Akıllı Gündem

Dr. Savaş Biçer’le Gündeme, Güncele ve Kişisel Yaşamına Dair Merak Edilenler..

Dr. Savaş Biçer’le Gündeme, Güncele ve Kişisel Yaşamına Dair Merak Edilenler..

Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri haline gelen yerel seçimler ile yine her dönem  önemini koruyan meselelerinden terörle mücadeledeki hamleler, en çok merak edilen konular arasında yer alıyor. Bu konuda yaptığı çalışmalarla tanınan Nişantaşı Üniversitesi  öğretim üyesi Dr.Savaş Biçer’le yerel seçimlerden, terörle mücadeleye, meslek hayatındaki unvanlardan, özel yaşamına ve daha önce konuşmadığı pek çok konuya dair söyleştik..

İşte Dr. Savaş Biçer ile yaptığımız röportaj:

Dr.Savaş Biçer'le Gündeme,Güncele ve Kişisel Yaşamına Dair Merak Edilenler..

Öncelikle merakla beklenen seçimler yaklaşıyor, Türkiye yerel seçim döneminde, insanların gündeminde sıklıkla seçime yönelik sonuçlar, seçim sonrası oluşacak değişiklikler yer alıyor. Şu an Türkiye’nin gündemi olan Mart 2019 yerel seçim dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yerel Seçimlerin yapılacak ve ebette sonuca varılacak ancak gündemdeki tartışmalı sürecin yansımaları sizce nasıl? Seçim dönemindeki çalkalanmalar ve durulmalar hakkındaki yorumlarınız neler?

Öncelikle Türkiye çok partili hayata geçtikten sonra , Türkiye de oluşan bir oy yüzdesi var .Yani muhafazakar sağ yüzdeyle, daha sosyal demokrat, sosyalist veya sol kesim oylarını kapsayan bir kesim var, %65 ’e  %35 gibi bir oran mevcut. Bu oranda;%35 bazen iki partiyi, üç partiyi temsil ederken,% 65 bir iki partiyi temsil edebiliyor. Farklı dönemlerde farklı hükümet şekillerinde, bazen tek parti hükümetlerinde, bazen mecliste bir veya iki parti hatta üç partiyle temsillere, bazen de çok sayıda temsile dönüşen bir seçim sistemimiz var. Ancak bana göre, genel seçimleri ve genel siyaseti, yerel seçimlerden ayırmak lazım. Çünkü yerel seçimler tamamen insanların günlük yaşamını ilgilendiren hizmetle ilgili, yani belediye faaliyetleriyle ilgili. Burada birazda yönetim ve yönetişim farkından belediyelerin etkin olarak insanların hayatındaki yeri dikkate alınıyor.

Bundan on sene öncesine gidersek, sosyal yardım dernekleri, bir takım kulüpler insanların ihtiyaçlarını değerlendirip ona göre bir takım yardımlar planlardı, ramazan aylarında, bayramlarda okullara yardım ederdi. Şimdi bakıyoruz artık bu derneklerin, kulüplerin, sivil toplum kuruluşlarının görevlerinden bir çoğunu yerel yönetimler yapıyor. Yani Lions, Rotary gibi bir çok yardım kuruluşu ,insanlara yardım amaçlı faaliyet gösteren dernekler artık kendilerine alan bulamaz hale geldi çünkü belediyeler ,yerel yönetimler bu konularla ilgileniyor, bu durum çok güzel, bu yönde atılmış güzel bir adım olarak görüyorum.

Ancak bu adımların yanında belediyelerin halkın yaşamında çok önemli olan bazı kesitleri dikkate almaksızın yönetime devam ettikleri alanlarda var. Bunun nedeni de şu; genel seçimdeki gibi, bir siyasi parti sürekli aynı yerde kazanıyor, kazanmaya da devam ediyor ve o yönetim, orada ne yaparsa yapsın veya ne yapamazsa yapamasın halk yine aynı partiye oyunu veriyor. Artık bunu ayırmak lazım, hizmeti ayırmak lazım.

