DOLAR
32,2129
EURO
35,0167
ALTIN
2.502,23
BIST
10.739,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
25°C
İstanbul
25°C
Açık
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Az Bulutlu
22°C
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C
SON DAKİKA
10:09 Eğitim-Bir-Sen Çanakkale Turu Düzenledi
10:09 Balıkesir Büyükşehir Belediyesi 20 Mayıs Dünya Arı Günü’ne Yoğun İlgi
10:06 İzmit’te Canan Dağdeviren Çınar Çocuk Evi Açıldı 
10:01 Tetik’den Kerman’a İşçi Çıkarma Tepkisi
10:01 Keşan’da Okullara Eğitim-Sen’den Ziyaret
10:01 Narkoçelik-18’De 1 Tonu Uyuşturucu Ele Geçirildi
10:00 Şekerde Dönem Kotası Belli Oldu
09:36 Başkan Büyükkılıç’tan Arıcılığa Son 3 Yılda 7 Milyon Tl’lik Destek
22:06 Öğretmen Yaz Semineri 2024
20:38 Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, “Bu Şehirde Siyasetçisi De, Bürokratı Da, Devlet Görevlisi De, Farklı Siyasi Partilere Mensupları Da Herkes Yüzde 53’E Saygı Duymak Zorunda
20:24 Ekrem İmamoğlu, Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’yu Makamında Tebrik Etti
18:38 Kovan Başı İlave Destek Geliyor
18:38 Sezer Sezgin: “Bursaspor Basketbol Yerli Oyuncular İçin Cennet”
18:37 Karayolları Arşivi 100. Yıl Kütüphanesi’nde Buluştu
18:33 Kırgız Cumhuriyeti’nin Her Yıl Geleneksel Olarak Düzenlediği Kırgız Şenlikleri Bu Yılda İznik’te Gerçekleşti
18:32 Gölcük Belediyesi; 19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı Kapsamında Anıtpark’ta Düzenlediği “Gençlik Atölyeleri” İle Gençler, Sanat Dolu Bir Bayram Coşkusu Yaşadırlar
18:31 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı, Didim’de Coşku İle Kutlandı
18:31 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik Ve Spor Bayramı, Didim’de Coşku İle Kutlandı
18:29 9 Mayıs 1919’Un 105.İnci Yıl Dönümü, Tüm Yurtta Olduğu Gibi Kandıra’da Da Coşkuyla Kutlandı
18:29 Birleşmiş Milletler Temsilcisi Louisa Vinton Başkan Turan’ı Ziyaret Etti
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Kaynaksız Fikirler 2: İnsan Kendine Ne Zaman Acır?

07.03.2022 15:32
A+
A-

”Oynadıkları oyunu hiç anlamıyorlardı. Yaşamak istiyorlardı; en çok buna kızıyordum.” diyordu Oğuz Atay. Ben de ekliyorum: Oynadığımız oyunu anlamak istiyor muyuz?

Kaynaksız Fikirler 2: İnsan Kendine Ne Zaman Acır?

İnsan Kendine Ne Zaman Acır?

Acı çektiğini söyleyen her insan benim için ayrı bir yere sahipti. Çünkü onlar benden biriydi, bana benziyorlardı. İçimdeki eksikliklerden kaynaklı derin yaramın bana verdiği yetiyle onları anlıyor, onların yaralarını fark ediyor ve saygı duyuyordum. Sonra anladıklarımın sadece bendeki acının benzerleri olduğunu, deneyimlemediğim için farklı acılara empati kurmakta güçlük çektiğimi fark ettim. Hatta çoğu zaman zihnimde “Ben bu durumu yaşasaydım nasıl hissederdim?” diye senaryolar kurmaya çalışıyordum. Sanki bu dünyada her duyguyu anlamam gerekiyormuş gibi. Sadece acı da değil mutluluk, coşku, heyecan, korku vb. ne varsa bilmediğim her durum için zihnimde sahneler kurup kendimi de başrol yapıp, onlarca perde açtım. Anlamaya çalıştım. Anlamaya çalıştıklarımla yeni dünyalar açılıyor sanırken bir de baktım ki zihnimdeki sahnelerin ve oynanan oyunların sayısı arttıkça hikayeler birbiriyle çarpışıyordu, çok benziyorlardı.

Yaş alıp ergenliğin verdiği kişisel dünyanın duvarları saydamlaşıp, içeriye başkalarını koydukça subjektiflikten objektifliğe geçiyormuş insan. Belki olgunluk dedikleri kavramın özü budur. Hele anlama ve dürüstlüğe önem veren bir yapın varsa hepten objektif oluyor ve hatasızlığa en yakın çıkarımları bulabiliyorsun. Kesişen acılar dedim ya en büyük çıkarımım bu. Farklı adlar verilmiş insanların, farklı başlıklarda ve farklı biçimlerde yaşadığı aynı acılar. Tıpkı teması bir olan ya da senaryosunda birkaç değişikliğe gidilmiş ancak tek bir elden çıkmış sanat metinleri gibi. Bunu görmek yalnız değilim cümlesini o kadar içine sindiriyor ki uzun bir süre ne güzel diyorsun, yalnız değilim ve acın hafifliyor. Sonra biraz daha bu düşüncenin üzerine düşüyorsun, yalnız değilim de bu nasıl iş peki diyorsun. İnsanların duygularının temelinde, onları esir alan duygular aynıysa… Yoksa bu bir oyun mu? Bunları düşünüyorsun. Çektiğin acı komik geliyor, hatta başkalarının dertlerini dinlerken eskiden ”Seni çok iyi anlıyorum” laflarının yerine ”Ya biliyorum çok klasik” demeye başlıyorsun -bunu içinden söylüyorsun ki kimse kırılmasın- .

