DOLAR
17,9643
EURO
18,4290
ALTIN
1.034,65
BIST
2.799,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
28°C
İstanbul
28°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Açık
30°C
Cuma Az Bulutlu
29°C
Cumartesi Az Bulutlu
29°C
Pazar Az Bulutlu
28°C

Kur baskısına karşı alınacak tedbir önerileri

Döviz kuruna baskı yapan unsurları ortadan kaldırmanın ana amaç olduğu konusunda fikirlerini paylaşan  Ekonomist, Prof. Dr. Mahmut Demirbaş …

Kur baskısına karşı alınacak tedbir önerileri
06.07.2022 12:13
A+
A-

Döviz kuruna baskı yapan unsurları ortadan kaldırmanın ana amaç olduğu konusunda fikirlerini paylaşan  Ekonomist, Prof. Dr. Mahmut Demirbaş, döviz kuruna baskı yapan unsurları sıralandırarak, ekonomide yapılması önerilerini aktardı.

Mahmut Demirbaş, kura baskı unsunların çerçevesini; negatif reel faiz (negatif reel kayıp), dış ticaret dengesizliği ve ödemeler bilançosuna olumsuz etkisi, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararı ile Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz kararı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yönetiminin statik tavrı ve düşük faiz oranı ile iç piyasadaki dolarizasyon algısı şeklinde çizdi.

Olağanüstü olaylar toplumun alışkanlıklarını etkiledi

Demirbaş, aktarımında toplumun üst üste yaşadığı travmalarında dolarizasyonu hizmet ettiğini belirterek şu bilgileri vererek, “15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi süreci toplumda güvensizliği arttırmış, pandemi süreci yaşanmış korku kültürü insanların içine yerleşmiş, pandemi sürecinde kapalı kalınan süredeki bireylerin tasarruf ettiği tutarlar yabancı paraya yönelmiştir.” dedi.

Enflasyonun kura etkisi

Demirbaş’ın aktarımda ön çıkan konular şöyle:

“04 Temmuz 2022 tarihinde TÜFE yüzde 78,62 olarak TUİK tarafından açıklandı. Bu açıklama sonucu olarak negatif eksi 0,36177’dir. Anlamı ise yüzde 36,177 oranında negatif reel faiz söz konusudur. Bu kadar yüksek negatif reel kayıp kur seviyesine yukarı yönlü güçlü baskı yapar.

Ödemeler dengesi bilançosu

2022 Nisan ayı dış ticaret endeksleri sonucunda ithal ürünlerin satın alma değeri yüzde 44,01 artarken, ihraç edilen ürünlerin satış değerinde yüzde 9,097 oranında azalmasının ödemeler bilançosunu olumsuz etkilemiştir.

İhracatın ithalatı karşılama oranı

2021 Mayıs ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 79,9 oranında gerçekleşirken 2022 Mayıs ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 64 olarak gerçekleşmiştir.

2022 yılı Ocak-Mayıs döneminde dış ticaret hacmine baktığımızda geçen yılın aynı döneminde dış ticaret hacmi ödemeler bilançosuna eksi 930 milyon 134 bin lira tutarında olumsuz etki ederken 2022 yılı Ocak-Mayıs döneminde dış ticaret hacmindeki değişim ödemeler bilançosuna eksi 43 milyar 233 milyon lira tutarında olumsuz etki yapmaktadır.

ECB’nin faiz kararı kur baskısı yapıyor

50 baz puan faiz artışı beklenen 17 Temmuz 2022 Avrupa Merkez Bankası (ECB) kararı ve 75 baz puan faiz artışı beklenen 27 Temmuz tarihli Fed faiz kararları sonrasında bizim gibi ülkelerin kur seviyesine baskı artacaktır. İlgili kararlar sonrasında Avrupa ve ABD kaynaklı tahvillere yatırım yapan yatırımcıların, tahvil fiyatlarında meydana gelebilecek düşüş nedeni ile, kayıpları artacaktır.

Likidite darlığına dikkat

Örneğin; 5 Haziran 2022 tarihindeki Fed’in 75 baz puanlık faiz artışı sonrasında ki, 15 Haziran-4 Temmuz tarihleri arasında, 5 yıllık ABD tahvillerindeki değer kaybı yüzde 17,815 oranındadır. Aynı dönemde, Almanya 5 yıllık tahvillerinde değer kaybı yüzde 27,43 oranındadır. 2022 Temmuz ayı sonu itibariyle tahvil fiyatlarındaki kayıp artarak devam edecektir. Tahvil fiyatlarındaki kayıp finansal kurumların sermaye yeterliliklerinde zayıflık yaratacak, likidite darlığına neden olacaktır.

Oluşan likidite darlığı faiz oranlarının artmasına neden olacak, artan faiz oranları yeniden likidite darlığı yaratacaktır. Bu bir kısır döngüdür. Bu dönemde ilgili merkez bankalarının varlık alımı yapmayacak olmaları da sorunu arttıracaktır. Böyle bir ortamda paranın maliyeti artacağı için döviz bulmak zorlaşacak veya yüksek maliyetli olacak, ve bu sebeple döviz kuruna baskı yapacaktır.

