bir dünyada otomobiller akılsız kalamazdı. Milyarlarca liralık bir en­düstrinin bu değişimi tümüyle göz ardı ettiğini söyle­mek haksızlık olur. Sıra dışı bazı teknolojiler seri üretim araçlarda kullanılsa da yapılanlar çoğunlukla fuarlarda ilgi çekmek için konsept araçlar sergilemekten ibaret kaldı. Köklü otomobil firmaları belki biraz ağırdan aldı, belki fazla özgüvenliydiler, belki de yaşanan ekonomik krizler nedeniyle bu değişimi görmezden gelmek zorun­da kaldılar.

Tesla Etkisi

Otomobil üretmek gerçekten zor bir iştir. Birçok disiplinde ileri düzey mühendislik çalışması ve tecrü­be gerektirir. Üstelik iş otomobil üretmekle de bitmez, güvenlik testlerinden marka algısının oluşturulmasına, satış ağından yedek parça tedariğine kadar birçok fark­lı alanda yıllar süren çalışmalar yapılması gerekir. Tüm bunların sonunda pazara sunulan otomobil son derece dişli rakiplerle mücadele etmek zorundadır. Böylesi bir süreçte varlık gösterebilen az sayıda otomobil firması var. Öte yandan 5-10 yıl önce kurulmuş firmaların uza­ya roket göndermede NASA ile yarıştığı bir dünyada ne kadar zor olursa olsun otomobil sektörünün girişimciler tarafından boş bırakılması söz konusu olamazdı. Tesla Motors 2003’te elektrikli araçlar üretmek amacıyla ku­ruldu. Bu dönemde tümüyle elektrikle çalışan otomobil fileri otomotiv dünyasında pek ciddiye alınmadı, uzunca bir süre de bu durum değişmedi. Ancak girişimci Elon Musk projeyi sahiplendi ve firmaya şahsen yatırım ya­parak kurucuları arasına girdi. Tesla’nın planı basitti. Pahalı ve havalı bir spor otomobil üret. Buradan elde et­tiğin parayla nispeten ucuz ama üst sınıf bir araç üret. Buradan da elde ettiğin parayla herkes tarafından sa­tın alınabilecek bir araç üret. Bu plan çerçevesinde ilk olarak 2008’de Tesla Roadster spor otomobil üretildi.

 

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

TESLA NEDEN ÖNEMLİ

Tümüyle elektrikli otomobillerin içten yanmalı motorlu otomobillere rakip olabileceğini kanıtladı.

Elektrikli otomobillerin de “havalı” olabileceğini gösterdi. %/ Sıfırdan başlayarak kısa zamanda otomobil üretilebileceğini gösterdi.

İyi bir elektrikli otomobilin iyi satılabileceğini gösterdi, v’ Otomobillerde yazılımın ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

[/colored_box]

 

Roadster tek şarj ile 320 km’den fazla gidebilen ilk seri üretim elektrikli araç olmuştu. Ardından lüks sedan araç olarak Model S üretildi. Model S otomobil dünyasında deprem etkisi yarattı. Mercedes, BMW gibi lüks sedan üreticilerinin lider olduğu bir pazarda Tesla Model S ta­leplerini yetiştirmekte zorlanıyordu. 2016’nın ilk çeyre­ğinde Model S ABD’de lüks ve spor segmentinde en çok satılan araç unvanını kazandı. Benzer şekilde iyi satış rakamları yakalayan Model X adlı SUV aracın ardından planın üçüncü aşaması olarak Model 3 tanıtıldı. 2017’de üretim bandından çıkacak araç için tanıtımın ilk hafta­sında 325.000 ön sipariş alındı. Böyle bir talebin gelmesi insanların otomotiv sektöründen değişim beklediğinin en büyük kanıtı oldu.

Tesla’nın otomotiv dünyasındaki etkisi sadece elekt­rikli araçlarla sınırlı değildi. Tesla Model S’e biri 31 cm di­ğeri 43 cm olmak üzere iki büyük bilgi ve eğlence ekranı yerleştirmişti. Birkaç satırlık ekranların bile opsiyonel ol­duğu bir dünyada bu ekranlar otomotiv dünyası için yine bir ilkti. Linux işletim sistemi üzerinde çalışan bilgi ve eğ­lence sistemi Tesla’nm radikal hedeflerinin habercisiydi.

