DOLAR
17,2536
EURO
17,6070
ALTIN
977,33
BIST
2.385,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Perşembe Açık
30°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
SON DAKİKA
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Müsilaj nedir, neden olur? Müsilaj bitti mi?

Geçtiğimiz yıl başta Marmara olmak üzere denizlerimizi etkisi altına alan müsilaj olarak bilinen deniz salyası tehlikesi bu yıl da devam ediyor …

Müsilaj nedir, neden olur? Müsilaj bitti mi?
25.05.2022 13:10
A+
A-

Geçtiğimiz yıl başta Marmara olmak üzere denizlerimizi etkisi altına alan müsilaj olarak bilinen deniz salyası tehlikesi bu yıl da devam ediyor. Yüksek derecede azot ve fosfat girdisi sonucu deniz ortamında oluşan mikroorganizma olan müsilaj hem denizin altını hem de üstünü tehdit ediyor. Prof. Dr. Mustafa Sarı uyarıda bulunarak “Kesin olarak müsilajla karşılaşacağız ama zamanını bilmiyoruz” dedi.

Marmara Denizi’nin karşı karşıya kaldığı ‘deniz salyası’ olarak adlandırılan müsilaj etkisi yaz aylarının yaklaşmasıyla tekrar görülmeye başlandı. Denizin üzerini kaplayan ve uzun zamandır herkes tarafından dikkatle takip edilen salyası, en az suyun yüzeyi kadar altındaki hayatı olumsuz etkiliyor.

DENİZ SALYASI NEDİR, NEDEN OLUR?

Deniz salyasının artışının insan sağlığı üzerinde de etkili olacağını belirten İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim görevlisi Doç. Dr. Muharrem Balcı, “Deniz salyası, deniz ortamında oluşan mikroorganizmaların aşırı artış göstererek ortama salgıladıkları organik bileşikler sonucunda oluşuyor. Bu organik bileşikler suyla temas ettiklerinde şişiyor, gözle görünür hale geliyor ve deniz salyası oluşuyor. Deniz salyasının oluşması için bazı özel koşullara ihtiyaç vardır. Bu özel koşullar için yüksek derece de azot ve fosfat girdisi ve su sıcaklığına ihtiyaç vardır” diye konuştu.

İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim görevlisi Doç. Dr. Muharrem Balcı ise “Bu gidişle küresel ısınmanın etkisi daha da arttığı için deniz salyası ile birlikle bazı özel mikroorganizma grupları ortaya çıkacaktır. Bu mikroorganizmalar oldukça zehirlidir. Bu zehirli maddeler bazı balıkları daha çok bazı balıkları daha az etkiler. Mesela midye zehirli maddelerden daha az etkilenir. Midyeler bu zehirli maddeleri biriktirir ve soframıza kadar gelir. Bu midyeyi yediğiniz anda felç bile geçirebilirsiniz” değerlendirmesini yaptı.

UZMANLARDAN MÜSİLAJ UYARISI

Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Eğitim ve Uygulama Yerleşkesi H. Avni Kocaman Deniz Bilim Merkezinin açılışına katılan Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı müsailaj tehlikesine dikkat çekti.

Denizcilik müzesinde müsilaj nedeniyle ölen deniz canlılarının sergilendiği bölümde katılımcılara bilgiler veren Prof. Dr. Sarı, su sıcaklığının artmasıyla birlikte denizlerde müsilaj oranının artacağını vurgulayarak, şunları söyledi:

* “Bir eylem planı yaptık. Çevre Şehircilik Bakanımız 7 ilin belediye başkanı ve valileri altına imza attı. Eylemlere başladık ama henüz atık yükünü ne yazık ki azaltabilmiş değiliz. Hepinizin aklında eminim ki ‘Bu sene müsilaj olacak mı olmayacak mı’ sorusu var.

* Beni tanıyan herkes merak ediyor. İnşallah olamayacak diyelim ama bilim veriyle çalışır, veriler olacağını gösteriyor ama aynı zamanda geçen yılki kadar yoğun olamayacağını da söyleyebiliriz. Çünkü 2021 yılında yaşadığımız müsilaj 2020 yılının kasım ayından itibaren suyun altında başlayan faaliyetlerin bir sonucuydu.

* Şu anda suyun altında yoğun bir müsilaj oluşumu yok. Deniz karı mahiyetinden var az miktarda da kremsi müsilaj olarak yüzeylerde zaman zaman görünüp kayboluyor. Suların sıcaklığının artmasıyla beraber önümüzdeki günlerde yeni müsilaj oluşumlarıyla karşılaşabiliriz. Şöyle ifade ediyoruz. Kesin olarak müsilajla karşılaşacağız ama zamanını bilmiyoruz.”

“EYLEM PLANI 3 YIL GİBİ ZAMAN ALACAK”

Deniz müzesinde sergilenen, müsilaj nedeniyle ölen dip canlıları, mercan ve süngerleri katılımcılara göstererek Marmara Denizi’ne yardım edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Sarı, “Daha az atık çıkartalım, daha az deterjan kullanalım, daha az denize sıvı yağ, atık yağ dökelim. Böylece denize yardım etmemiz lazım çünkü eylem planının tam olarak hayata geçmesi 3 yıl gibi bir zaman alacak. Bu zamanı beklersek denizin zamanı kalmadı” açıklamasında bulundu. (DHA)

“FİTOPLANKTON GRUPLARININ AŞIRI ÇOĞALMASI İLE MİSÜLAJ OLUŞUYOR”

