DOLAR
17,2343
EURO
17,6311
ALTIN
977,49
BIST
2.382,45
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Perşembe Açık
30°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C

Deniz Uğur, Erdinç Gülener çifti: “Hayatımızı veririz birbirimiz için”

Çalışırken beraber vakit geçiriyor olmak avantaj mı? Bu konuyla ilgili ne hissediyorsunuz?  Deniz Uğur: Normalde kolay bir şey değil. Eğer …

Deniz Uğur, Erdinç Gülener çifti: “Hayatımızı veririz birbirimiz için”

Çalışırken beraber vakit geçiriyor olmak avantaj mı? Bu konuyla ilgili ne hissediyorsunuz?

 Deniz Uğur: Normalde kolay bir şey değil. Eğer pozitif ve uyumlu bir beraberlik yakalamışsanız, iş arkadaşı ve partner olarak da kimyanız tutuyorsa ikisi bir arada tadından yenmiyor denebilir. Ama ikisinden biri aksıyorsa özel hayat ve iş birbirini kötü etkileyebilir. Biz de bunun tam tersi oluyor. Her şey pozitif oluyor ve katkı sağlıyor birbirine.

 Erdinç Gülener: Eğlenceli bir çiftiz aslında. Eğlenmeyi ve gülmeyi çok seviyoruz. O bakımdan bizim için zor bir şey değil ve eğlenceli bir iş oldu. Diğer röportajlarımızda da bu soruya denk geliyoruz. Dünya kadar karı koca tiyatro oyuncusu var. O kadar çok ki Türkiye’de.

Oyunla ilgili çevrenizden nasıl feedback’ler alıyorsunuz? Nasıl tepkilerle karşılaşıyorsunuz? Merak ediliyor mu?

 Erdinç Gülener: Gerçekten çok merak ediliyor. Oyunun bir an önce prömiyer yapması bekleniyor. Biz, sosyal medyada oyunun tanıtımlarını yaptıkça biletimizi aldık, merakla bekliyoruz gibi yorumlar alıyoruz.

 Bu oyun için ne kadar süredir çalışıyorsunuz?

 Deniz Uğur: Bir buçuk aydır çalışıyoruz. Tabii bu oyunu okuduğumuz andan itibaren bizim bilinçaltımızda birtakım hazırlıklar başlamış oluyor.

 Erdinç Gülener: Bu oyunu ilk olarak temmuz ayında okumuştuk ve oyuna aşık olduk. Deniz ve ben, bunu yapmamız lazım diye düşündük.

 Sizin tiyatroya bakış açınız nedir? Ben, izleyen olarak eğlendiğim zaman “Kaliteli ve başarılı bir işti. İşte tiyatro budur.” dersem çok mu saçma olur?

 Deniz Uğur: Kalite, her zaman her türdeki tiyatroda aradığımız bir şey. Çok iyi bir farz seyrettiğim zaman da bir seyirci olarak çok mutlu olurum. Her oyun, birbiri ile aynı olmak zorunda değil. Ayrıca bu oyunda da seyircinin çok güleceği anlar var. Gerçekten çok eğlenecekleri anlar var. Ama bir o kadar da ciddi bir farkındalık yaratıyor. Yani herkesin kalbine dokunacak, herkesi derinden etkileyecek bir konusu var. Alzheimer, birçok insanı ilgilendiren bir durum. Yakınlarında ve ailesinde bu rahatsızlığı yaşayan varsa çok özdeşlik kuracaklardır. En azından bu hastalığın nasıl bir şey olduğuna tanık olmuşlardır, duymuşlardır. Ama bunu çok gerçekçi ve çok detaylı bir şekilde veriyoruz. O yüzden ben oynarken ve Erdinç’e bakarken o kadar etkileniyorsam seyirciyi düşünemiyorum. Ben, büyük bir etki yaratacağını bekliyorum. Farkındalık yaratması da bu oyunun bonusu olacaktır. Böyle bir görev üstlenmesi de ayrıca hoşuma gidiyor.

 Erdinç Gülener: Kesinlikle, katılıyorum.

 İlişkiniz içerisinde bu unutkanlığa birisi yakalanacak olsa hanginiz daha çok zorlanır bu durumla karşılaştığı için?

 Deniz Uğur: Onu tahayyül edemiyorum ben.