Otopilot adı verilen bir yazılım ile otomobildeki çeşitli al­gılayıcılardan faydalanılarak otomobile sürücüsüz gide­bilme yetisi kazandırıldı. Otopilot sürücüsüz araç yazılı­mı, seri üretim araçlarda kullanılan en gelişmiş sürücüsüz araç teknolojisi olarak liderliğini sürdürüyor. Mükemmel olmasa da otopilotun özellikle otoyol sürüşlerinde son derece başarılı olduğu görüldü. Sürekli geliştirilen otopi­lot sistemi her zaman internete bağlı çalışan bu otomo­billerde uzaktan güncetlenebiliyor. Henüz işin başında olsa da Tesla’nın otopilot ile yakaladığı başan, otomobil kavramını “üzerinde ileri düzey akıllı yazılımların çalıştı­ğı donanım” tanımına doğru dönüştürmeye başladı. Tesla Motors bundan sonraki süreçte ne kadar başarılı olur bilinmez, ama şu ana kadar yaptıklarıyla otomotiv dün­yasında dönüşüm ateşinin fitilini yaktığını söyleyebiliriz.

 

İçten Yanmalı Motorlardan Elektrikli Motorlara

İlk modern içten yanmalı motorun 1876’da Nikolaus Otto tarafından piyasaya sunulmasının üstünden 140 yıl geçmiş olmasına rağmen içten yanmalı motorların temel mekanizması pek değişmedi. Bu alanda birçok teknolojik gelişme yaşandı ancak aradan geçen onca za­mana rağmen verimlilik artışında kayda değer bir iyileş­me sağlanamadı. Otomobillerde kullanılan modern bir türbo şarjlı motor en iyi durumda %25-%30 arası bir ve­rimlilik oranı yakalayabiliyor, günümüzde çoğu araç için bu oran %18-%20 düzeyinde. Otto tarafından geliştirilen motorun %12 verimlilikle çalıştığı düşünüldüğünde, milyarlarca liralık araştırma geliştirme harcamasına rağ­men enerji verimliliği konusunda kayda değer bir iler­leme sağlanamadığı söylenebilir. Modern otomobillerde yakıt tüketimi 100 km’de 5 litre civarına düşürülmüş durumda. Bu oranın yakalanabilmesi için otomobillerin tasarımlarında hava sürtünme katsayılarını düşürecek radikal değişiklikler yapıldı. Ayrıca motorlarda türbo beslemenin kullanılması, ihtiyaç olmadığında silindir­lerin devre dışı bırakılması, hidrolik direksiyonların ve klimanın elektrikli hale gelmesi, motor soğutma sistemlerinin elektronik kontrollü hale getirilmesi, sürtünmeyi azaltan madeni yağların geliştirilmesi, araç beklerken motorun durdurulmasını sağlayan aç-kapa teknolojisi, daha verimli vites kutuları gibi birçok teknik ve teknoloji de geliştirildi. Yakıt tüketimini düşürmek için kullanılan böylesi karmaşık mekanizmalar beraberinde maliyet ar­tışı, bakım ve tamirat zorluğu gibi sorunları da getiriyor. Üstelik verim düşüklüğünden dolayı, harcanan dört bi­rim enerjinin üç birimi kullanılamıyor. Bu durum içten yanmalı motorlara alternatifler ortaya çıkardı.

İçten yanmalı motorlara alternatif olarak hidrojen yakıt piliyle çalışan, sıkıştırılmış havayla çalışan, hibrit özellikli motorlar var. Ancak elektrikli motor en çok öne çıkan alternatif. Elektrikli motorların verimlilik oranı %85 civarında. Üstelik elektrikli motorların yapısı içten yanmalı motorlarınkine çok daha basit. Aslında elektrik­li otomobillerin geçmişi de içten yanmalı motorlar ka­dar eski, ancak pil teknolojisinden kaynaklanan sınırla­malar elektrikli otomobilin öne çıkmasını engelledi. Son yıllarda cep telefonu gibi mobil cihazların yaygınlaşması pillerin iyileştirilme sürecini hızlandırdı. Hafif, güvenilir, hızlı şarj olabilen ve çevreye çok fazla zarar vermeyen piller geliştirildi. Pil fiyatlarının her yıl önemli ölçüde düşmeye devam etmesi de elektrikli otomobillerin işini kolaylaştırıyor.