Sokağa çıkıyorsunuz her kaldırım taşı oynuyor, üstünüz başınız çamur içinde kalıyor, doğru dürüst ne yol var ne de belediye hizmeti var, çöpleriniz kapınızdan alınmıyor, tüm bunları görürken yine de gidip o siyasi görüşü benimsediğiniz için o partiye oy veriyor olmak bana göre yanlış. Artık insanların bu durumu aşmalı, özellikle Türkiye de aşması lazım, diğer birçok ülkede bu durum böyle değil. Yani bilinçli seçmen dediğimiz bireyler isteklerini ve beklentilerini göz önüne alarak oy vermeli, benimsedikleri ideoloji nedeniyle değil kim iyi yönetiyorsa ona oy verilmeli.

-Hocam ,tam bu noktada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Mart 2019 seçimlerini sıradan bir seçim olmamakla birlikte aynı zamanda genel seçim niteliğinde değerlendiriyor ve bu söylemlerle birlikte seçmenlerde genel –yerel seçimler hakkında birtakım şekillenmeler oluşuyor, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bunun sebebi var, biz yerel seçimlerle genel seçimleri ayırt edemeyen bir toplumuz. Burada iktidar partisinin oylarında başlayacak erozyon behemehal genel seçimdeki oylara tahlil edilecektir, çünkü kafalarda hemen oy kaybetmeye başladılar ,yüzde düşmeye başladı şeklinde bir düşünce oluşuyor. Ancak yerel seçimler hizmet işi, kim iyi hizmet ediyorsa ona oy vereceksiniz, genel seçimde de ülkeyi kim iyi yönetiyorsa ona oy vereceksiniz veya ülkenin yönetimiyle ilgili beklentilerinizi kim daha iyi karşılıyorsa ona oyunuzu vereceksiniz, bilinçli seçmenden kastım bu, dolaysıyla eğitim şart. Yani seçmenin eğitilmesi, bilinç düzeyinin ona göre getirilmesi gerekli, bu tabi biraz zor bir süreç bizim için, özellikle kutuplaşmanın olması, partiler ve gruplaşmaların olması durumu var. Örneğin, eskiden milliyetçi cephe ve diğerleri vardı, şimdi de ittifaklar var. Ülke yavaş yavaş iki kutba ayrılmaya başlıyor ve çok partili hayatında anlamı kalmamaya başlıyor. Bilinçli seçmenin bu ayrımı yapması lazım, bir çok insan biliyorum ki sırf ittifakların görünen yüzü nedeniyle belki de oy vermeyecek halbuki hizmet için bundan kaçınmak lazım.

Türkiye’nin en önemli meselelerinden ve sizin de uzmanlık alanlarınızdan terörle mücadeleden bahsedecek olursak;

Dış dinamiklerin toprak bütünlüğümüz ve güvenliğimiz açısından oluşturduğu tehditler kapsamında, Türkiye’nin terörle mücadeledeki hamlelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle ABD’nin devlet dışı aktörlerden PYD başlığı altında  terör örgütü PKK’yı desteklemesi hakkındaki yorumlarınız neler?

Burada Türkiye ve devlet, devletin devamlılığı söz konusu. Bunu ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ denilen dönemde, birinci dünya harbi, balkan harbi, istiklal harbinden çıkmış bir ülkenin tam emperyalizmi yenmiş, yabancıları ülkeden def etmiş, cumhuriyetini kurmuş, emin adımlarla batı medeniyeti istikametinde ilerlemeye devam ediyorken birden bire tekrar silahlanıp tekrar ordusunu Suriye sınırına yığabileceği veya Hakkari’ye konuşlandırabileceği şartlar; yurtta sulh cihanda sulh döneminde nasıl yapılabildiyse, nasıl beyaz güvercinler uçuran barış türküleri söyleyen Bülent Ecevit ,Kıbrıs Barış Harekatını ,Cumhuriyet tarihinin ilk harekatını yapabildiyse, komşularla sıfır sorun diyen, hiçbir sorun olmaması için çaba harcayıp barış ve güvenlik ortamında bütün ülkelerin mamur ve müreffeh yaşamasını sağlamayı hedefleyen bu hükümette , iki seferdir bir Fırat Kalkanında bir Zeytindalı Harekatında komşu ülke toprağına girmek durumunda kaldı çünkü beka söz konusu. Vatandaş olarak, bu ülkede yaşayan insanlar olarak bizim devletten beklediklerimiz karşısında devletin bizi güvenli şartlar içerisinde yaşatma sözünü tutması yani sosyal kontratın şartını yerine getirmesi söz konusu.

