Akıllı Gündem

Deodorantlar ve terleme önleyici kozmetik ürünler kanser yapar mı

Deodorantlar ve terleme önleyici kozmetik ürünler kanser yapar mı

Özellikle yaz aylarında toplu taşıma araçla­rında koltuk altındaki terlemeye bağlı ko­kular herkesi rahatsız eder. Tabii insan ken­di kokusunu fark edemediği için bu rahat­sızlığın nedeni bizzat bizler de olabiliriz. Bu kokularla mücadelenin en sağlıklı, ucuz ve temiz yolu, öncelüde düzenli ve sık duş al­maktır. Diğer bir yöntem ise deodorantlar ve ter önleyici kozmetik ürünlerdir. Şimdi koltuk altımızdaki kokunun kaynağını, de­odorantların ve ter önleyici kozmetik ürün­lerin nasıl etki gösterdiğini ve bu ürünlerin kansere neden olup olmayacağını sırasıyla ele alacağız.

Koltuk altımızdaki terin neredeyse tamamı sudur. Kalan kısmı sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi elementler içerir. Bilinenin ak­sine terin kokusu yoktur. Koltuk altındaki kokuların asıl nedeni koltuk altı derimizde yaşayan bakteriler­dir. Bu bakteriler koltuk altında bulunan ve apokrin bez adı verilen bezlerden salgılanan yağ ve pro­tein içeriği ile beslenir. Normalde bu yağ ve protein de kokusuzdur. Ancak bunları besin olarak kullanan bakterilerin ürettiği propiyonik asit ve bütirik asit gi­bi çeşitli maddeler terimizdeki hoş olmayan kokula­rın ana nedenidir.

Şimdi gelelim deodorantların nasıl bu kokularla mücadele ettiği konusuna. Deodorantların ana hede­fi bakterilerdir. İşte bu bakterilerle savaşmak için deo­dorantlarda iki temel içerik kullanılır. Bu içeriklerden birincisi antibakteriyel özelliği çok iyi bilinen etanoldür. Etanol doğrudan bakterileri öldürerek, bu koku­yu esaslı bir şekilde çözmeye yardımcı olur. Diğer içe­rik ise deodoranta asıl kokusunu veren esanslardır.

Bunların görevi de bakterilerin ve alkolün kokusu­nu maskelemektir. Öte yandan terlemeyi önleyici kozmetik ürünler ise çok daha farklı bir mekanizma ile çalışır. Bu ürünlerde de ana etken madde alümin­yum tuzlarıdır. Bu tuzlar bir şekilde jel benzeri bir yapı oluşturarak ter bezi kanallarının sonunda bel­li bir süre etkili olan tıkaçlar oluşturur. Bu durum da terlemeyi engeller. Öte yandan bu tuzlar bezlerin iç­lerine doğru ilerleyip oralarda da tıkaç vazifesi gö­rebilir. Hatta hücrelerde ödem oluşturup kanalların dolaylı yolla kapanmasına da yol açarlar. Tabii tüm bu durumlar belirli bir zaman sürer ve tüm bu tuzlar tekrar dışarı atılır. Bu nedenle bu ürünlerin her gün kullanılması gerekir. Tabii bu tuzların bir yan etkisi de giysilerinizin koltuk altı kesimlerinde oluşturdu­ğu sarımtırak lekelerdir.

Tüm bu açıklamalardan sonra gelelim asıl soru­muza: Bu ürünler kanser yapar mı? Bilimsel düşün­ce felsefesi içinde bu konuya yaklaşırsak, ana hipo­tez şudur: Bu ürünlerde kullanılan alüminyum bile­şikleri meme dokusuna çok yakın olduğu için deri­den emilir ve meme dokusuna geçer ve meme do­kusunda karsinojenik etkisi çok iyi bilinen östrojen hormonu benzeri etkiler gösterir. Öte yandan bazı bilim insanları da deodorantlarda koruyucu olarak kullanılan parabenler üzerinde duruyor. Parabenlerin de östrojen benzeri hormonal etki yaptığına dair bilimsel çalışmalar var. Zaten bu madde de kötü şöh­reti nedeni ile artık kullanımdan neredeyse kaldırıl­dı. Eğer ürünün içeriğinde sonunda paraben ile bi­ten bir madde varsa (metüparaben, benzilparaben, propilparaben gibi) o ürünün paraben içerdiğini ra­hatlıkla anlayabilirsiniz.

Yukarıda özetle bahsettiğimiz hipotezler doğ­rultusundaki bilimsel çalışmaları incelediğimizde de maalesef net bir sonuca ulaşmak pek mümkün olmuyor. Hatta kafa karışıklığı daha da artıyor. Çünkü çalışmaların bazılarında kanser nedeni olabile­ceğine dair ipuçları olsa da, bunun tam tersini iddia eden yani deodorantlar ile kanser arasında hiçbir ilişki bulamayan çok sayıda güvenilir bilimsel çalış­ma da var. Nitekim ne ABD Ulusal Kanser Dairesi’nin ne de ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin konuya ilişkin bir kısıtlaması ve uyarısı var. Tabii bu noktada bilimin tezler ve antitezler ile ilerlediğini özellikle vurgulamalıyız. Herkesin her konuda hemfikir olduğu nok­tada bilimin de yeri yoktur. Peki, bu durumda bizler ne yapmalıyız? İş aslında hiç de sanıldığı kadar zor değil. İki sayfa açıklama yaptık, ama bu soru­nun kökten çözümü için cevabımız tek cümle ola­cak. Çevremizdekileri olası kötü kokumuz nedeni ile rahatsız etmeye hiç hakkımız olmadığı için koltuk altlarımızı ılık su ve sabunla her gün temizlemek bu işin en etkin çözümü.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