Elektrikli motorların içten yanmalı motorlar karşı­sında yapısal başka üstünlükleri de var. Elektrikli mo­torlar çalışırken neredeyse hiç ses çıkarmıyor, bu durum hem konforu artırıyor hem de motor sesini yalıtmak için para harcanmıyor. İçten yanmalı motorlar duraklama­larda düşük devirde de olsa çalışmaya devam ediyor, aç-kapa gibi teknolojilerle bu durum aşılmaya çalışılsa da elektrikli motorlarda böyle bir sorun yok. Elektrikli mo­torlar yüksek torku düşük devirden itibaren sunuyor ve doğrusal bir hızlanma sağlıyor. Bu durum sürüş keyfini artmıyor. Bu gibi artılarına rağmen elektrikli motorların da bazı olumsuz taraf lan var. Pil teknolojisindeki tüm gelişmelere rağmen elektrikli otomobillerin menzili sı­nırlı. Mesela ülkemizde de satılan BMW İ3 elektrikli oto­mobilin günlük kullanımda menzili 200 km’yi bulmuyor.

Bu konuda endüstri lideri sayılabilecek Tesla Model S için bu değer 500 km’nin altında. Genel olarak şarj sü­releri uzun. Her ne kadar özel şarj istasyonlarında yarım saatte pilleri %50 doluluk oranına çıkarmak mümkün olsa da ev tipi prizlerde şarj süresi 12 saati bulabiliyor. Üstelik pil maliyeti de hayli yüksek. Kimi elektrikli oto­mobil üreticileri bu yüksek maliyeti finanse etmek için pil kiralama imkânı sunsa da kullanıcılar açısından bu durum pek cazip değil. Bu gibi nedenler yüzünden oto­mobil üreticileri elektrikli otomobillere yatırım yapmak konusunda çekimser davranıyor.

Öte yandan elektrikli otomobillerin çıkarma olabile­cek başka gelişmeler de var. Dünyada birçok ülke çevre kirliliği, enerji çeşitlendirmesi, iklim değişikliği gibi et­menleri dikkate alarak elektrikli otomobillere özel teş­vikler veriyor. Bazı ülkelerde elektrikli otomobil müşteri­leri hem araç satın alırken devlet desteğinden faydalanı­yor hem de yıllık vergilerden muaf olabiliyor. Otomobil üreticilerine de elektrikli otomobil satmalarını sağlamak için bazı yaptırımlar uygulanmaya başladı. İşler öyle bir noktaya vardı ki, Almanya, Norveç gibi ülkelerde önü­müzdeki on beş yıl içinde içten yanmalı araç satışının tümüyle yasaklanmasına yönelik yasa teklifleri hazırla­nıyor. Dolayısıyla bugün elektrikli otomobillerin dünya­daki pazar payı %1’in altında olsa da geleceğinin parlak olduğu söylenebilir.

 