ABD’nin bu durumu anlaması mümkün değil, onların kendilerine göre devletlerinin kuruluşundan itibaren ,bütün dünyadaki insanlar için özgürlüklerin savunucusu olmak gibi, dünya jandarması olmak gibi kendi topraklarıyla kutsal görevleri olduğuna inanmak gibi düşünceleri var.Bunun dışındaki her düşünceyi kendi çıkarlarına aykırı, herkesi ortaklık dışı değerlendirip, kendi fikirlerini  ve düşüncelerini benimseyip, insanların refah içerisinde yaşamasını sağlayacak şekilde onlarla birlikte hareket edenleri ortak görüyorlar. Bu ortaklık, bir devlet olabilir veya terör örgütü olabilir.

İşte terör örgütü tam olarak bu, ABD’nin çıkarlarını Suriye’de, Irakta savunacak bir örgüt neyse, Abd, PKK’yı terör örgütü olarak tanımladığı için , ismini değiştirip PYD ile birleştirip Suriye demokratik güçleri adı altında yeni bir yapılanmaya gidiyor. Ama kendileri de dair bunu herkes biliyor ki bu yapılanma PKK. Şimdi ABD’ye burada sen kendi kuruluş ilkelerine aykırı hareket etmiyor musun diyemezsiniz çünkü kuruluş ilkeleri böyle, ABD’yi güçlü yapacak, amerikan insanını güvenli olarak yaşamda tutacak, ABD’nin refahına zenginliğine hizmet edecek herkes her şey onlar için ortak ve dost, o halde onların yolu bu şekilde. Ancak biz bundan en yakın zarar görecek olan ve bu bölgede yaşayan bir ülkeyiz dolayısıyla bizim yaptıklarımızda bizim için doğru.

‘Dr.Savaş Biçer kimdir?’

Özellikle öğrencilerinizle birlikte herkesin merakla beklediği size özel, kişisel sorular aşamasına geçelim.

Bizler başarılı isim Dr.Savaş Biçer’i yazıları, makaleleri, kitapları, ekranlardaki yorumları ve son dakika olaylarındaki yerinde tespitleriyle tanıyoruz. 

Türk Silahlı Kuvvelerinde çok kıymetli görevlerde bulundunuz Kurmay Subaylık yaptınız, sonrasında birçok ülkede Birleşmiş Milletler, Nato görevlerinde bulundunuz, Milli Savunma Bakanlığında Savunma Sanayi daire başkanlığı ile dolu dolu bir özgeçmişle birlikte, şu anda da Nişantaşı Üniversitesinde  Uluslararası İlişkiler bölümünde hizmet veriyorsunuz. Hocam, bu özgeçmişte birçok ünvan , birçok kimlik var, eminim her görevinizin ayrı ayrı  özverisi, meyvesi ile birlikte  kendi içinde de mücadelesi vardır.Ancak sizin için meslek hayatınız boyunca en çok sevdiğiniz unvanınız hangisiydi?

Benim için şu an ki hocalığım hepsinin ötesinde. Doktorayı yaptıktan sonra edindiğim üniversite hocalığı aslında seçtiğim mesleğin devamı gibi, şu anda aynı yaş grubuna hizmet ediyorum, aynı yaş grubuyla ilgileniyorum.

Türk Silahlı Kuvvelerindeyken de ,aynı siz gençlerin grubuyla ilgiliydi verdiğim eğitim öğretim. Emekli olduktan sonrada yine siz gençlere bir şeyler verebilmek istedim, derslerime giren öğrenciler bilirler ,derslerin dışında da günlük yaşam ve ülkenin geleceğiyle ilgili çok fazla şeyi vermeye çalışırım çünkü siz bizim geleceğimizsiniz. Ben gençliği geleceğimiz olarak gördüğüm için uğraşıyorum, yoksa Türk Silahlı Kuvvetlerinde çok yorucu bir görev döneminden sonra kurmay albay olarak emekli oldum ,eskilerin deyimiyle köşemde oturup çubuğumu yakıp, olanı biteni gazeteden okuyup, televizyondan seyredip kendi kendime arkadaşlarımla yorumlayabilirdim ama ben bunu tercih etmedim, daha zor olanı tercih ettim. Emekli olduktan sonra doktora yaptım, altı altı buçuk sene sürdü, yordu beni ama inat ve ısrarla bu işi yapmak istiyordum ve şu anda da yapıyorum.

