Akıllı Gündem

Gözler İstanbul’da, İstanbul MARKA Konferansı’nda

Lider konferans kuruluşu Yürekli’nin Yapı Kredi World ana sponsorluğunda düzenlediği ve 20’nci yılında ana eksende İstanbul temasının yer aldığı MARKA 2019 Konferansı başladı. Çırağan Palace Kempinski’nin saray binasında, 2000’e yakın iş liderinin katılımıyla açılan konferansın sabah seansı gündem yaratan ve ilham veren konuşmalara sahne oldu.

Gözler İstanbul’da, İstanbul MARKA Konferansı’nda

Türkiye’deki en güçlü fikir platformu olarak tanımlanan MARKA Konferansı’nın birinci gününde alanının lider isimleri katılımcıların zihin dünyasında önemli etkiler bıraktılar. Türkiye’nin siyasi ve sosyal ideolojisini en doğru yorumlayan Bekir Ağırdır, MoMa’nın efsane direktörü Glenn D. Lowry, modadan sanat yaratan Ayşe ve Ece Ege, kendine has üslubuyla ünlü tarihçi İlber Ortaylı, TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski ve TÜSİAD Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası, ünlü modacı Mary Katrantzou, duayen psikiyatrist Mehmet Sungur, komedyen ve yazar Kaan Sekban, tarihçi Saffet Emre Tonguç, Türkiye’nin en önemli sanat tarihçilerinden Nazan Ölçer ve şarkılarla İstanbul’u tanımlayan İskender Paydaş ve Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör ezber bozan konuşmalarıyla sahnede yer aldılar.

‘MARKA’YA ÖZEL SANAT

Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat sanatçısı Halil Altındere’nin, MARKA Konferansı’na özel olarak ürettiği ve ilk defa izleyicilerle bir araya gelen eseri ‘Polis Limuzini’ katılımcıları karşıladı. Ayrıca Altındere’nin Yapı Kredi’nin 75’inci yılı için hazırladığı heykelleri Yapı Kredi özel alanında yer aldı. 19 yıldır olduğu gibi 20’nci yılında da konferansın moderatörlüğünü yapan BJ Cunningham, 20 yıldır konferanslardan öğrendiğini şöyle özetledi: “Marka ne logodur, ne isimdir. Marka söz vermek ve bu sözleri yerine getirmektir.”

MARKA Konferanslarının yaratıcısı Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör açılış konuşmasında, MARKA Konferansı’nın birçok yerde iş dünyasının ‘en etkili fikir platformu’ olarak anıldığını hatırlatarak şöyle devam etti: “‘Yirmi’ çok özel bir yıl. Bir markayı marka yapan istikrarın, sürdürülebilirliğin, dayanıklılığın, bugüne kadar arkasında durduğu tüm değerlerin bir anlamda diplomasını almak gibi. Bu özel yılda, çok değerli ve anlamlı bir çıktı yaratma sorumluluğumuz olduğuna inandık ve bu yılı en değerli markamız olan İstanbul’a adadık.”

Gözler İstanbul’da, İstanbul MARKA Konferansı’nda

Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör

SIFIR ATIK HEDEFLİ KONFERANS

Yürekli Şengör, konferansın var olduğu günden beri İstanbul’dan ilham aldığını vurgulayarak, İstanbul markasını hak ettiği noktaya yükseltmek için bir sorumluluk hareketi başlattıklarını kaydetti. Yürekli Şengör, şunları söyledi: “İstanbul için emek harcamalıyız. Biz bu amaç için aylardır çalışıyoruz. Üç büyük STK MARKA Konferansı’na destek verdi. TÜSİAD ile akıllı şehir politikaları üstüne bir çalışma; İKSV ile kültür sanatıyla markalaşan İstanbul hedefini somutlaştırma arayışı… Ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı WWF ile de İstanbul plastik sorununa çare arıyoruz.”

Plastik Avcıları İstanbul projesiyle Doğal Hayatı Koruma Vakfı WWF Türkiye’nin liderliğinde İstanbul’un tek kullanımlık plastik atığını azaltmak ve açığa çıkan atığı da geri dönüşüme kazandırmayı hedeflediklerini söyleyen Yürekli Şengör, Plastik Avcıları İstanbul projesinin, Üsküdar ve Beşiktaş ilçelerini kapsadığını ve bu ilçelerin belediye başkanlarının desteğiyle gerçekleştiğini vurguladı.

