Akıllı Gündem

CEO’ların dijital dönüşüme bakışı

“Türkiye’deki Dijital Dönüşüme CEO Bakışı” araştırması, Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuyla ilgili önemli veriler ortaya koyuyor. Araştırmaya göre kurumlan dijital değişime teşvik eden önemli unsurların başında verimliliği artırmak ve müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap vermek geliyor. Yapılan
görüşmeler sonucunda ortaya çıkan önemli sonuçlardan biri de dijital olgunluğa erişmiş
şirketlerin hepsinin net ve anlaşılır bir dijitalleşme stratejisinin olması.

CEO’ların dijital dönüşüme bakışı

Dijital değişim alanında yürüttüğü faaliyetler ve yaptığı yatırımlarla Samsung, sektörün öncü şirketlerinden… Bu çalışmaların en güzel örneklerinden biri de Samsung Türkiye’nin, TÜSİAD, GFK ve Deloitte iş birliğiyle yaptığı “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı” araştırması oldu. Samsung Türkiye’nin başkan yardımcı Tansu Yeğen’in, 58 şirketin üst düzey yöneticisiyle yüz yüze görüşmeler sonrasında ortaya çıkan bu araştırmanın en önemli amacı, CEO’ların gözünden dijital değişimi algılamaktı.

Araştırmanın sonuçlarında elde edilen bulguların başında, dijital olgunluk ve dijital strateji arasında önemli bir bağ olması geliyor. Net ve anlaşılır bir dijital stratejinin olması, dijital olgunluğa ulaşmış şirketlere başarı getiren en önemli etkenken strateji eksikliği de dijitalleşmenin önündeki en büyük engel olarak ortaya çıkıyor. Türkiye’deki şirketlerin dijital değişim göstergelerine bakıldığında ise araştırmaya katılan kumruların dijital kanallardan gelen ciro oranının yüzde 11 olduğu görülüyor. Net bir dijital stratejiye sahip olan şirket oranı ise yüzde 66. Yeğen, bu oranın, her şeyin dijital platformlara kaydığı bir dönemde çok düşük olduğunu düşünüyor.

Giriş, gelişen ve olgun seviye olmak üzere 3 kısımda incelenen şirketlerin olgunluk düzeyine bakıldığında, yüzde 59’luk oranla şirketlerin daha çok gelişim aşamasında olduğu gözlemleniyor. Giriş seviyesindeki şirketlerin oranı yüzde 7, olgun şirketlerin ise yüzde 34. Dijital değişimi, “Müşterilerin dijital bir şekilde sizin iş yapma süreçlerinize entegrasyonu” olarak tanımlayan Tansu Yeğen, büyük emek verdiği araştırmanın sonuçlarından çıkan verileri ve Türkiye’nin dijitalleşme serüvenini şöyle anlattı:

Dijital değişimi nasıl tanımlarız?

Dijital değişimin 2016’nm başlarına kadar tanımı, iş ve süreçlerinizin en verimli, kârlı ve optimize hale gelmesi olarak yapılıyordu. Ancak işletmeler kağıtsız ortama geçti, web sitelerini, mobil uygulamalarını yaptı, hatta bu faaliyetleriyle ödüller aldı. Buna rağmen hala tam olarak dijital olamadıklarını anladılar.

Bu yıl, Samsung Electronics olarak, TÜSİAD desteği, Deloitte Türkiye ve GfK’nın iş birliğiyle Türkiye’de ilk kez “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı” araştırmasını gerçekleştirdik. Bu araştırmada ben 58 CEO ile bizzat yüz yüze görüştüm. Yaptığım görüşmelerde “Dijital değişimden ne anlıyoruz” sorusuna odaklandım ve tüm CEO’larla hemfikir olduğumuz bir tanım ortaya çıktı:

Dijital değişim, müşterilerin dijital bir şekilde sizin süreçlerinize ve iş yapma süreçlerinize entegrasyonu demektir. Dünyada yapılan birçok araştırmada da dijital değişimi en başarılı şekilde gerçekleştirmiş şirket olarak gösterilen Amazon, bu tanıma verilebilecek en güzel örneklerden biri. Tamamen müşteri odaklı bir yaklaşım içinde farklı işler yapıyor. Örneğin en son, İngiltere’de bir müşterisine 13 dakikada drone vasıtasıyla sevkiyat gerçekleştirdi. Bundan sonra da bu uygulamaya devam edecek.