Bir kişi ,iki kişi veya beş kişiyi bu ülkeye faydalı yetiştirebilirsem, az evvel bahsettiğimiz gibi bilinçli seçmen olarak yetiştirebilirsem, herhangi bir ideoloji, siyasi görüş vermeksizin, bir şey dikte etmeksizin özgür iradesiyle kendi görüşlerine sahip olmayı öğretebilirsem ve bu toplum içerisinde doğru yaşama, doğru insan olma konusunda bir kişi veya iki kişiye de olsa  bir şeyler katabilirsem   ben görevimi yerine getirmiş olacağım ama görüyorum ki sayı  artmaya başlıyor yani görev devam ediyor.

-Bu noktada öğrencilerinizde sizinle aynı fikirde olduğunu belirtmek isterim.  Hem kendi adıma, hemde birçok arkadaşım adına Savaş hocanın derslerinin çok ayrı bir kulvarda verimli geçtiğini söyleyebilirim. Gerek sizinle iletişim halindeyken, gerek sınav kağıtlarımızda, kaliteli yorum yapmayı öğrendiğimiz nitelikte dersler olup sadece okul hayatımızda değil günlük yaşamımızda da  sizi ve notlarımızı  sıklıkla hatırlıyoruz.

Biraz daha kişisel özelliklerinizden bahsedecek olursak,

Askerlerin disiplinli, kuralcı yapılarının kişisel yaşamına yansıdığı söylenir. Size bu soruyu yöneltmeden evvel, lisans hayatım boyunca öğrenciniz olduğumdan esprili, insan canlısı bir yapınızın olduğunu biliyorum. Ancak siz, kendinizi anlatacak olsanız nelerden bahsedersiniz?

Dr. Savaş Biçer’in mesleği ve kişisel yaşamı arasındaki ince çizgiler neler?

Kişiliğimden kaynaklanan, askerlik mesleğinin bana küçük yaşlardan dolayı vermiş olduğu özellikler nedeniyle inanılmaz derecede kendime karşıda çevreme karşıda katı kurallarım, titizliğim var .Ama zamanla bu durumun değişmesi gerektiğini düşünerek kendimi frenliyorum. Örneğin, Nato’da çalışırken Norveçli albay bir amirim vardı, ben o zamanlar yarbaydım, benim odama tedirgin bir şekilde gelir ve tedirgin bir şekilde ayrılırdı. Masamın üzerinde sadece defterim, kalemim vardı başka hiç bir şey, hiçbir evrak bulundurmazdım temizlerdim, albay en son geldi dedi ki, bu kadar temiz, titiz bir masa hasta bir ruh gösterir, daha dağınık biraz daha rahat olmayı dene.İlk başta bu adam ne diyor dedim ama o günden sonra daha da ne demek istediğini anladım. Bir örnek daha vereyim, tatbikat için gittiğim ABD’de bir ay misafirhanede kalıyordum, Amerikan ordusunun misafirhanesinde ayın müşterisi seçildim. Çünkü kaldığım odayı o kadar tertipli  ve temiz bırakıyordum ki temizlikçi  kadın  geliyordu ve çıkıyordu, bir şey yapmasına gerek yoktu. Şimdilerdeyse öyle olmamaya biraz daha dağınık olmaya çalışıyorum, sabah kalkar kalkmaz yatağımı toplamıyorum. Mesela otellerde de ben kalktıktan beş dakika sonra biri yatmış mı anlaşılmaz, bulduğum gibi bırakırım şimdilerde o durumları aşmaya ,biraz dağınık olmaya çalışıyorum, etrafımda bununla ilgili beklentilerimi mümkün olduğu kadar en aza indirmeye çalışıyorum, çevremi rahatsız etmemeye çalışıyorum, insanların benim gibi olmadığını biliyorum. Bu yaşa kadar bir çok insan görünce anlıyorum ki ,insanlar farklı ve bu farklılıklarıyla yaşamalılar ve farklılıkları başkasını rahasız etmediği, onların yaşam alanına girmediği sürecede onların güzellikleri, özellikleri halinde. O nedenle kendimde bazı şeyleri zorlamadan rahat yaparak bu dönemi geçirmeye çalışıyorum, bir mücadele var.

Kendinizi tanımlasanız  neleri vurgularsanız, hangi özellikleriniz ön plandadır?

Dr.Savaş Biçer'le Gündeme,Güncele ve Kişisel Yaşamına Dair Merak Edilenler..

