DOLAR
18,8197
EURO
20,3115
ALTIN
1.128,47
BIST
4.997,63
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
5°C
İstanbul
5°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Kar Yağışlı
2°C
Salı Karla Karışık Yağmurlu
3°C
Çarşamba Çok Bulutlu
5°C
Perşembe Az Bulutlu
6°C

Kaynaksız Fikirler 5: Korkular

28.09.2022 23:17
A+
A-

Kaynaksız Fikirler serisini oluşturma sebebim fikirlerim ve hislerim üzerine düşüncelerimi kaleme almaktı. Öyle de oldu. Planlı değildi hiçbir konusu, sadece zihnimden dökülenlerdi. Bu sefer de çokça kafa yorduğum bir duygumu bu ayki yazımda ele almak istedim: korkular.

İlk gençlik yıllarımızda korkuya giriş yaptığımızı, onunla büyüdüğümüzü anımsamak güç değildir. Ancak çoğu zaman bu duygumuzu küçüklüğümüze verip yaş almakla geçeceğini sanarız. Kişinin kendinde değiştirmek, aşıp geçmek istediği her duygusunda çabalamak ya da yüzleşmek gerektiği gibi korkunun da üzerine gitmek gerekiyormuş. Kimilerimiz üzerine gitmemiş, bastırmış.

Bir bavula kıyafetlerinizi sıkıştırdığınızı düşünün. İnsan seyahate çıktığında yanına en gerekli eşyalarını alır. Bazıları, gelişi güzel, lüzumlu lüzumsuz, ayrıştırmadan bavuluna attıkları yüzünden onun fermuarını bir türlü kapatamaz.  Üzerine oturur, kollarıyla bastırır, ya patlarsa diye strese girer. İşte korkularımızı da böyle sıkıştırırız bavulumuza. Halbuki o bavulda uykuya dalmadan önce kurulan hayaller, geleceği şekillendirecek hedefler de vardır. Ama bastırmaya çalıştığımız korkularımız fermuarı da engeller ve sonuç olarak çıkmamız gereken yolculuğumuz ertelenir. Ertelemek olacak olacak, hayırlısı, nasipte varsa tabii olur dedirten bir kaçma eylemi. Ertelediğinde, planlarının bir gün olacağına dudakların inanır, beynin bu şekilde olmaz der, kalbin içten içe kendini kandırdığını bilir. Bazen garip bir umut, nedensiz bir inançla erteleyenlerden olmayı seçeriz. Bilinçsizce, seçimimizin farkında olmadan yaparız bunu. Ertelemeye sebebiyet veren o korkuları görmeyiz.

Çocuğuz deriz, korkularımız büyüdükçe bizi bırakacak zannederiz. Bizi zorlayan hislerimizi, düşüncelerimizi bırakmanın bizzat bizim görevimiz olduğunu kavradığımızda bu sanrı geçer. Korkmak sorumluluk almamak demektir, kaçmak ya da bastırmak acılı ama kolay olanıdır. Yüzleşmekse yine acılı fakat umut vadedenidir çünkü sonucunda bizi aşağıya çeken yüklerden kurtulmak vardır. Çocukken yaşama daha umutlu bakar hatta umuttan ziyade sanki gelecekten ve kendimizden eminmiş gibi tavır takınırız. Yani inanırız dünyaya, kendi gücümüze, gelecekte tüm isteklerimizin gerçekleştiğini düşleriz. Büyüdüğümüzde, çocuksu hayalperestliğimizin etkisi azalmaya başladığında çıplak gerçeklik bizi bekler. Evet, kendimize inanırsak hedeflerimiz de inanılır gelir. Ancak büyürken o güzel gelecek için hazırlanan bavulumuza korkularımızı da almak hedeflere varışı zorlaştırır.

Sınırlar zihindedir benzeri cümleler işitmişizdir. Başarısızlık yaşamamış birçok insan başarısızlık ne bilmezken zihninde kurguladığına inanarak, yapmak istediklerinden çekinir. Gücünü hiç tatmamışlarımızsa yaşamın getirdiği bazı şeylerden kaçar. Mesela: Sabah altıda kalkmaktan, okulda veya işte favori olamamaktan, akşamüstü eve yorgun gelmekten, âşık olmaktan, kim olduğunu aramaktan, evi çekip çevirmekten, konuşmaktan, ay sonundan, çocuk rolünü bırakıp eş belki ebeveyn olmaktan korkar. Başlatır erteleme eylemi adı altında kaçma işini.

Sanırım hayatı oyun gibi görmekten insanoğlu iki sonuç çıkarıyor. Birincisi ‘‘Yaşam benim oyun bahçem, istediğim rolü giyinir, zevklerime göre yaşarım onu. Ben ve keyfim vardır.’’ derken, ikincisi ‘‘Yaşadığımız hayat bir oyundur ve her oyunun kuralları vardır. Kurallara göre yaşamaz, istenilen seviyeleri geçemezsen başarısız bir ömrün olur.’’ diyor. İkinci sonuca varanlarımız korkuyu içlerinde besleyip hayatta başarısız anılmamak için her adımını titreyerek atanlarımız. Çünkü onun dünyasında kimse, o bir insan ve elbet hata yapacak, demiyor. Kimse kendine, ben mükemmel olmak zorunda değilim, başarısızlık da başarı kadar olağan derken samimi gelmiyor. Sanırım kalıplaşmış ancak inandırıcılığı azalmış bu cümlelere biraz şans vermek zamanı.

Feyza Altun

Bavulunu aç, ayır üzerine giydiğinde gününü mahvedecek duyguları, mesela özgüvensizliği. Beceriksizsin diye bağıran o eşyanı at. Çok mu boşaldı bavul? Daha iyi ya, hayallerini ve varmak istediğin noktayı hatırlarsın. Çıkarsın bir alışverişe. Önce yüreğin için bir inanç bulursun, aklınla yeteneklerine yakışacak bir güven… Ve korkuyu beraberinde getiren çevrenin sesi ile zihninden kulağına fısıldanan o olumsuz iç sesini kısarsın. Hayat bir oyun mu bilmem ama eminim ki her birimiz başrolünü kaptığımız bir ömre sahibiz. Ömür bir yolculuksa… Korkmayalım ki o bavul kapansın, ruhumuza yaramayan olumsuz duygular boşalarak çıksın içinden, bu sayede fermuar çekilebilsin, o yolculuğa çıkılsın.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Beyza dedi ki:

    Emeğinize sağlık, yine bizleri özetleyen bir yazı❤

  2. Ebru dedi ki:

    Herkesin kendinden bir parçayı bulduğu mükemmel bir yazı daha .Tebrik ediyorum

  3. Eda Yazgan dedi ki:

    Yine nasıl okuduğumu ve nasıl bittiğini anlayamadığım bir yazı daha muhteşem 🙏🏻♥️

  4. Muhammed dedi ki:

    Her zamanki mükemmel bir yazı daha. Her yazınla kendini biraz daha ileriye taşımayı başarıyorsun. Tebrik ederim. 👏🏼