Sürüş Keyfinden Sürücüsüz Araca

Otomobil sahibi olmanın en güzel yanlarından biri de sürerken alman keyif. Özellikle iyi mühendislik ürü­nü bir otomobili sürmenin keyfi gerçekten çok farklı. Peki işe gidip gelirken, yoğun trafikte de otomobil sür­mek eğlenceli mi? Sabah evinizden çıktığınızda otomo­biliniz kapının önünde ısınmış bir şekilde sizi bekliyor. Biniyorsunuz ve işe gitmek istediğinizi söylüyorsunuz. Yolculuk esnasında önünüzdeki ekrandan günün prog­ramını kontrol ediyor, gündemdeki haberlere göz atıyor, bir taraftan da kahvenizi yudumluyorsunuz. Aracınız sizi iş yerinizin kapısında bırakıyor ve kendisine uygun bir park yeri aramak üzere uzaklaşıyor. Bu anlatılanlar tahmin ettiğiniz kadar uzak bir geleceğe ait değil. Şu anda sürücüsüz araç teknolojisi hızla gelişiyor. Neredey­se tüm otomobil üreticileri sürücüsüz araç geliştirmek için çalışma yapıyor. Birçok teknoloji firması iştahla bu alanda çalışıyor. Intel önümüzdeki iki yıl içinde sürücü­süz araç teknolojisine 250 milyon dolar yatırım yapa­cağını açıkladı. Ürettiği bilgisayar işlemcileriyle bilinen Intel’in sürücüsüz araç konusuna yatırım yapması ve bu yatırımı Los Angeles Otomobil Fuarı’nda açıklama­sı teknoloji ve ulaşım sektörünün içi içe girdiğinin bir göstergesi. Intel bu alana yüzünü dönen firmalardan sa­dece biri. NuTonomy adlı firma Singapur’da sürücüsüz araçları ticari olarak kullanmaya başladı. 2019’a kadar Singapur’da sürücüsüz olarak gidebilen binlerce taksi­yi devreye almayı hedefleyen firma, 1 North adlı bölge içinde kalmak koşuluyla sürücüsüz taksilerini çalıştır­maya başladı. Araçlar her ne kadar deneme aşamasında olsa da halka açık yollarda hareket ediyorlar. Ekran kartı üreticisi Nvidia, Çin’in Google’ı diyebileceğimiz Baidu ile birlikte sürücüsüz araç platformu geliştirdiğini duyurdu. İki firma yapay zekâ alanındaki tecrübelerini bir­leştirerek bütün araç üreticilerinin kullanabileceği bir sürücüsüz araç platformu geliştirmeyi hedeflediklerini açıkladı. Ülkemizde de hizmet veren ve taksilere alter­natif olarak öne çıkan Uber, Volvo ile işbirliği yaparak yarı otonom deneme araçlarını Pittsburg’da devreye aldı. Ayrıca Uber tarafından satın alman Otto adlı firma otonom sürüş özelliği kazandırdığı bir tır kullanarak 195 km’lik bir yolculuk sonucunda ilk teslimatını yaptı.
Günümüzde ölüm nedenleri arasında trafik kazaları üst sıralarda yer alıyor. Trafik kazalarının nedenleri ince­lendiğinde alkollü araç kullanmak, hız sınırlarını aşmak, dikkatsiz sürüş gibi nedenler öne çıkıyor. Büyük çoğun­luğu sürücülerle ilişkili olduğu için bunların hiçbiri sürücüsüz araçlar için geçerli olmayacaktır. Dolayısıyla otonom araçların trafik kazalarını önemli ölçüde azalt­ması bekleniyor. Otomobilini kendisi kullanmış bir nesi- le kendiliğinden giden bir otomobilde yolculuk yapmak tedirgin edici gelebilir, ancak gidişat bu yönde. Şu anda yollarda yarı otonom araçlar var. Yarı otonom kavramı, sürücü müdahalesi olmadan, belirli yol koşullarında kendi başına gidebilen ancak ihtiyaç duyulduğunda sü­rücünün müdahale edebildiği otomobiller için kullanılı­yor. 2020’den itibaren yasal izinleri alınmış tam otonom araçların trafikte seyretmeye başlayacağı tahmin edili­yor. Bu konuyu düz vites ile otomatik vites kıyaslaması­na benzetebiliriz. Her ne kadar usta şoförler sürüş keyfi adına her zaman düz vitesi tercih ediyor olsa da çoğu sürücü artık otomatik vitesli araçlar kullanıyor. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, satılan otomobillerin sade­ce %3’ü düz vitesli. Muhtemelen 20 yıl sonra benzer bir oran otonom olmayan araçlar için de geçerli olacaktır.

Bu konu o kadar çok ilgi çekiyor ki büyük firmala­rı beklemeden, kendi garajlarında sürücüsüz otomobil teknolojisiyle uğraşanlar da var. Hobisi elektronik olan­ların favori araçlarından mini bilgisayar Arduino için PolySync tarafından geliştirilen Açık Kaynaklı Otomobil Kontrol Projesi adlı kit tam olarak bu işe yarıyor. 649 do­lara satılan kit, Kia Soul marka araçlarla entegre olacak şekilde hazırlanmış. Projede kullanılan tüm kodlar açık kaynak olarak sunulmuş ve başka marka ve model araç­larla da çalışacak şekilde değiştirilebiliyor. Otomobilin ana kontrol ünitesiyle entegre çalışan sistem direksiyon, gaz, fren gibi temel parçaları kontrol edebiliyor.