Açığımdır. Beni tanıyanlar açık kişiliğimi bilirler, ikinci bir gündemim yoktur.Söylediğimin arkasında dururum, herkesin de söylediğinin arkasında durmasını beklerim. Kişilik özelliğim nedeniyle, burçlara inanlar için söylüyorum, ben arslan burcuyum ama başakta 21 Ağustos olduğu için  başak burcundan da özellik almışım ,burçlarla ilgilenenler bana çok söylerler tertip, nizam başaktan diye. Bu tertip düzen kısmını aşmaya çalışıyorum, insanlarla ilişkilerimde çok bir şey beklememeye çalışıyorum, herkesi çıkıntılarıyla kabul etmek gerektiğini düşünüyorum. Zamanında bir hocamız harp akademisindeyken ‘Sahil taşı gibi dümdüz olmayın, kendinize ait girintileriniz çıkıntılarınız olsun’ demişti. Sahil taşı gibi olmamaya, girintilerimi çıkıntılarımı muhafaza etmeye ve insanları da dalga vura vura düzeltmeye uğraşmıyorum, öyle bir iddiam yok ancak dürüstlüğümden emin olunmasını isterim ikinci bir gündemim yoktur.

Bir özelliğim daha var laf sokma konusunda, genelde öğrencilerim söylerler.Hatta bir söz vardır mermi manyağı yapar adamı diye. Ama bunu şaka yoluyla yaptığım ve sevdiklerime yaptığım için rahatsız etmediğini biliyorum .Uylarım yani bezdirene kadar, öğrencilerimde mermi manyağı yaptınız hocam derler.Onun dışında çokta sivri taraflarım olduğunu düşünmüyorum.

Öğrencileriniz olarak mermi manyağı deyiminden çoğumuz nasibimizi almışızdır, sanırım sizi siz yapan  Savaş Hoca yapan özelliklerinizden ama size gerçekten yakışıyor.

Teşekkür ederim. (Gülüyor)

Özel hayatınızdan konuşacak olursak, ada da yaşıyorsunuz. Neden ada yaşamını tercih ettiniz? Ada da yaşam nasıl?

Askerlik hayatımın bitmesiyle hemen hemen  tüm yaşamımı değiştirdim, ailemden ayrıldım adaya geçtim. Burgaz adayı özel olarak seçtim, diğer adalar gibi değildir daha kendine has özellikleri olan daha küçük bir adadır orada yaşayan insanlar da öyledir. Öğrencilerimle ilgilenebilmek, çevreme daha faydalı olacak şekilde kendimi kapamadan ,İstanbul’dan da uzaklaşmak için Burgaz Ada’da yaşamı tercih ettim. Derslere gelirken  öğrencilerime söylerdim  en uzaktan ben geliyorum ,iki iki buçuk saat mesafeden geliyorum diye. Yolculuğun bir saati denizde geçiyor, çok güzel bir şey hem eve giderken rahatlamış dönüyorum, hem sabah gelirken daha heyecanlı daha güne hazır geliyorum  ve yormuyor beni.Tabi adanın kendine göre zorlukları var ama yaşam şartları, evli olmamam, bakmam gereken bir çocuğumun olmaması, adadaki insanların kalitesi adada yaşıyor olmamı etkilemiyor.Aynı zamanda entelektüel ve öğretim üyelerinden oluşan da bir çevremiz var, çok güzel bir arkadaşlığımız var. Ve inanın orada ne siyaset konuşuyoruz ne de güncel sorunları konuşuyoruz, kendimizle ilgili birbirimizle paylaşmamız gereken şeyleri konuşuyoruz, çok güzel zaman geçiyoruz. Sonra herkes gidiyor, kimi kitap okuyor evinde, kimi biraz daha bohem takılıyor, kimi üretim yapıyor. Ben mesela üç senede inanılmaz üretimde bulundum, makale kitap anlamında, birçok çalışmamı güzel bir üretim aşamasına getirdim. O nedenle memnunum, ada yaşamını seviyorum.

Tecrübeli, bilgi birikim sahibi bir birey olarak, hayatınızda iyi ki yapmışım dediğiniz şey nedir?

