Akıllı Gündem

Geleceği şekillendirecek 10 teknoloji

Çığır açıcı teknolojilerden uzun zamandır söz ediliyor. Peki önümüzdeki yıllara damgasını vuracak teknolojiler neler olacak?

Geleceği şekillendirecek 10 teknoloji

Aslında bunları şimdiden tahmin etmek mümkün. Dünya çapında pek çok şirket bu konuya kafa yoruyor. Bir sonraki nesillerin hayatında olacak teknolojilerle ilgili söz sahibi olmak için çalışıyorlar. Ekonomiyi, politikaları hatta kültürleri etkileyecek bu teknolojileri 10 başlıkta sıraladık.

Bu teknolojilerin bazıları şu anda kullanılıyor, diğerleri ise gelişmek için hala bekleme aşamasında.
FELCİ İYİLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?

Bilim insanları bugünlerde omurilik yaralanmaları­nın ortadan kaldırdığı hareket özgürlüğünü geri kazan­dıran beyin implantlarının kullanımında dikkate değer ilerlemeler kaydediyor.

Kullanılabilirlik: 10-15 yıl

Gregoire Courtine’in kafasından “Haydi yürü!” dü­şüncesi geçiyordu. Bu Fransız nörobilimci bir koşu
bandının ucunda saldırganca çömelen bir makak maymunu izliyordu. O ve ekibi bir bıçak ile bu hayvanın omuriliğinin or­tasından boylu boyunca bir kesik atarak maymunun sağ bacağını felç etmişti. Coıırtine şimdi kendisinin bu maymunu tekrar yürütebileceğini ispat­lamak istiyordu. Bunu başarabilmeleri için o ve ekibi bu hayvanın kafatasının altında motor korteksine te­mas eden bir kaydetme cihazı yerleştirmiş ve açtıkları kesiğin altındaki omuriliğinin etrafına esnek elektrotlar dikmişlerdi. Bu iki elektronik cihazı kablosuz bir bağ­lantı birbirleriyle haberleştiriyordu.

Sonuç: Maymunun hareket etme niyetini anlayan ve sonra onu hemen elektriksel uyarım dalgaları şeklinde maymunun omurgasına gönderen bir sistem. Çok geçmeden bu maymunun sağ bacağı hareket etmeye başladı. Ayağını kaldırdı ve ileri uzatıp indirebildi. Biraz topallıyordu sadece. Lozan’daki İsviçre Federal Politeknik Enstitüsü’nde görevli bir profesör olan Courtine o anı sevinçle şu kelimelerle hatırlıyor, “Bu maymun düşünüyordu ve sonra birden yürümüştü.”

Son yıllarda, laboratuvar hayvanları ve birkaç in­san makinelere bağlı beyin implantları sayesinde düşünceleriyle bilgisayar işaretçilerini veya robot kollarını kontrol ediyor. Şimdi araştırmacılar felci tamamen yen­mek için bu teknolojiden faydalanmaya çalışıyor. Beyni okuma teknolojisini vücuttaki elektrik uyarıcılara kab­losuz olarak bağlıyorlar. Böylece Courtine’in “sinirsel bypass” dediği olayı yaratıyorlar. Bu sayede insanların düşünceleri bacaklarını tekrar hareket ettirebilecek.

 

KENDİ KENDİNE GİDEN KAMYONLAR

Direksiyonunda sürücüsü olmayan kamyonlar çok yakında yanı başınızdaki otobanlarda uçarcasına gide­cek. Peki bu durum bu ülkedeki 1,7 milyon kamyon şoförü için ne anlama gelecek?