Sürücüsüz araç teknolojisinin gelişmesiyle araç sa­hipliği kavramı da değişiyor. Eğer aracınız siz olmadan da yolda gidebiliyorsa neden garajda beklesin ki? Kul­lanmadığınız zamanlarda taksi gibi çalışarak size para kazandırabilir. Bu durumda araç sahibi olmakla taksi sahibi olmak arasında pek de fark kalmayacaktır. Tam tersinden bakıldığındaysa, basit bir cep telefonu uygula­ması ile istediğiniz aracı çağırıp istediğiniz yere gidebiliyorsanız neden araç sahibi olasınız ki? Elektrikli araçla­rın yaygınlaşması ve şoför ihtiyacının ortadan kalkması taksilere ödenen paranın önemli ölçüde azalmasına da yol açacaktır. Öte yandan araç sahibi olma ihtiyacı aza­lacağından yollardaki araç sayısı da düşecek ve şehirler daha yaşanabilir hale gelecektir. Elbette otomobil sek­törü de finansal açıdan küçülecek belki şoförlük mes­leği ortadan kalkacak­tır. Tüm bu gelişmeler, araç sahipliği ve toplu taşıma gibi kavramları yeniden tanımlamamızı gerektirecektir.

[colored_box color=”eg. blue, green, grey, red, yellow”]

Sürücüsüz Araçların Faydaları

✓   Trafik kazalarının azalması sayesinde daha az kişinin ölmesi, kaza maliyetlerinin düşmesi, sigorta primlerinin azalması

✓  Verimli sürüş sayesinde daha az enerji tüketimi

✓  Trafik yoğunluğunun azalması

Gürültü, park yeri yetersizliği, çevre kirliliği gibi sorunların azalması sayesinde daha yaşanabilir şehirlerin ortaya çıkması

Araç sürmekle harcanan zamanın daha iyi değerlendirilme imkânı doğması

[/colored_box]

 

DONANIM YAZILIM

Otomobillerin sürücüsüz hale gelmesi ileri düzey yapay zekâ yazılımlarının kullanılmasını gerektirse de otomobil kavramını değiştiren başka bir dönüşüm daha yaşanıyor. Önceleri otomobiller kendilerine has yüksek mühendislik ürünü donanımlar olarak tanımlanırken giderek üzerinde ileri düzey yazılımların çalıştığı stan­dart donanımlar haline geliyor. iPhone 5, 6 ve 7 arasın­da donanım açısından farklar olsa da asıl önemli olan üzerinde çalışan işletim sistemi. Eğer telefonunuz çok eski değilse yeni çıkan işletim sistemini kullanabiliyor ve birçok yeni özellikten faydalanabiliyorsunuz. Benzer şekilde bir süre sonra aracınızı değiştirmek yerine yazı­lımını güncellemeniz yetecek. Bu sayede yeni özelliklere kavuşabileceksiniz. Bu duruma bir örnek Tesla Model S araçlarda yaşandı. Geçtiğimiz aylarda kaza esnasında aracın alev alma ihtimalini azaltmak için bir yazılım güncellemesi yapıldı. Sürekli internet bağlantısı olan araçlara bu güncelleme otomatik olarak kuruldu. Araç­ların süspansiyon yükseklikleri yangını önleyecek şekil­de değiştirildi. Böylece Tesla sahipleri herhangi bir Tesla servisine gitmeden araçları “yenilenmiş” oldu.

Otomobillerle diğer elektronik aletler arasındaki fark her geçen gün kapanıyor. Çevrimiçi alışveriş sitesi Ama­zon.com İtalya’da internet üzerinden araç satışına başla­yacağını duyurdu. Alibaba adlı çevrimiçi alışveriş sitesi ise işi biraz daha ileri taşıyarak kendi adına Çin’de üret­tirdiği RX5 adlı otomobilin satışına başladı. Alibaba’nm benzer şekilde ürettirdiği buzdolabı, elektrikli süpürge gibi akıllı ev eşyalarında da kullanılan YunOs adlı işle­tim sistemi, RX5’te de kullanılıyor. Bu ortak işletim siste­mi sayesinde, bir buzdolabı otomobille iletişim kurarak otomobilin süpermarkete yaklaştığını anlayabiliyor ve içindeki malzemeleri kontrol edip eksik listesini otomo­bile gönderiyor. Otomobil, kendisine iletilen alışveriş listesiyle birlikte sürücüye markete uğrama uyarısında bulunabiliyor.