Sani Şener’in bu konuyla ilgili çok güzel bir sözü var: “Arz ve talebi hızla birleştiren kazanacak, geç olanlar kaybedecek.” Şirketlerin, müşterilerin aklımdan geçenleri okuyup anında arz ve talebi buluşturduğu nokta gerçekleştirildiğinde, dijitalleşme de tam anlamına oturmuş oluyor.

Türkiye’deki şirketler dijitalleşmede ne aşamada?

Biz bu araştırmayı yaparken şirketleri giriş seviyesi, gelişen seviye ve olgun seviye olmak üzere 3 kısımda inceledik. Giriş seviyesindeki şirketlerin oranı yüzde 7 ve bunlar dijital konuda neredeyse hiçbir şey yapmamış. Gelişen seviyedeki şirketlerin oranı yüzde 59, bunlar dijitalleşme konusunda çalışmalarını sürdüren şirketler. “Ben gerçekten dijitalim” diyen olgun seviyedeki şirketlerin oranı ise yüzde 34 ve şirketlerin hepsinin bir dijital stratejisi var.

Tamamen müşteri odaklı çalışıp müşterilerin geri bildirimlerini ve alışkanlıklarını ölçüp bunu dijitalleşme neticesinde satışa çeviriyorlar. Müşterilerine dijital alandan servisler sağlayabiliyor, onları dijital alanlarda dinleyebiliyorlar.

Türkiye’de dijital değişimi çok iyi yapan şirketler var, ancak ilk etapta “Türkiye’de dijital dönüşüm konusunda örnek alınacak şirketler hangileri” diye sorduğumuz zaman “Budur” diyebileceğimiz bir şirket hemen aklımıza gelmiyor. Araştırma için görüştüğüm CEO’lar da buna örnek vermekte çok zorlandı.

Hangi sektörlerde dijital değişim daha hızlı gerçekleşiyor? Sebepleri nedir?

Yaptığımız araştırmanın sonucunda, sektörlerin dijital olgunluk dağılımına baktığımız zaman yüzde 67’yle en yüksek oranın telekomünikasyon sektöründe olduğunu görüyoruz. Onu, yüzde 55’le bankacılık, yüzde 50’yle perakende ve yine yüzde 50’yle dayanıklı tüketim ürünleri izliyor. Buradan da anlaşılıyor ki son tüketiciyle daha fazla çalışan sektörlerdeki şirketler, dijital dönüşümü daha hızlı gerçekleştiriyor.

Şirketler en çok hangi amaçla dijital değişim yapmak istiyor?

Kurumlan dijital değişime teşvik eden en önemli unsurların başında verimliliği artırmak ve müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap vermek geliyor. Bunların en önemli sebebi, şirketlerin fark yaratarak rekabet avantajı elde etmek istemesi. Şirketlerin asıl amacı, ciroyu artırmak ve daha çok müşteriye ulaşmak. Olgun seviyedeki şirketlerde en çok yatırım yapılan teknolojik alanlar ise müşteri deneyimi, dijital pazarlama, mobil teknolojiler. Giriş seviyesindeki şirketlerin ise müşteri deneyiminin dışında tedarik zinciri takibi ve siber güvenlik alanlarında yatırıma önem verdiğini görüyoruz.

Şirketlerin dijital teknolojisini yavaşlatan unsurlar nedir?

Aslında bunun çok basit bir nedeni var. Şirketlerin net ve anlaşılır bir dijital stratejilerinin olmaması. Çünkü olgun şirketlerin gerçekten planlanmış bir stratejisi olduğunu görüyoruz. Dijital açıdan olgun şirketlerin tüm çalışanları, bu şirketin dijital olarak nasıl bir yol izleyeceğini de biliyor. Şirketteki bütün çalışanlar, bu şirketin dijital stratejisi nedir sorusunun cevabını verebilecek durumda.

Yaptığımız araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 66’sı bir dijital stratejileri olduğunu söylüyor.

İlk bakıldığında yüzde 66 yüksek bir oran gibi gözükebilir ama bence bunun yüzde 100 olması gerekirdi. Şu anda hala geliştiriyoruz, nereden başlasak noktasında olan çok şirket var. Bence böyle bir dönemde, bu kadar geç kalınmamalıydı.