Kullanılabilirlik: 5-10 yıl

Günümüzde birkaç şirket kendi kendine giden kam­yonları test ediyor. Bu konuda birçok teknik problem yaşansa da bu konuya destek verenler kendi kendine giden kamyonların daha güvenli ve ucuza mal olacağı­nı düşünüyor. 40 yıldır profesyonel sürücüsü olan Greg Murphy, “Bu sistem kamyonu sıklıkla benden daha iyi sürüyor” diyor. Murphy, kendini kendini sürmek için gerekli donanıma sahip kamyonları hazırlayan bir San Francisco şirketi olan Otto’da güvenlik yedekleme sü­rücüsü olarak çalışıyor. Kendiliğinden giden kamyon­ların çok sayıda mavi yakalı işçiyi de etkilemesi bekle­niyor. İş İstatistikleri Bürosuna göre ABD’de 1,7 milyon kamyon işçisi bulunuyor. Teknolojinin yakın zamanda kamyoncuların yerini alması pek mümkün değil. An­cak, işin niteliğini kesinlikle değiştireceği düşünülüyor. Otto’nun teknolojisini kullanan ve yollarda olan yedi kamyon var. Şirket, teknolojinin maliyet geri dönüşü­nün bir ya da iki yıllık sürede olması için çalışıyor.

 

YÜZÜNÜZLE ÖDEME YAPIN

Çin’de yüz tanıma sistemleriyle ödeme yapmaya imkan sağlanıyor, tesislere girmeye izin veriliyor ve suçluların takibi sağlanıyor. Peki Çin’i bu konuda diğer ülkeler de izleyecek mi?

Kullanılabilirlik: Hemen

Son beş yıl içinde bilgisayarlar yüz algılamada inanılmaz işler başarıyorlar ve Çin’de hem gözetleme hem de huzur açısından bu teknoloji fevkalade hızlı bir şekilde yayılıyor. Yüz algılama aslında polislikten tutun da insanların bankalar, mağazalar ve ulaştırma hizmetleriyle olan her türlü günlük etkileşim tarzını dö­nüştüreceğe benziyor. Yüz tanıma sektörünün büyük­lüğünün devasa olduğu düşünülüyor. Öğrenen maki­neler ve görüntü işleme konusunda uzman olan Pekin Üniversitesinden yardımcı doçent Shiliang Zhang da aynı görüşte. Zhang, Face ++ ofislerinden çok uzak ol­mayan bir laboratuvara başkanlık ediyor. Zhang, Çin’de pek çok şirketin bu konuda çalışma yaptığını söylüyor. Güvenliğin öneminin arttığı günümüz dünyasında bu teknolojinin yaygınlaşması ise an meselesi.

 

PRATİK KUANTUM BİLGİSAYARLAR

Google, Intel ve diğer birkaç araştırma grubunda kaydedilen ilerlemeler bilgisayarların nihayet eskiden ha­yal bile edilemeyecek bir güce sahip olacağını gösteriyor.

Kullanılabilirlik: 4-5 yıl

Hollandalı bir araştırma enstitüsü olan QuTech’in laboratuvarlarından biri, kuantum hesaplamada dünyanın en ileri çalışmalarından bazılarını yapıyor. Ancak bu laboratuvar daha çok HVAC (ısıtma-havalandırma- iklimlendirme) test merkezine benziyor. Delft Teknolo­ji Cniversitesi’ndeki uygulamalı bilimler binasının ıssız bir köşesinde gizli saklı bir alanda hiç insan yok. Bu alan sanki elektronik çekirgelerin istilasına uğramış gibi çınlama sesleriyle uğulduyor ve dört ayaklı büyük mavi silindirlerden çıkan yalıtılmış tüpler, kablolar ve kontrol ekipmanlarıyla dolup taşıyor.

Aslında basınçlı birer soğutucu olan bu mavi silin­dirlerin içinde nano-kablolar, yarı-iletkenler ve süper- iletkenlerin bir araya geldikleri tuhaf kuantum mekani­ği işleri dönüyor. Bu bilgisayarların hayata geçmesine yönelik önemli adımlar bu laboratuvarda atılıyor. Bu bilgisayarlar birkaç yıl içinde kriptolamamn, ilaç araş­tırmalarının ve yapay zekanın kitabını baştan yazıyor olacak.
360 DERECE ÖZÇEKİM

Yuvarlak görüntüler çekebilen ucuz kameralar, fo­toğrafçılıkta ve insanların kendi hikayelerini paylaşma şekillerinde yeni bir çağ başlatıyor.