Hayatta yapabildiğim en güzel şey, hep söylediğim yabancı dil yani İngilizce öğrenmiş olmam. Benim yaşamımın tamamına etki eden şeydir. İyi bir seviyede İngilizce bilmek belkide kazandığım en önemli özelliğimdir. İngilizceyle o kadar çok şey başardım ki, hala da başarmak için uğraşmaya devam ediyorum. İngilizce biliyor olmam bana her zaman kapı açıyor, yani iyi ki dediğim şey İngilizce öğrenmek.

-Kaç yaşında İngilizce öğrendiniz?

Ben şanslıydım, Ankara’da yaşayan Amerikalılarla aynı yerde oturuyorduk ,onlarla büyüdüm. Hemen oturduğumuz yerin arkasında Amerikalıların oturduğu blok vardı, bir sitede oturuyorlardı.Oyun bahçemiz müşterekti çocuklarla, dolayısıyla beş altı yaşından itibaren oyun dili olarak ingilizceye yatkınlaştım ve ilk okuldan itibaren de kurs aldım .Rahmetli babamın öngörüsüyle, ilkokul dördüncü sınıftan itibaren İngilizce kursu aldım ve hiçbir zaman ingilizceyi bırakmadım. Yurt dışı görevlerine gönderildim, uzun seneler yurt dışında, Silahlı kuvvetlerde çok olmayacak şekilde görevler yaptım ve bu durum bana her seferinde bir kazanım oldu, maddi manevi anlamda da bir kazanım olarak geri döndü. Öğretim üyeliğinde de aynı şekilde çok önemli kapılar açtı .

-Son olarak öğrencilerinize, gençlere tavsiyeleriniz  neler?

Hep söylediğim gibi üniversite bitmeden bir yabancı dil mutlaka öğrenilecek.Alanınız ne olursa olsun  yaşam için gerekli ,yani sadece eğitiminiz için değil yaşamınız içinde yabancı dil gerekli. Ve üniversite bittikten sonra ikinci bir dil gerekli, çünkü artık sizlerin neslinde iki dil önem kazanıyor.Devlette çalışacakların girmesi gereken sınavlar var, erkeklerin askerlik hizmeti var, tüm bunları dikkate alarak çok kısa bir sürede yaşama hazır olmak gerekli. Yani son sınıfta artık üniversitenin o güzel yaşamından sıyrılıp, dışarıda sizi bekleyen yaşama hazır olmak için yapılacak şeyler var, dil sınavlarına girmek, akademisyenlik  sınavları gibi bir çok aşama var. Üniversite son sınıf ile üniversiteden sonraki iki sene içerisinde toplam üç yılda yaşamınızın bir sonraki bölümünü hazırlamanız lazım, iyi bir yol haritası çizmek ve bunu uygulamak lazım. Yani okul bitti deyip oh çekip sırt üstü iki sene yatmak yok, okulun bitiminden itibaren kendinizi yaşama hazırlamanız lazım.

Özellikle bayanlar için otuz yaşında hedefe ulaşmak gerekli, erkekler için biraz daha gecikebilir. Ama bayanlar için otuz yaşında iş hayatında olacaksanız ,planlama yapmalısınız, ara çalışmalar olabilir ama otuz yaşında bir kadın hedeflediği işte olabilmeli. Örneğin garsonlukla başlayıp, televizyon spikeri olabilirsiniz. Hayattaki  ara bölümleri çok iyi planlamak lazım.. Erkeklerin için biraz daha zor bir süreç çünkü yarış daha fazla, otuz beş kırk yaş arasında erkeklerin istedikleri işte çalışma aşamasına gelmesi lazım, buna göre kendinizi planlayın.

Dr.Savaş Biçer'le Gündeme,Güncele ve Kişisel Yaşamına Dair Merak Edilenler..

Dr. Savaş Biçer, Serra Karataş

Hedefe ulaşmak için yapılacak planlamayı kadın erkek açısından ayrı ayrı değerlendirdiniz. Hedefe ulaşma sürecinde, kadınların daha mücadeleci olduğuna inanıyor musunuz?

İnanıyorum. Ama bu durum kadında çok büyük fedakarlık gerektiriyor. O fedakarlığı yapan bir kadında zaten işinde başarılı olur. Çünkü kadınlar erkekler gibi değil düşünmeleri gereken çok şey var. Ama başarılıysa bir şeyleri yendiyse, birtakım önemli fedakarlıklarda bulunuyordur ve o fedakarlıkların karşılığında da zaten o işi başarıyordur.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