CDO pozisyonunun kurumlar için önemi nedir?

Bu araştırma esnasında yapmış olduğum çalışmalarda gördüm ki dijital stratejisi açısından olgun şirketlerin ortak yönü, CEO ve bütün yönetim ekiplerinin dijitalden anlaması. Dijital teknolojileri nasıl kullandığı artık işe alımlarda adaylara soruluyor. Diğer şirketlerde ise CEO dijital konusuna çok yakın değil ve bu görevi ClO’ya ya da CTO’ya bırakmış durumda. Fakat bu şirketlerde de CIO’lar kendilerine 2 yön çiziyor. Ya arka planda duruyor ya da teknolojiyle yeni ciro kanalları yaratacaklarını söylüyorlar. Eğer CIO ciro yaratabiliyorsa CDO’ya çok gerek yok. Ama aktif değilse CDO, şirketlerin bütün dijital teknolojilerini toparlama konusunda önemli rol alıyor. Ancak CDO pozisyonu bugün konuşmamıza rağmen bu, 3-4 yıl içinde kaybolacak bir pozisyon. Bunun yerini iki pozisyondan biri alacak: Şirketin CIO/CTO’su müşterileri anlayıp şirketin satışlarını artıracak teknoloji sunulması konusunda daha ön plana çıkacak. Çıkarmaması durumunda CMO’lar teknolojiyi de anlayarak çalrşmaya başlayacak.

Eğer CIO kendini öne çıkarmayıp bu işi pazarlama müdürüne bırakırsa pazarlama müdürüne aynı zamanda önemli bir bütçeyi de aktarmak zorunda kalacak. CDO şu anda hala bir ara geçiş pozisyonu.

B2B alanda dijitalleşme nasıl olacak peki?

Tabii en başta bütün süreçlerin dijitalleşmesi gerekiyor. Ancak B2B’de ağır sanayi de olduğu için burada daha çok robotların kullanımı ve robotların kullanımıyla birlikte Endüstri 4.0’dan bahsetmeye başlıyoruz. Endüstri 4.0’da da nesnelerin interneti aracılığıyla sağlanan üretimden bahsediyoruz. Nesnelerin interneti ve robotlar devreye girdiği zaman bir anda üretim hızı artmaya başlıyor ve ürünler çok daha hatasız üretiliyor.

Endüstri 4.0 konusunda, Türkiye dünyanın neresinde? Hızlanması için nelerin yapılması gerekiyor?

Almanya ve İngiltere bu işin öncüleri. Türkiye’de de Endüstri 4.0 çok yakından takip ediliyor. TÜSLAD’m yaptığı araştırmalara göre bu alana 50 milyar TL civarında bir yatırım gerekiyor. Bu yatırımla yaklaşık 100-150 milyar TL’lik ek bir cironun ekonomiye direkt etkisi oluyor. Bu da ekonomiye direkt yüzde 1 katkı şeklinde sonuçlanıyor.

Türkiye’de özellikle otomotiv üretim şirketleri, yabancı markaların temsilini de yaptıkları için en üst düzeyde Endüstri 4.0 kullanılıyor. Ama tarım alanında bu alanda geriyiz.

Bunun dışında sektörlerin de içinde işletmeler bazında Endüstri 4.0’ı çok farklı uyguluyoruz. Mesela ineklerin üzerine sensörler takıp onların hasta olduğunu anlayan bir şirketimiz olduğu gibi aynı zamanda tarımda hava ısındığında suyu ona göre ayarlayan, ortamı sıcaklaştıran ya da soğutan, tarım alanında da endüstri 4.0’ı kullanan şirketler var.

Peki üretimde robotların öne çıkması, işsizliği artıracak mı?

Endüstri 4.0 ve robotları konuştuğumuzda insanlardan işsiz mi kalacağız diye tepkiler geliyor. Ancak şunu unutmamak lazım, ülkemiz yaşlanıyor. 1976’larda Türkiye’nin 19 olan ortalama yaşı, 2000’de 24, 2016’da 30 oldu. Bunun, 2060’ta 44 olması bekleniyor. 44 yaş ortalaması demek, kas gücüne dayanan çalışan bulunmasının zorlaşması demek. Robotlar da kas gücüne dayanan bütün işleri almak üzere çok hızlı bir şekilde yetiştiriliyor.