Kullamlabilirlik: Hemen

Bitki örtüsü üzerindeki mevsimsel değişiklikler Koen Hufkens’i daima büyülemiştir. Harvard’da bir çevre araştırmacısı olan Hufkens bu yüzden geçen sonbahar aylarında Massachussets ormanından VirtualForsest.io. adlı bir web sitesine naklen görüntü yayını yapan bir sistem kurmayı akıl etti. Kullandığı kamera 360° resim­ler üretebildiğinden siteye giren ziyaretçiler sadece gö­rüntü akışım izlemekle kalmadı. Kendi bilgisayarlarının faresini veya akıllı telefon ve tablet bilgisayarlarda parmaklarını kullanarak bir daire içindeki görün­tüyü panoramik hale getirebildiler. Bunun yanında parmakları­nı ya da fareyi yukarı doğru götürerek or­manın üstündeki gök kubbeyi, aşağıya doğ­ru götürerek de ormanın zeminini görebildiler. Eğer kafalarında bir sanal-gerçeklik başlığı varsa, o zaman kafalarını hareket ettirerek resmi döndürebildiler ve sanki gerçekten bir ormanın içindeymiş gibi bir illüz­yon yaratabildiler.

Hufkens bu proje sayesinde kendisinin New England’cla iklim değişikliğinin yaprakların gelişimini nasıl etkilediğinin belgeselini yapabileceğini söylüyor. Toplam maliyeti Yaklaşık 350 dolar, fotoğraf çeken Ricoh Thêta‘nın S marka kamerası da dahil.

 

YENİ GÜNEŞ PİLLERİ

Güneş ışığındaki enerjinin ancak küsuratını emebilen güneş panelleri yerine güneş enerjisinin daha fazla­sını yakalayabilen farklı türden bir güneş enerjisi cihazı verimliliği artırabilir.

Kullanılabilirlik: 10 ile 15 yıl

Güneş panelleri her geçen gün daha fazla sayıda binanın çatılarını kaplıyor. Ancak ilk ortaya çıkışlarından 10 yıllarca sonra bile bu silikon levhalar halen çok hantal, pahalı ve verimsiz. Bu konvansiyonel fotovoltaj piller, güneş ışığındaki enerjinin sadece küsuratını emebiliyor. Bunun nedeni ise bu panellerdeki köklü sınırlamalar.

Ancak MIT bilim insanlarından oluşan bir ekip ya­ratıcı mühendislikten ve malzeme bilimindeki ilerleme­lerden faydalanarak güneş enerjisinin daha fazlasını ya­kalayabilen farklı türden bir güneş enerjisi cihazı yaptı. Burada işin sırrı önce güneş ışığını ısıya dönüştürmek, sonra onu tekrar ışığa çevirmekte yatıyor. Ancak bura­da güneş pillerinin kullanabileceği spektrumun içine odaklanılıyor. Her ne kadar çeşitli araştırmacılar yıllar­dır ısıl-foto-voltaj pillerinin geliştirilmesi için çalışıyor olsalar da MITnin bu cihazı bu yaklaşımla verimliliğin dramatik boyutlarda artabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda sıradan bir foto-voltaj pilinden çok daha fazla miktarda enerji emebilen ilk ekipman sunuyor.

 

GEN TEDAVİSİ 2.0

Bilim insanları bugüne kadar kalıtsal bozuklukların tedavisini engelleyen köklü sorunlara artık çözüm bul­muş durumda. Bir sonraki aşamada ise aynı yaklaşımın kanser, kalp rahatsızlığı ve diğer yaygın hastalıklarda da kullanılıp kullanılmayacağını göreceğiz.