Gartner araştırma şirketi tarafından yapılan bir tah­mine göre 2020’de her beş araçtan biri sürekli olarak internete bağlı olacak. Yeni kurulan Otonomo adlı bir firma, geliştirdiği teknoloji ile farklı birçok otomobil mar­kasından topladığı verileri düzenleyerek farklı firmaların kullanımına sunuyor. Böylece kişisel veriler korunarak araçlarla ve insanlann araç kullanımıyla ilgili veriler ana­liz edilebiliyor. Bu sayede bir trafik yetkilisi bir bölgedeki trafik ışığı etrafında sürücülerin bekleme sürelerini ana­liz edip trafik ışığının daha verimli çalışmasını sağlayabi­liyor. Uzun süredir yolda olan bir sürücüye yaklaşmakta olduğu bir lokantadan otomatik olarak indirim kuponu gönderilebiliyor. Bir sigorta şirketi sürücünün araç kul­lanım verilerini inceleyerek çok daha gerçekçi bir fiyat teklifinde bulunabiliyor. Bu tür sistemlerin yaygınlaşma­sı sonucu, örneğin sigorta ücretinin artmasını istemeyen bir sürücü çok daha dikkatli ve trafik kurallarına uyarak araç kullanmaya başlayacaktır. Üstelik araçlar birbiriyle de iletişim halinde olabilecek. Trafikte seyreden araçlar sürekli kendi aralarında konuşarak yol ve trafik şartla­rıyla ilgili bilgi değiş tokuşu yapabilecek. Bu sayede zin­cirleme trafik kazaları da tarihe karışabilir. IBM, General Motors ile anlaşarak çevrimiçi araç işine girdi. Birlikte geliştirdikleri Onstar Go adlı sistem bireysel sürücü alış­kanlıkları ve tercihleriyle ilgili topladığı verileri IBM’in Watson adlı yapay zekâ yazılımına aktarıyor. Watson bu bilgileri analiz ederek sürücülere çeşitli önerilerde bu­lunuyor. Önümüzdeki yıl General Motors tarafından üretilecek 4 milyon araçta bu sistemin kullanılması bek­leniyor. Tüketici elektroniği alanında dünyanın önde ge­len firmalarından olan Samsung geçtiğimiz günlerde 8 milyar dolara Harman Uluslararası Endüstri adlı firmayı satın aldı. Lüks araçlar için ürettiği müzik sistemleriyle bilinen Harman, gelirinin yaklaşık yansını otomobillere internete bağlanma özelliği kazandıran donanım ve ya­zılımdan satarak kazanıyor. Samsung’un bu firmayı satın alması, otomobillerin tıpkı cep telefonları gibi internete bağlı akıllı cihazlara dönüşme sürecinde öne çıkmak için yapılmış bir hamle olarak yorumlanabilir. Sonuç olarak internete sürekli bağlı olan araçlardan toplanan verilerle insanların araç kullanma şekli çok değişecektir.

Otomobillerde yazılımın ön plana çıkmasıyla otomo­bil hırsızlığı kavramı da değişiyor. Önümüzdeki yıllarda otomobil hırsızı yerine otomobil korsanı ya da otomo­bil hacker’ı terimini kullanmaya başlayabiliriz. Otomo­billerin kilidini zorla açıp düz kontak yaparak otomobil çalma dönemi çoktan kapandı. Son derece gelişmiş yazı­lımlı araçları çalmak eskisi kadar kolay değil. Bunun için gerçekten hacker olmak gerekebiliyor. Örneğin ABD’de Tesla araçların çalınma oranı diğer araçlara göre 13 kat daha düşük. Üstelik böylesi bir araç çalınsa bile aracın topladığı ve merkeze gönderdiği onca veri dikkate alın­dığında hırsızlar kısa zamanda yakayı ele verecektir.

Dört dörtlük sürücüsüz araçlar üretilebilmesi için biraz daha zaman gerekse de otomobillerdeki dönüşüm çoktan başladı. Araçlardaki emniyet kemeri, hava yastığı gibi pasif güvenlik önlemlerine artık aktif güvenlik ön­lemleri de eklendi. Sürücüsüz araçlardaki kadar akıllı ol­masalar da önümüzdeki beş yıl içinde satılacak araçların çoğunda aktif güvenlik ön­lemleri bulunacak. Örneğin önündeki araca fazla hızlı yaklaştığında otomatik fren yaparak çarpışmayı önleyen veya çarpışmanın şiddetini azaltan otomatik fren sistemi birçok araçta standart olarak yer almaya başladı. Benzer şekilde sürücünün şeritten çıkmasını engelleyen veya sürücüyü uyaran şerit takip yardımcısı yeni otomobillerde artık son derece yaygın.