Robotlara kasa dayalı iş gücünü veriyoruz ama öbür tarafta iyi eğitimli bir toplum gerek ki bu robotları kullanabilsin, bu süreçleri iyi tasarlayabilsin. Bu da ülkelerin inovasyon ve teknoloji konusundaki eğitim sistemini düzenlemelerini gerektiriyor. Bu konuda birçok ülkede çalışmalar var ki özellikle STEAM adlı eğitim sisteminin ülkemizde de çok yoğun biçimde uygulanması lazım (STEAM, “science”, “technology”, “engineering”, “art” ve “mathematics” kelimelerinin kısaltılmış hali).

“2017 GERÇEK ZAMANLI VİDEO YILI OLACAK”

GENÇLERİ İYİ İZLEMELİ

Y Kuşağı, şu anda birçok şirketin en büyük potansiyel müşterisi. Bu müşteri segmenti sosyal medyayı çok aktif kullanıyor. Ama sosyal medya Twitter, Facebook, Instagram’dan ibaret değil. Örneğin Y Kuşağı, yoğun şekilde Snapchat’i kullanıyor ama biz şirket yöneticileri olarak Snapchat kullanmıyoruz. Sosyal medyada yeni platformlar ortaya çıkıyor, var olanlar yeni özellikler ekliyor.

TRENDLER DEĞİŞİYOR

Artık Twitter da canlı yayın yapabiliyor, Instagram’da anlık hikayeler paylaşabiliyorsunuz. Şirketler, sosyal medyanın değişimini iyi takip etmeli ve pazarlama stratejilerinde kullanmalı. Önümüzdeki dönemin trendi, gerçek zamanlı video paylaşımı olacak. Scorp, Leadtime gibi Türkiye’den çıkan gerçek zamanlı video paylaşım uygulamalarının gençler arasında bu kadar öne çıkması da bunun bir göstergesi.

IOT OLGUNLAŞACAK

Önümüzdeki dönemde iş yapış şekillerine direkt etki edecek trendlerden biri de nesnelerin interneti. 2017, çok ciddi şekilde nesnelerin internetinin artık şekil kazandığı bir yıl olacak. Nesnelerin interneti hem tüketiciler, hem işletmeler hem endüstri 4.0 bazında çok daha olgunlaşacak ve anlaşılacak.

 

“YENİ DENEYİMLER SUNUYORUZ”

İNOVASYON MERKEZİ

Samsung Electronics, MENA bölgesindeki ilk Samsung inovasyon Merkezini Türkiye’de açtı. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyadaki lokasyonu bakımından çok önemli bir noktada. İnovasyon merkezini açmamızın bütün sebebi, ülkemizdeki çözümlerin Samsung teknolojilerine entegrasyonunu sağlamak. Ödeme sistemlerinden müşteri takip sistemlerine kadar teknoloji üretilmesi, hem donanım hem yazılım olmak üzere çok kapsamlı bir yelpazemiz var.

MERKEZ NE VAAD EDİYOR?

Teknoloji konusunda, SEAP iş ortağı çözümleriyle birlikte müşterilerinize yeni deneyimler sunuyor. Bu programla Türkiye’de 140 şirketi yazılım üretebilir hale getirdik. Eğitim ayağında müşterilerimiz Samsung ve teknoloji uzmanlarından en yeni teknolojiler ve trendler hakkında bilgi alabiliyor. En yeni teknolojilerimizi burada deneyimleyebiliyor, düzenli sektör buluşmalarıyla potansiyel fırsatları keşfedebiliyorlar.

TEKNOLOJİ ÜRETMELİYİZ

İnovasyon merkezini Türkiye’de açmamızın sebebi potansiyelin yüksek olması. Teknolojiye kolay adapte olan bir ülkeyiz.

Ancak yeteri kadar üretemiyoruz. Türkiye çok genç beyinlere sahip ve teknoloji üretebilecek potansiyelimiz var. Örneğin Kore’de halk düzenli olarak inovasyon talep ediyor ve insanların eğitimde analitik ve sanata yatkın şekilde yetiştirilmesi isteniyor. Bizim de öğrencilerimizin kodlamaya sanki bir dilmiş gibi hakim olması neticesinde çok ciddi başarılar elde edeceğimize inanıyorum. Nil Dumansızoğlu / Capital

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