Kullanılabilirlik: Hemen

Kala Looks ikiz oğlanlarını 2015 Ocak ayında doğur­duğunda, o ve kocası Philip çocuklarından birinin geninde ölümcül bir mutasyon barındırdığını bilmiyordu. Üç aylık oğlu Levi’ye, vücudu enfeksiyonlara karşı sa­vunmasız bırakan SCID ya da ileri derecede bağışıklık yetersizliği teşhisi konulmuştu. Levi’nın kanında has­talıklarla mücadele etmek için gerekli olan bağışıklık hücrelerinden çok az sayıda vardı.

Kala ve Philip sırf Levi’yı hayatta tutabilmek için kendi evlerini çılgınca steril etmeye başladı. Philip iş­ten eve geldiğinde yüzüne bir ameliyat maskesi takmak zorunda kalıyordu.

Başlangıçta Kala ve Philip, tek seçeneklerinin Levi’­ye bir kemik iliği nakli yapılması olduğunu düşündü. Ancak Lcvi’yle bir eş bulamadılar. Daha sonra Boston Çocuk Hastanesi’nde deneysel bir gen terapisi öğren­diler. Bağışıklık sistemini yok etmekle yükümlü olan geni değiştirerek Lcvi gibi çocukları tedavi etmeye ça­lışıyordu.
Kala “Düşündüm ki bu gerçek değil” dedi. “Bunun işe yaramasının hiçbir yolu yok.”

Bununla birlikte, Looks ailesi Mayıs 20’15’te Michigan’daki evlerinden uçtu. Günlerce sonra Levi tedaviyi damarlarına damlattı. O zamandan beri normal bir ço­cuk oldu. Hatta ikiz kardeşinden daha da fazla büyü­dü. SCID ile doğan bebekler tipik olarak iki yaşından itibaren hayatta kalamaz. Şimdi, bir kerelik tedavi, Levi Looks gibi hastalar için bir şifa öneriyor.

 

HÜCRE ATLASI

Biyolojinin bir sonraki mega-projesi, insan vücudu­nun aslında nelerden yapıldığını kapsamlı bir şekilde ilk kez ortaya koyacak olan bir teknoloji haritası…

Kullanılabilirlik: 5 yıl

Robert Hooke, 1665 yılında kendi mikroskopunu bir mantar kümesine odaklamış ve mantarın bir ma­nastırdaki odacıklara benzeyen küçük kutucuklar oldu­ğunu keşfetmişti. Hücreleri tanımlayan ilk bilim insanı olarak Hooke, biyolojinin bir sonraki mega-projesini görseydi şaşkına dönerdi herhalde: Modern gen bili­minde ve hücre biyolojisindeki en güçlü araçlardan faydalanılarak milyonlarca hücreyi tek tek incelemek ve onları mercek altına yatırmak…

Burada hedef, insan vücudunun aslında nelerden yapıldığını kapsamlı bir şekilde ilk kez ortaya koyacak bir teknoloji haritası. Bu harita biyoloji bilim insanları­nın ilaç araştırmalarını hızlandıracak yeni ve karmaşık bir model ele sunuyor.

İnsan vücudundaki 37,2 trilyon hücrenin katalogla­ma işini başarabilmek için her moleküler imzaya isim vermek ve ayrıca vücutlarımızın üç boyutlu alanında her bir türe bir bölge kodu tanımlamak amacıyla ABD, İngiltere, İsveç, İsrail, Hollanda ve Japonya’dan bilim insanları uluslararası bir konsorsiyumda bir araya gel­meyi planlıyor.

 

NESNELERİN ZOMBİ AĞI

Evdeki elektronik aletlere birbirine bağlanabilirlik özelliği katma modası aslında işleri daha da kötüleşti­rebilecek yan etkilere neden oluyor.