Yürekli Şengör, konferansın da sıfır atık ilkeleriyle tasarlandığını dile getirerek, tüm sponsorların da bu projeye destek verdiğini kaydetti. Yürekli Şengör, “Projenin bir diğer önemli destekçisi Yapı Kredi World. Yapı Kredi World tüm Worldcard kullanıcılarını kapsayan bir bağış kampanya başlattı. Kampanyaya katılan her kart kullanıcısının ilk 100 TL harcaması için WWF’e 10 TL world puan değerinde katkı sağlanıyor.Sabah saat 9’da başladı ve şu anda bağışlanan rakam 85 bin TL. Hedefimiz bu kampanyayı 50 bin kişiye ulaştırmak. 500 bin TL katkıyla ayrılmak istiyoruz. Siz de World Mobil’e girin. Kampanyaya dahil olun” diye konuştu.

YALIN’DAN İSTANBUL ŞARKISI

20. yılında tüm konferansın merkezine alınan İstanbul markası için bir şarkı hediye etmek istediklerini söyleyen Yürekli Şengör, “İki kıtaya, farklı kültürlere, tüm dinlere ev sahipliği yapan İstanbul’un buluşturucu gücünün eşsiz olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin en iyi müzisyenlerinden biri olan Yalın bizler gibi bu hayali kurdu. Şarkıyı Yalın’la birlikte seslendirmek üzere birçok ses arasından Kübalı şarkıcı Solanch de la Rosa seçildi. MARKA Konferansı’nın 20. yılı için bu şarkıyı İstanbul’a ve sizlere hediye ediyoruz” dedi.

Yürekli Şengör’ün konuşmasının ardından katılımcılar ilk kez Yalın’ın İstanbul şarkısını dinledi. Komedyan, yazar Kaan Sekban ise Plastik Avcıları İstanbul projesinin ayrıntılarını paylaştı ve tüm katılımcıları plastik avcısı olmaya çağırdı.

MÜZELER ‘UHU’ GİBİ BİRLEŞTİRİCİ

Dünyaca ünlü ve ezber bozan kişiliğiyle New York Modern Sanat Müzesi MoMA’nın efsane direktörü Glenn D. Lowry, Müzelerin toplumsal merkezler haline dönüştüğünü, hem protesto noktası, hem buluşma hem de öğrenme noktaları olduğunu vurgulayarak, “Müzelerin varoluşçu olması lazım. Anı yakalaması, duygulara hitap etmesi ve yenilenmesi şart. Müzelerin devingen olması şart sabit kalamaz. İstanbul, New York, Paris hepsi sürtüşmeleri, farklı kültürleri, fikirleri bünyesinde barındırmak zorunda ki bir sinerjiye dönüştürebilsin.Demokratik toplumlarda bu çok önemli sadece ziyaretçi değiliz katılımcıyız sanatla buluşuyoruz” dedi.

MoMA’da yaptıkları dönüşümü aktaran Lowry, şunları söyledi: “Müzede, insanları buluşturup kaynaştırıyorsunuz. Sanatçıları ve düşünürleri bir araya getiriyor toplumu zenginleştiriyorsunuz. İstanbul’daki tüm müzeler o kadar önemli ki uhu gibi toplumu birleştirip kaynaştırma başarısını yakalıyor. Ve bu başarılı olduğunda sizlere bambaşka bir şey yaşatıyor. Müze, hem halka açık olup kaynaştırmalı, yüzlerce binlerce farklı kişiye aynı anda aynı şeyi yaşatmalı, aynı zamanda butik müzeler de olmalı ki sanat eseriyle tekil ilişkiler de kurulabilsin.”

Lowry, İstanbul’un çok önemli bir sanat merkezi olduğunu da dikkat çekerek “İstanbul bana bilmediğim tanımadığın sanatçıların eserlerini tanıtıyor çok şey öğreniyorum. Hem bienaliyle yapıyor hem de müzeleriyle. Belli başlı sanat noktalarından biri haline geldi İstanbul. Sanatla buluşuyoruz ve sanatçının gücünü takdir eder hale geliyoruz” dedi.