 Erdinç Gülener: Hiç düşünmedim ama şunu çok iyi biliyorum ki hayatımızı veririz birbirimiz için.

 Deniz Uğur: Aslında oyunda da bunu görüyoruz. Oyun, gerçek bir aşk hikayesi. Aşka ve sevgiye dayalı bir ilişkide, hayatta o yolculukta neyle karşılaşırsanız karşılaşın o beraberlik bitmiyor. İnsanlar, çeşitli dönemlerde ilişkilerinde başarısız da olabilirler. Ama o frekansı yakaladıkları zaman birbirleri için yapamayacakları şey gerçekten olmuyor. Çünkü birbirlerine verdikleri duygu, eşsiz oluyor. Ondan kolay vazgeçilmiyor. Karakterlerimiz de bu şekilde. Bir mücadele var ve vazgeçmiyorlar.

 Erdin Gülener: Çok gerçek bir oyun.

 Tiyatro, dizi, sinema gibi mesleğin birçok alanında oynarken ne hissediyorsunuz?

 Erdinç Gülener: Bir kere ben yaptığım işten çok zevk alan bir insanım. O an, orada bulunuyorum. Yaptığım iş olmaya çalışıyorum ve yapıyorum da bunu. Uzun yıllardır bu işi yaptığım için. Bir şey verdiğim için mutlu oluyorum.

 Deniz Uğur: Aslında insan coşkuyla doluyor.

 Her cast’a girebilmeniz sizi öne çıkaran bir unsur. Şu anki imajınız böyle ama çok farklı imajlara girdiğiniz zamanlar da oluyor. Seyirci de bu şekilde kaldı. Ne düşünüyorsunuz?

 Erdinç Gülener: Yaptığım işe göre bir tip belirlerim her zaman. O karakteri araştırırken kafamda bir resim belirir ve o resme uymaya çalışırım. Bunu yapmak da çok eğlencelidir benim için. Bir çocuk nasıl kendi kendine oynar ve eğlenir, öyle hissediyorum bir karakteri yaratırken.

 Deniz Uğur: Çok şekil değiştirebilen bir oyuncu.

 Kötü rolleri çok iyi oynuyorsunuz. Kötüyü, iyi oynamak kolay mı yoksa zor mu?

 Erdinç Gülener: Bence çok eğlenceli ve çok kolay. Senin dışında bir şey oynuyorsun. Çok hoşuna gidiyor o.

 Sizce neden bu oyunu izlemeye gelmeliler?

 Deniz Uğur: Bir oyunda aradıkları her şey, burada olduğu için. Ben olsam bu düşünceyle gelirdim. Çünkü oyunu biliyorum.

 Erdinç Gülener: Ve gerçeği bulacaklar.

 Sizi bir arada kılan ne?

 Deniz Uğur: Aşk.

 Erdinç Gülener: Aşk.

 Deniz Uğur: Ama bunun katmanları var. Aynı zamanda partnership dediğimiz ortaklık duygusu, benim çok hoşuma gidiyor. Yani bizim paslaşmamız iş dışında da devam ediyor. Prova bittiği zaman kim kimi arabayla nereye bırakacak? O sırada çocuklar ne yapıyor olacak?

 Organizasyon yönetimi de var.

 Deniz Uğur: Tabii ki, hayat bitmiyor çünkü. Hayat durmuyor.

 En son en çok istediğiniz şey neydi?

 Deniz Uğur: Ben, Erdinç ile oyun yapmak istiyordum. En son en çok istediğim şey buydu.

 Erdinç Gülener: Deniz ile tatile çıkmak.

 En son en çok hüzünlendiğiniz anı paylaşabilir misiniz?

 Deniz Uğur: İki gün önceki provada buradaki herkes ağlıyordu; yönetmen, yardımcı yönetmen, çevirmen dahil. Hepimiz ağlıyorduk.

 En son en çok neye hayır dediniz?

 Erdinç Gülener: Kendime dedim herhalde.

 Deniz Uğur: Ben, dışarıdan gelebilecek negatif her türlü etkiye çok rahat hayır diyorum. Kendimi ve sevdiklerimi fanusa alır gibi. Bana etki etmesine, değmesine izin vermiyorum.

 Erdinç Gülener: Ben daha oraya ulaşamadığım için kendime hayır diyorum.

 En son en çok neyi yanlış anladınız?

