DOLAR
17,9331
EURO
18,4099
ALTIN
1.039,38
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Pazar Hafif Yağmurlu
27°C
Pazartesi Az Bulutlu
29°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
30°C

Edebi Ebedi 3: Ela

13.07.2022 21:13
A+
A-

Yıllar önce henüz ilkokula giderken dersin ortasında,  öğretmenime aniden ‘anne’ dedim. Bir anda ağzımdan kaçıvermişti. Annemi özlemiş olabilirdim. Belki de annem beni içinden geçirmişti. Ali’yi ata mı baktırıyorduk, koşturuyor muyduk bilmiyorum ama o esnada Ali’yle işimiz vardı.

Sonra ne olduysa herkes Ela ile el ele girmişken ben meğer ata bakakalmışım. Vermemişim elimi Ela’ya, o da tutmazmış zaten.

ELA

Öğretmenim, elinde tahtayı göstermek için mi yoksa bizim parmak uçlarımıza vurmak için mi tuttuğu sorgulanamayan cetveliyle duruyordu. Ben, ayaklarım sınıfın beyaz kapısına doğru dönük, sıranın ucunda oturuyordum. Dün ilk defa, mahalledeki bir arkadaşımın sünnetinde gördüğüm atı düşlüyordum. Ne güzel de tık tık gidiyordu. Yürüyüşünü boşver, o derisinin rengi nasıl kar gibi beyazdı? Ah ah, beni bindirmemişti annem, onca yalvarmama rağmen. Düşermişim, üstüm kirlenirmiş, benimle de kirlilerle de uğraşamazmış. Neyse işte at dendi, beyazı gördüm derken hop Ela’nın elini fark etmedim bile ben. Sonra adım duyuldu, aman Allah’ım dedim ne oluyor, bedenime bir donukluk geldi. Tekrar seslenildi ismim. Az önce düş kurarken heyecanla döndürdüğüm kalem benden daha çok sarsılıp düştü yere. Çevirdim bedenimi kaşları her an çatılmaya hazır öğretmenime ama ayaklarım reddetti dönmeyi. Vücudumda çok da yer kaplamayan yüreğim, kütleyişiyle kendini büyüttü, nefesimi kesikleştirdi. Çok büyük bir hata yapmış olmalıydım. Gözlerimi kaçırmak istedim fakat çatık kaşların bu hareketimle daha da kalkacağını daha önce tecrübe etmiştim. Burun deliklerinin şişip inişi ve cetvelin tahtaya çarpılışı arasında “Dersi dinlemiyor musun?” dedi. Dinleyemiyorum, sıkılmıştım desem o cetvel daha da hareketlenecekti, dinliyorum desem inanacak gibi de durmuyordu. Tek çare susmaktı, yanıtsız bıraktım soruyu. Nerden bilebilirdim sesimi çıkarma hakkım olmadığı halde sessizliğimin de onu çıldırtacağını? Tam o an açıklama yapma gereği duydum ve sözüme ‘anne’ diyerek başladım. Şaşaladı, yüz ifadesinden garip bir şey dediğimi fark ettim. Ama aynı annemin edasıyla bağırmıştı bana. O da istekleri dilediği gibi olmayınca böyle yapardı. Hani bir önceki derste öğretmenim tebeşir fırlatmıştı ya arka sıralara, işte bunun annemin terlik fırlatışından ne farkı vardı? Sürekli başarısız ve okula ait olmadığımı hissettiren öğretmenim “Yeter artık bıktım senden, seninle uğraşamam” derken üzerim kirlenecek ya da düşeceğim diye uğraşmayan, yetersiz ve evime aykırı olduğumu anımsatan annemdi sanki. Çocuk aklı, düşünemedim, ağzımdan kaçıverdi, ‘anne’ dedim.

Herkes Ela ile el eleyken ben vermemişim elimi Ela’ya. O da tutmazmış zaten. Yoksa Ela mı benim öğretmenim, o da mı annem?

Fotoğraf: Andrea Piacquadio

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. yağız dedi ki:

    mükemmelll yazarı tebrik ederim :))

  2. Beyza dedi ki:

    Yine her zamanki gibi harika bir yazı, bu köşeye bayılıyorum ❤

  3. Eda yazgan dedi ki:

    Her yazıyı heyecanla takip ediyorum çok başarılı 👏👏👏

  4. Hafize ünlü dedi ki:

    Çok güzel yazmışsın canım tebrik ederim 👏👏👏💕