Prof. Dr. Mustafa Sarı, misülaj oluşumunu şöyle anlattı; “Denizde fitoplankton grupları dediğimiz mikro alpler var. Bunların aşırı çoğalması sonucu ortamda stres koşulları vuku buluyor. Bu durumda da ekstrem şartlarda misülaj dediğimiz mukus salgılıyorlar. Bu sümüklü, şeffaf organik yapıda bir madde. İlk salgıladığı zaman bu halde değil. Misülaj, mikro organizmalar için çok uygun bir üreme, gelişme, beslenme ortamı. Bu yüzden fitoplankton grupları tarafından bu salgılandığında hemen ortamda bulunan bakteriler, virüsler, ve diğer mikro organizmalar kümelenmeye başlıyor. Böylelikle oluşum süreci tamamlanıyor. Ve denizin içinde sümüksü deniz salyası metrelerce uzayıp gidiyor. Bir tül gibi denizin içini sarmaya başlıyor.

Bu yüzeyden yaklaşık 5 metre aşağıda başlıyor. 15- 20 metreye kadar devam ediyor. Şu anda yoğunlaştığı için yüzeyden 30 metreye kadar inmiş durumda. Misülaj Akdeniz havzasındaki denizler için doğal bir durum aslında. Bazı yıllarda az bazı yıllarda da azıcık fazla olmak şartıyla hayatı çok etkilemeyecek şekilde Akdeniz’de, Ege’de, Adriyatik’te ve Marmara’da görülüyor. Ancak doğal olmayanı ise bu sene çok yoğun birşekilde ortaya çıkmış olma sıfır.

“BUNUN ÜÇ TEMEL FAKTÖRÜ VAR”

Bunun için yüzlerce sebebin sayılabileceğini belirten Mustafa Sarı, misülaj oluşumundaki temel üç faktörü şöyle sıraladı;

“Birincisi, Marmara Denizi’nde bu yılki ortalama suyun sıcaklığı 40 yıllık sıcaklıkların 2,5 derece üzerinde. Sadece Marmara değil, Akdeniz denizler sistemi komple sıcak. Ancak en yükseği şu an Marmara Denizi. Bunun da nedeni küresel iklim değişikliği.

İkincisi, Marmara Denizi orijinal yapısı gereği durağan bir deniz. Yani dip ile yüzey arasındaki karışımlar, sirkülasyonlar sınırlı. Çünkü dibinde Akdeniz’in suları var. Güney’de Çanakkale Boğazı’ndan girip İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e çıkıyor. Yüzeyde ise Karadeniz’den gelen sular var. Kuzey’den geliyor, İstanbul Boğazı’ndan Çanakkale Boğazı’na oradan Ege ve Akdeniz’e doğru akıyor. Yüzeydeki Karadeniz suları az tuzlu, organik madde olarak zengin ve hafif. Bu yüzden yüzeyden akıyor. Marmara Denizi’nin ortalama ilk 25 metresi Karadeniz kökenlidir. Onun altında ise ağır, besince fakir ama ağır Akdeniz suları var. Güney’den Kuzey’e doğru akıyor.

Tuzlulukları, besinleri farklı bu iki su tabakası, arada tampon tabaka dediğimiz tabaka tarafından ayrılıyor. İşte bu tabaka iki suyun birbiri ile karışmasını engelliyor. Normalde denizlerde yüzey ile dip zaman zaman karışır. Yüzeydeki akıntılar ise neredeyse Karadeniz’den gelen sularla ilintili. Yani ana etken Karadeniz’den gelen suyun miktarıyla ilişkili. Marmara Denizi’nin orijinal yapısı zaten durağandı. Bunun üzerine küresel iklim şartları da eklenince denizdeki durağanlık normalin üstüne çıktı.

Üçüncüsü, Marmara Denizi’ni uzun yıllar atık denizi olarak kullandık. Marmara Denizi’nin çevresinde 25 milyon insan yaşıyor. Bunların bütün atıkları doğrudan yada dolaylı olarak denize gidiyor. Türkiye endüstrisinin neredeyse yarısı Marmara Denizi’nin çevresinde. Bu atıklar yine denize gidiyor. Bölgede çok yoğun tarımsal faaliyet var. Gübre, zirai ilaç ve kalıntıları yağışlar ile denize gidiyor. Ne oluyor Marmara Denizi’nin azot-fosfor yükünü artırıyor. Besin elementleri bunlar aynı zamanda. Şimdi bu üç tane tetikleyici olduğunda, denizdeki biyolojik süreçlerin başlangıcı olan fitoplankton gruplarından bazıları hızla çoğalmaya başlıyor. Bu azotu ve fosforu tüketmek için. Bize yardım etmeye çalışıyorlar aslında.

Fitoplankton gruplarının bazıları evet misülaj üretiyor ama, aslında bunlar şu an soluduğumuz havanın neredeyse yarı oksijeni üretmekte. Denizlerdeki fitoplankton grupları olmasa nefes aldığımız havanın içindeki oksijen yetmeyecektir. Karalardaki ormanlar bunu sağlayamıyor. Oksijenin kaynağı denizler. İşte bu gruplar hızla çoğalarak denizdeki azotu, fosforu tüketmeye çalışıyor. Bunların bazıları hızlı bazıları da yavaş tükeniyor. O hızlı yavaş dengesi bozulduğunda elementler arasında stres şartları ortaya çıkıyor. Fitoplankton da kendisini korumak için salgı bırakıyor. İşte üçüncü tetikleyicide böyle ortaya çıkmış oluyor.”

ETİKETLER: , , , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.