 Deniz Uğur: Ben, hayatımın bu sefer doğru anladığım dönemindeyim. Epeydir bir şeyi yanlış anlamıyorum.

Ona aslında öyle olmadığını anlatır mısınız?

 Deniz Uğur: Ona aslında kaygı duymadığımı, kaygılı bir insan olmadığımı ama onu çok önemsediğim için birtakım şeyler de dikkatli olmasını sıklıkla tekrarladığımı söylemek isterdim. Ama söyledim de. Çocuklarımla ilgili bir şey bu.

 Erdinç Gülener: Benim de ilk aklıma gelen çocuklarımız oluyor. Ben de ona kaygılanma her şey yoluna girecek ve hep birlikte çok mutlu olacağız derdim.

 Bu bir temenni mi?

 Erdinç Gülener: Gerçek.

 Kendinizi affettirebileceğiniz bir andasınız, sizi dinliyor. Anlatır mısınız?

 Deniz Uğur: O kadar güzel özür dilerim ki.

 Erdinç Gülener: Ben de. Hiç gocunmam.

 Deniz Uğur: Belki herkes için farklı bir noktadır ama bir kemale erme anı oluyor insanın ömründe. O olgunluk seviyesine eriştiğiniz zaman daha önce ifade edemediğiniz şeyleri ifade etmek ya da kendinizi suçlu hissettiğiniz alanlar varsa bunları temizlemek, sağlamasını yapmak istiyorsunuz. Kendinize daha çok güveniyorsunuz ve yapıyorsunuz bunu. O yüzden içim rahat.

 Aşkın tasvirini yapabilir misiniz? Hissettiğiniz şeyin bir tarifi var mı?

 Deniz Uğur: Çok sade aslında gerçekten; kendim gibi.

 Erdinç Gülener: Olduğumuz gibi.

 Bu mümkün mü? İnsan nasıl olduğu gibi sevip kabul edebiliyor?

 Deniz Uğur: Yapabiliyorsunuz, niyetle alakalı. Belli bir olgunluk ve tecrübe seviyesine gelmekle alakalı.

 Burada birbirinize ve hayata karşı uyumlu, çıkmazları çok olmayan kişiler olduğunuz için mi anlaşabiliyorsunuz. Yoksa farklılıklar da önemli mi?

 Erdinç Gülener: Tabii ki uyumlu olduğumuz için. Farklılıklarımız çok. Deniz’in dediği gibi belli bir yaşa ve seviyeye ulaştıktan sonra işler çok daha güzel evriliyor. O zaman sevmenin de hazzını çok daha iyi alıyorsunuz. Yediğin yemeğin de hazzını çok iyi alıyorsun. Evde oturup çay içerken yağmuru izlemek bile çok ayrı bir tat.

 Deniz Uğur: O zaman onları ıskalamıyorsun. Çünkü o anların değerli olduğunu daha iyi biliyorsun.

 Nasıl tanıştınız?

 Deniz Uğur: Biz, bir televizyon dizisinde partnerdik. Karı koca oynuyorduk ve o dizide tanıştık.

 İlk tanışma evresindeki o haftalarda iletişiminiz nasıl geçiyordu?

 Deniz Uğur: Partner olarak inanılmaz uyumluyduk ama arkadaştık.

 Erdinç Gülener: Sohbetlerimiz çok güzeldi. Tiyatrodan, yaşamdan, sektörden konuşuyorduk. Her şeyi konuşup paylaşabiliyorduk.

 Dilediğiniz kişiye, dilediğiniz soruyu 83 milyonun izlediğin bir programda sorma imkanı verildi size. Bu kim olurdu ve ne sorardınız?

 Erdinç Gülener: Eşime beni seviyor musun diye sorardım.

 Deniz Uğur: Dünya Sağlık Örgütü’ne sormak isterdim. “Şu süreçte bildiğimiz bilmediğimiz ne varsa bize anlatır mısınız?” Çünkü bir sürü şey pandemi süresince çok politize edildi. Bunun ekonomik yansımaları oldu. Sadece sağlıkla ilgili bir şey olmaktan çıktı. Bütün dünya anormal bir sürecin içinden geçti. Dünya Sağlık Örgütü burada çok öne çıktı. Aldığı kararlarla bütün ülkeleri ayrı ayrı yönlendirdi. “Bize yansıttıklarınızı ve yansıtmadıklarınız nedir? Bir detaylıca anlatın.” diye sorardım.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.