Kullanılabilirlik: Hemen

Bilgisayar saldırıları yıllardır var. Bilgisayar korsan­ları daha 2000’li yılların başlarında bile internet üzerin­den bilgisayarlara sızıyor ve interneti toplu bir şekilde merkezi sistemden kontrol ediyordu. Diğer şeylerin yanı sıra bu korsanlar web sitelerini müthiş bir trafiğe maruz bırakarak onları işlevsizleştiren dağınık hizmet dışı bırakma saldırıları düzenlemek için işte ele geçir­dikleri bu bilgisayarların toplam işlem yapma gücün­den faydalanıyorlar. Ancak günümüzde yaygınlaşan ucuz web kameraları, dijital video kaydediciler ve nes­nelerin internetine dahil olan diğer elektronik araçlar yüzünden bu sorun giderek büyüyor. Bu cihazlarda genellikle hiç ya da yok denilebilecek kadar güvenlik önlemi olduğundan korsanlar ufak bir çabayla cihazları ele geçirebiliyor. Bu durum aynı anda tek bir siteden çok daha fazlasını çökerten ve şimdiye kadar hiç gö­rülmemiş büyüklükte bir “zombi elektronik aletler ağı” yaratılmasını kolaylaştırıyor.

Ekim ayında, ele geçirilen 100 bin adet elektronik araçtan oluşturulan bir ağ, bir internet altyapı teda­rikçisini kısmen çevrimdışı bıraktı. Dyn ismindeki bu tedarikçinin ele geçirilmesiyle aralarında Twitter ile Netfflix’in de olduğu çok sayıda ünlü web sitesi birer domino taşı gibi ardı ardına çökertilerek bir süreliğine internetten kayboldu. Bunu daha fazla sayıda saldırının izleyeceğine hiç şüphe yok…
İÜ TAKVİYE EDİCİ ÖĞRENME

MHİ Bilgisayarlar artık kendi deneyimlerinden ders çıkararak işleri nasıl yapacaklarını karar veriyor. Bunu yaparken de hiçbir yazılımcının bir şey öğretmesine ge­rek duymuyorlar.

Kullanılabilirlik: 1 ile 2 yıl

Basit bir bilgisayar simülasyonunun içinde dört şe­ritli sanal bir otobanda kendi kendine giden sürücüsüz arabalar çılgınca manevralar yapıyor. Arabaların yarısı sağ taraftaki şeritlerden gitmeye çalışırken diğer yarı­sı da soldan gelip diğer arabaların aralarına karışmaya çalışıyor. Bu sanki robot bir aracın aklını karıştıracak türden bir hileymiş gibi görünüyor. Ancak onlar bu işi büyük bir ustalıkla yapıyor.

Ben bu araba sürme simülasyonunu geçen aralık ayında Barcelona’da düzenlenen dünyanın en büyük yapay zeka konferansında izledim. İnsana en çok heyecan veren de bu arabaların davranışlarını kont­rol eden yazılımın geleneksel anlamda hiçbir şekilde programlanmamış olmasıydı. Bu bilgisayarlar kurnazca ve güvenli bir şekilde nasıl manevra yapacaklarını sa­dece antrenman yaparak öğrenmişti. Eğitim sırasında bu kontrol yazılımı, her bir hamlede talimatları çok az değiştirerek üst üste defalarca manevra yapıyordu. Çoğu zaman araya girmeler çok yavaş gerçekleşiyor ve arabalar birbirine girmiyordu. Ancak bir araba ne zaman sorunsuzca diğerlerinin arasına girse bu sistem hemen ona neden olan davranışı olumlu bir yöntem olarak öğreniyordu.

Takviye edici öğrenme olarak bilinen bu yaklaşım, imkansız denebilecek bir karmaşıklıkta bir bilgisayar oyunu olan Go’yu üreten ve geçtiğimiz yıl yapılan yük­sek profilli bir maçta dünyanın en iyi insan oyuncula­rından birini yenen Alphabet’in DeepMind adında bir iştiraki tarafından geliştirilen AlphaGo adlı bir bilgisa­yarda kullanıldı. Takviye edici öğrenme çok yakında oyunlardan çok daha fazlasına muazzam boyutta deha katabilir. Bu teknoloji kendi kendine gidebilen sürü­cüsüz arabaların geliştirilmesinin yanı sıra bir robotun daha önce asla görmediği bir nesneyi tutup kavrayabil­mesine yardımcı olabilir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