Otomotiv sektörü hem teknolojinin etkisi hem de in­sanların beklentilerinin değişmesi nedeniyle büyük bir değişim rüzgârının etkisinde. Önümüzdeki on yıl içinde otomobillerde adeta teknolojik bir devrim yaşanacak.

Elbette bu süreçte çeşitli teknik ve sosyal sorunlar da baş gösterecektir. Yaşanacak değişimin meslek seçimi, şehir planlaması gibi konularda da önemli etkileri olacaktır. Yir­mi yıl içinde profesyonel şoför sayısında önemli bir düşüş yaşanırsa şoförlüğü meslek edinen kişiler işsiz kalabilir. Gençlerin kariyerlerini planlarken bu tür şeyleri dikkate alması gerekebilir. Akaryakıt tüketimi düşecek, elektrik kullanımı artacaktır. Sürücüsüz araçlarla ilgili önemli yasal düzenlemeler yapılması gerekecektir. Tüm bunlar iyi bir planlama ile çözülebilir. Erken adım atmak özel­likle genç girişimciler için önemli bir farkındalık da oluş­turacaktır.

Son olarak bu değişimin ülkemizdeki yansımasına da göz atalım. Ülkemizde otomotiv endüstrisi hayli ge­lişmiş durumda. Özellikle ihracatta otomotiv çok önemli bir yer tutuyor. Bilgi birikimi, tecrübeli ve nitelikli insan gücü sayesinde, dünya çapında birçok otomobil markası için üretim üssü haline gelmiş durumdayız. Bu potansi­yelin yerli marka otomobillerle bir üst düzeye taşınması milli hedeflerimiz arasında. Otomotiv sektörünün yaşa­dığı dönüşüm düşünüldüğünde yerli otomobilleri avan­tajlı hale getirecek bazı temel özellikler de ortaya çıkıyor. Otomobil dünyasının geleceği ve ülkemizin enerji politi­kalarına baktığımızda geliştirilecek otomobilin elektrik­li olması önemli. İlk aşamada yarı otonom sonrasında tümüyle otonom sürüş yetenekleri olmalı. Ülkemizde uluslararası ölçekte rekabetçi yazılım projelerine imza atılıyor. Yazılım sektöründeki yeteneğimizin otomotiv sektöründeki bilgi birikimiyle birleştirilmesi ve otonom sürüş özellikli bir otomobil üretilmesi kalıcı bir marka oluşmasına önemli katla yapacaktır. Dünya otomotiv sektöründe önemli bir değişimin ve dönüşümün yaşan­dığı bu dönem böyle bir hedef için büyük bir fırsat sun­maktadır. Bu fırsatı değerlendirebilirsek dünya çapında rekabetçi bir yerli marka otomobil üretebiliriz. Gürkan Caner Birer

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. mahmut ndemirkolllllu dedi ki:

    devrim OTO;;=ilk milli oto 1961 de 130 günde 4 adet eskişehir cer atelyesinde üretildi.3 tip motor içinden biri seçildi.medyanın muhalefetin siyasetin müdahalesine,sanayii ve abd nin karşı olmasına rağmen imal edi
    ldi.(koç +fort ortak imalatı olan ”anadol”87000 satıldı ve alıcılar birbuçuk yıl bekledi)devrimi üretenler başarılı çalışan kahramanlardı..mercedes honda cıtroen fiyat otolar milli oto değildir. .Devrimi projelendirenlere bir teşekkür dahi edilmedi.çoğu rahmetli oldu ruhları şad olsun..Devrim otonun yapılışında sn erbakanın gayretleri unutulmamalı.Kısa zamanda 4 devrim otosunu üreten kahraman mühendislerin bu üstün başarılaRINDAN dolayı kutlayan takdir eden ,anan hiç bir devlet yetkilisi olmadı.Üretime geçilememesi en çok hain medya yüzünden olmuştur.Gazeteciler genelde milli ve manevi duygulardan uzaktı.Olumsuz yazılar yazan gazetecileri lanetliyorum.imalatı durduran yetkilileri de kınıyorum.Gece gündüz ve zor çartlarda çalışan teknik elemanlara para maaş takdirname verilmeyişinide kınıyorum.mahmut demirkolllllu

BİR YORUM YAZ