Akıllı Gündem

Cep Telefonları

Tuncay Yıldırım

Tuncay Yıldırım

Farkında mısınız telefona bakmaktan önümüze bak(a)mıyoruz.

Yürüdüğümüz yolu kastetmiyorum.

Ömrümüzü…

Nereye baksam aynı manzara, girdiğim her ortamda, bulunduğum her yerde durum farksız.

Başlar hafif eğik, parmaklar sağa sola, bir yukarı bir aşağı kayıp gidiyor. Gözler bir noktaya sabitlenmiş, sanki transa geçmişiz, kendimizi yaşamın gerçekliğinden soyutlayıp başka bir sanal aleme seyretmişiz.

Özellikle akıllı cep telefonları hayatımıza girdiği günden beri deyim yerindeyse harici dış organımız gibi oldu. Tıpkı yoğun bakım hastaları gibi biz de cep telefonlarıyla yaşam destek ünitesine bağlı olarak yaşıyoruz.

Ex olup bu dünya hayatından “exit” yaptığımızda bile imkanı olsa mezara kadar götüreceğiz ama kefenin cebi yok derler.  Galiba o zaman gerçekten şarjımız bitiyor. Belki de tam da o sırada cep delik, cepken delik sözünün hayattaki tam karşılığını yaşıyoruz.

Bu yazıyı okurken muhtemelen elinizde bir cep telefonu tutuyorsunuz. Elinizde tuttuğunuz o telefonun sizi hayatta tuttuğunu düşünüyorsanız bence çok yanılıyorsunuz.

Aslında sanallığa sığındıkça banelleşiyoruz, ekranın içinden geçen sahte dünyalara ve gözümüzü boyayan görüntülere daldıkça hayatın gerçekliğini, dinamizmini ve enerjisini fena halde ıskalıyoruz.

Çok değil bizden yüzyıl önce yaşayan insanlara, kendilerinden yüzyıl sonra yaşayacak olan insanların ellerinde sürekli birşeyle meşgul oldukları ve bunun ne olabileceği sorulmuş olsaydı sanırım cevap şu olurdu:

Çocuk oyuncağı…

Cep telefonu kullanmak çocuk oyuncağı gibi geliyor bize lakin bu işi iyice abarttık, çocuk oyuncağına çevirdik.

Eskiler bu oyuncaklarla hiç tanışmadılar belki ama yaşamın bizzat şahitliğinde yeni dünyalarla, yeni hayatlarla, yepyeni  heyecanlarla ve canlarla tanıştılar, hemhal oldular.

Aynı zamanda hayattaki tek karakutumuz artık cep telefonları oldu. Kendi özelimizde ne döndüğünü ve neler olduğunu sadece biz biliyoruz. Bir de gerek duyulduğunda şifresini bir şekilde kırabilirlerse adli ve kolluk kuvvetleri.

Çocukluğumuza inmelerine gerek kalmadı pek uzmanların, artık cep telefonlarımızdaki kayıtlardan, içeriklerden, sayfa ve sohbet geçmişlerinden hakkımızda yeterince fikir sahibi olabilirler.

Söylenebilecek çok fazla şey daha var aslında.

Ama aradığımız kişiye yani kendimize, özümüze bir türlü ulaşamıyoruz.  “Yıllar sonra yeniden deneyiniz” der gibi cep telefonlarımızda kendimizi avutuyor ve içinde kayboluyoruz.

Bundan sonra elimizle tuttuğumuz ve tutunduğumuz biraz da hayatın ta kendisi olsun, cep telefonları değil.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