Sakıp Sabancı Müzesi’nin müdürü ve Türkiye’nin en önemli sanat tarihçilerinden Dr. Nazan Ölçer, gazeteci Şelale Kadak’ın sorularını yanıtladı. Müzelerin İstanbul’un marka olmasında önemli olduğunu vurgulayan Ölçer, “Ancak müzelerin yanı sıra İstanbul’un kendisi de açık şehir müzesi. Biz hala İstanbul’u keşfediyoruz. 8 bin yıllık bir şehir. Şehre gerçekten müzedeki eserler kadar ilgi göstermeliyiz hoyratça el koymalardan kaçınmalıyız” dedi.

İSTANBULCA KONUŞAN KALMADI

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın, İstanbul’u hak etmenin İstanbullu olmanın kurallarını açıkladığı konuşması ayakta alkışlandı. Gazeteci Deniz Bayramoğlu moderatörlüğünde Ortaylı, öncelikle İstanbulca yani İstanbul Türkçesi ile konuşanın kalmadığını vurgularken, “İstanbullularda edep erkan vardı, İstanbulca konuşurdu, etrafla da çok ilgilenirdi. Şimdi AVM’lere göre tarif veriyorlar. Kadıköy’de oturup Süleymaniye’yi bilmeyen İstanbullu olamaz” dedi.

Caroline Rush ile Dice Kayek markasının yaratıcıları Ayşe Ege ve Ece Ege, sanat müzelerine giren koleksiyonları İstanbul Contrast’ı anlattılar. Ece Ege, İstanbul’un markayı ilk kurduklarından beri kendilerine ilham kaynağı olduğunu vurgularken, Ayşe Ege, İstanbul Contrast’ın modern sanat müzelerinde kostüm kısmında değil de sanat eserleri kısmında sergilenmesinin kendileri için büyük bir onur olduğunu söyledi. Ayşe Ege, bir sonraki duraklarının da 2022’de Los Angeles bölgesi olduğunun da müjdesini verdi.

Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Sungur, gazeteci Balçiçek Pamir ile yaptığı konuşmada modern insanın endişe ve kaygılarına dikkat çekti. Sungur, kaygının gelecek ile ilgili tehdit karşısında ortaya çıktığının ve bunun da endişeye neden olduğunu dile getirerek “Endişe belirsizlikle ilgili kavram. İstanbul öngörülebilir değil sürprize gebe bir şehir. Roller coaster gibi bir duygudan diğerine geçiyoruz. Hayat bize olanlardan çok onlara verdiğimiz tepkilerle ilgili olduğu gibi şehirlerde de aynı şey geçerli. İstanbul’da da daha az yargılamalı daha çok sevmeli daha az protesto etmeliyiz. Belirsizliği kabul etmeliyiz. Pusulamız da değerlerimiz olmalı” dedi. Hep iyi duyguları hissetmenin varoluşsal veya duygusal mükemmeliyetçiliğin bencilliğe alacaklı gibi davranmaya yönelttiğini belirten Sungur, tüm alacaklıların mutsuz olacağını söyledi. Sungur, “Hayat bize bedel ödemeden verilmiş armağan bunu almayı bilmek gerekiyor. Zaman zaman acılar da olacaktır” dedi.

MÜZİKLERLE İSTANBUL TARİHİ

MARKA Konferansı’nın ilk gününün ilk seansında en dikkat çeken sunum İskender Paydaş’ın oldu. Paydaş, müzik ile beraber katılımcıları İstanbul’un markalaşma sürecinin tarihine yolculuğa çıkardı. Paydaş, seansını Ozan Ünlü ile beraber söylediği İstanbul’da adlı şarkıyla tamamladı.