Dolar/TL’nin seyri maceralı ilerliyor

TCMB yönetimi 23 Eylül 2021 tarihinde politika faiz oranlarını yüzde 14’e indirdi. 2021 Eylül ayından 05 Temmuz 2022 tarihine kadar süreç de dünyada çok şey oldu. 23 Eylül de 1 ABD doları 8,6584 lira tutarındaydı. 4 Temmuz 2022 tarihinde ise 1 ABD doları 16,7935 lira tutarında. Bu arada dolar kuru 18 lirayı geçti, kur korumalı mevduat hayatımıza girdi, 10 liraya kadar geriledi, 13 lira seviyende yerini buldu ve 17,30’un üzerine çıktı ve bugün 16,79 lira tutarında. Dolar kuru çok macera atlattı.

Enflasyon hızla yükseldi

2021 Eylül ayında TÜFE yüzde 19,89 oranında, ÜFE yüzde 43,96 oranında, hizmet üretim fiyat endeksi yüzde 31,30, tarımsal üretici fiyat endeksi yüzde 23,35 olurken, 2022 Haziran ayı sonu itibariyle TÜFE yüzde 78,62 oranında, ÜFE yüzde 138,31 oranında, hizmet üretim fiyat endeksi yüzde 89,96, tarımsal üretici fiyat endeksi yüzde 154,97 oranında gerçekleşti.

Merkez Bankası’ndan Türk Lirası kararları üst üste geldi

Bu dönemde 4 defa TÜFE endeksli menkul kıymet (tahvil) ihracına yöneldi, tahvil iskonto oranı yüzde 30 iken, 4 Temmuz 2022 tarihinde iskonto oranını yüzde 50 çıkardı. Bunun anlamı başlangıçta yüzde 23,1 getiri garantisi taahhüt ederken bugün itibariyle yüzde 33,33 oranında getiri garantisini tesis etmiş oldu.

Kredi bulmakta sorun yaşanabilir

En önemlisi ise mevduat munzam karşılıklarının yüzde 8 oranında yüzde 25 oranına kadar yükseltilmesi oldu. Bankaların mevcutta kısa vadeli olan mevduatlarının maliyetini yüzde 4,188 oranında arttırmış oldu. Bu artış bankaların piyasaya sunduğu kredi maliyetlerine yansıdı ve piyasadaki kredi bileşik faiz oranları yüzde 33’e kadar yükseldi ve firmaların kredi bulmaları zorlaştı.

Bu dönemde üretmiş oldukları ürünleri ihraç edecek kurumların ihraç gelirlerinin yüzde 40 tutarını Merkez Bankası’na satmak zorunluluğu getirildi.

Ukrayna-Rusya savaşı emtiaların fiyatını körükledi

Bu dönem içerisinde Ukrayna-Rusya savaşı başladı emtia fiyatları yükseldi, tedarik zinciri bozuldu, Rusya bankaları swing sistemi dışına itildi. Rusya’ya bir kısım yaptırımlar söz konusu oldu, hammadde fiyatları arttı, Ruble gaz devreye girdi, Ruble savaş başlangıcında dolar karşısında yüzde 128 değer kaybına uğradı, Rusya faiz oranını yüzde 20’ye kadar çıkardı, daha sonra faiz oranını kademeli olarak yüzde 9,5 oranına kadar indirdi, ruble devalüasyonu ortadan kaldırdığı gibi savaş öncesi duruma göre yüzde 14,51 oranında değer kazandı.

Merkez Bankası faiz artışına statik yaklaştı

Fed faiz oranı 0,25 puandan 1,75 puana yükseltti, dünyada çok sayıda ülke enflasyonla mücadele etmek için faiz oranlarını arttırdı. Merkez Bankası politika faiz oranını yüzde 14 de sabit bıraktı. Statik bir yaklaşım gösterdi. Merkez Bankası’nın politikasının reel finans piyasası ve tahvil piyasası ile rekabet eder konuma geldiğini savunan Demirbaş, bu yaklaşımın döviz kuruna baskı yaratacağını dile getiriyor.”


Ekonomide alınacak tedbirler

Demirbaş, son dönemde dünyada ve Türkiye’de ekonomide yaşananları sıraladığı aktarımını şu önerilerle son verdi:

  • Olması gereken faiz ve olması gereken kur politikası güdülerek realiteden uzaklaşılmamalı.
  • Paranın dolaylı yollarda maliyeti arttırılmamalı, 2022 Eylül-2023 Mart dönemin de karşılaşabileceğimiz likidite krizine kendimizi bu yaz aylarında hazırlamalı.
  • Statik yaklaşımdan vazgeçmeli.
  • Fed ve ECB kararlarından sonra gerçekleşebilecek düşen hammadde fiyatlarından yararlanmalı.
  • Sanayicimizi korumalı, sanayicimizin üretim maliyetini yükselten enerji zamlarından uzak durulmalı.
  • Tahvil ve finans piyasası ile hızlıca barışarak 3 ay içerisinde bulabildiğimiz kadar fon bulunmalı.
  • Uzun vadeli opsiyon sözleşmeleri yapılmalı.
  • Savunma sanayi ve tarım öncelikli sektör olarak ulusal güvenlik amacıyla desteklenmeli.
  • Bu sektörlerin yanı sıra kimya sektörü, demir çelik sektörü, demiryolu ulaşım hattı ve lojistik bölgeler ile sürekli ve kesintili (rüzgar ve güneş) enerji sektörü desteklenmeli.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.