Hal böyle olunca bizi özel kılan ne kalıyor? Acılarımız bile bir. Mutluluklar desen zaten sayılı şeylere seviniyoruz. Keşke milyonlarca minik detay için coşan ruhumuzu görüp hissetsek ama ancak bu kadar oluyor bizden. Çünkü daha içteki yarayı kapatamamışız. Üstelik kim bir yara üzerinden özel kılınmak ister?

Bu hayat sanki bir oyun sahnesi. Bir tek oyunu oynayan ve bunun  farkında olmayan bireysel dünyalarda takılı kalan milyarlarca insan… Oğuz Atay’ın Oyunlarla Yaşayanlar kitabında dediği gibi:

Son günlerde herkesi birbirine karıştırıyorum. Belki de karıştırmıyorum. Belki de insanlar aynı oyunları oynuyorlar, hayatlarını birbirine benzer oyunlarla geçiriyorlar.

Kaynaksız Fikirler 2: İnsan Kendine Ne Zaman Acır?

Fotoğraf: Min An

Tabi bu tüketim çağında elbisesinden tutup yediği içtiği, gittiği mekanları, zevkleri bir olan insanlarız ve ironik bir şekilde yaparken kendimize has sandığımız onca şey var. Çağ ile bir olmakla mutlu olan, bunu zorla yapmayan insanlar için bu durum çok da zararlı değil. Zaten konu bunların ortaklığı değil, konu acıların ortaklığı. Acılar birse kimse mi bir çözüm bulamıyor buna ve bu durum az da olsa acıyı yok edişte yardımcı olmuyor mu?

Mutluyken nasıl oluyor bilmiyorum ama acı çekerken tüm dünyadaki en önemli rolü üstlendiğini düşünüyorsun. Üstelik mutlu olmak için çabalaman gerekirken acıda kurban olmak çabayı yok ediyor. Şu hayatta acıların karşısında kendini kurban ilan ettin mi ruhundaki tüm çabalama gücü uçup gidiyor, kendi hayat hamurunu acıya teslim ediyor ve onun yoğurduğu kadarını yaşıyorsun. Somut örnek her zaman işe yarar deyip bir açıklama yapmak istiyorum. Kötü olaylar karşısında ”Neden ben, ben ne yaptım da bunu yaşadım, ben masumdum” deyip dururken tamamen insanı, insanları, hayatı, kaderi suçluyoruz. Buna yanlış demiyorum, masum olduğumuz durumlarda zaten karşıdaki suçludur. Yanlış olan kısmı karşıyı suçlamakla harcanan enerjiyi iyileşme ihtimallerimiz için harcamamak. Yani acının içine tıkılıp kalmak, debelenip durmak, çıkmak için bir kapı varsa da onu bakış açımıza katmamak. Kaynaksız Fikirler 1‘de dediğim gibi “Geçmiş gerçekten peşimizde”. Bunu değiştiremeyiz evet, ama bizi takibi bırakmasını sağlayamaz mıyız?

İnsan ne zaman kendine acır? Bence insan acı çektiği için kendine acımaz. Çünkü mutluluk gibi hüzün de varlığımızın bir parçası. Mutluluk kadar acı da ihtiyaç dahilinde. Farkıysa şu: İnsan mutluyken, sevinçliyken hayattan kopmaz, tam aksine hayat damarlarından akar, yaşam soluğu ciğerlerdedir ve bu tüm benlikte hissedilir ama acı tüm yaşamı durdurur, zaman akar gider, sanki insana uğramaz hatta zaman koşar ama insan geride kalır. İşte insan o zaman kendine acır. Ortak acıların karşısında çözüme ulaşanları örnek alamayıp kendi acısına boğulduğunda… İnsan gününe, anına bilinçle dahil olamadığında; içindeki onu yakanların hapsinden çıkamayıp dışarıdaki anın zevkine karışamayınca ve bu gerçeği tüm çıplaklığıyla fark ettiğinde acır. Kendine acır…

Fark etmek büyük bir lükstür. Farkındalığa kavuşan için iki seçenek vardır: Dramına, acısına bir de bu gerçeği katıp daha da batmak ya da bataktan çıkarak kapının pervazının ışığını gördüğü için bu sefer kapıyı aramak.

Şimdi ne olacak?

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Beyza Avatarı Beyza dedi ki:

    Tebrik ederim müthiş bir sohbet yazısı olmuş. Konuları ele alış biçiminiz, bakış açınız çok iyi.