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, Türk iş dünyasının rekabetçi olmak istediğini belirterek, “Rekabetçi olmak için finansal istikrara ihtiyaç var ve kurumsallaşmak çok önemli ama tahmin edilebilir bir ortam çok daha önemli. Böylece yatırımcılar, müşteriler rahatlıkla faaliyet gösterebilsin girişimciler işini kurmaktan kaçınmasın” dedi. İş dünyasının aynı zamanda dünyaya entegre olmak istediğini kaydeden Kaslowski, bunun için de TÜSİAD’ın Gümrük Birliği’nin tarım gibi sektörleri de dahil edecek şekilde genişletilmesi için uğraştıklarını vurguladı. İstanbul’un ve TÜSİAD’ın en önemli konularının başında dijital dönüşüm ve iklim değişikliğinin geldiğini söyleyen Kaslowski, şöyle konuştu: “İklim değişikliği konusunda farkındalığın artırılması çok önemli. Plastik Avcıları çok önemli girişim. Biz de üyelerimizden yakın zamanda plastik kullanımlarını azaltma konusunda taahhütle gelmelerini istedik. Tabii ki bu çalışmaları tüm taraflar birlikte yürütmeli.”

TÜSİAD Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası, ‘Dünya nasıl değişiyor? İstanbul nasıl değişmeli?’ başlıklı sunum yaptı.

YENİ DÜNYAYI İNŞA ETMEK

KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, gazeteci Şirin Payzın ile ‘Post-Truth Sonrası Dünyada Modernizm ve İstanbul’u konuştu. Öncelikle ‘Post-truth’u açıklayan Ağırdır, “Dünyada dans eden kadınlarına biber gazı sıkan tek şehir burası yüzyılın depremini bekleyip hiçbir şey yapmayan şehir de burası, İstanbul sadece post-truth’un değil karşılaşmaların, karşıtlıkların şehri. Karşılaşmaların kavuşmaların ve barışmaların da şehri olabilir ama biraz daha zamanımız var” dedi. Gençlere baktığımızda ayrışma görmediğini söyleyen Ağırdır şöyle konuştu: “Biz ne kadar zorlarsak zorlayalım yeni gençler hele hele İstanbul’da büyüyen gençler başka bir hayat inşa ediyorlar. Sokaklarda başka bir gelecek inşa ediyorlar. Biz kendi bildiklerimizle ezberlerimizle konuşuyoruz. İstanbul iki hayatın da bir arada yaşandığı ve aynı gençlerin de şiddete karşı beraber dans ettikleri mekanları da var. Geleceği hangisi olduğuna gençler karar verecek.”

Ağırdır, “Her dansa biber gazı sıkarak bunu dönemi yönetemeyeceksiniz. Henüz o hayatın ütopyaları olmadığı için liderleri de yok elimizde. Maharetimiz ve potansiyelimiz, fırsatımız var bir arada yeni yaşamın kurallarını oluşturmak elimizden geçiyor. Şehre ve insanlara güveneceksiniz hayata sarılıp bu yeni dünyayı inşa etmek için emek harcayacaksınız” diye konuştu.

Tarihçi ve seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç, katılımcıları sunumunda İstanbul’un tarihine seyahate çıkardı.

WWF’NİN İSTANBUL MODA ELÇİSİ

Londra moda haftasının yıldızlarından ünlü modacı Mary Katrantzou, Caroline Rush ile birlikte toplum için moda üretmeyi anlattı. Katrantzou, Posedion Tapınağı’nda kanserli çocuklar için 30 yıldır uğraşan vakıf için bir defile yapma fırsatının kendisi için çok önemli olduğunu vurgulayarak, “Nesiller boyunca kalacak bir koleksiyon hazırladım. Moda söylemek istediğinizi değerlerinizi sesinizi yaratıcı şekilde aktarmanızı sağlıyor. Tapınakta bunu yapabildik. Fikirlerden yola çıkıp tapınağın yaratıldığı dönemlere geri dönmüş oldum. Defile ile bir şeyleri topluma geri verebiliyoruz. Bağışlar ve biletler sayesinde vakıf 30 yılda kazanamadıkları parayı toplamayı başardılar. Ve bu benim için büyük mutluluk” dedi. Katrantzou, defilenin kendisinin hayata bakışını değiştirdiğini artık 6 ayda bir defile yapmasına, sürekli hazır giyim göstermesine gerek olmadığını duyarlı, sürdürülebilir ve durup nefes alması gerektiğini düşündüğünü vurguladı. WWF’nin İstanbul moda elçisi olduğunu açıklayan Katrantzou, okulları ziyaret ederek yaratıcılığı taşımaya çalışacağını duyurdu.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