DOLAR
16,3497
EURO
17,4633
ALTIN
976,74
BIST
2.392,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
26°C
İstanbul
26°C
Açık
Perşembe Açık
26°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
25°C
SON DAKİKA
TÜMÜNÜ GÖSTER →

Bu bir meydan okumaydı

Doğan Selçuk Öztürk ● Müge Hanım, kendi şirketinizi kurmadan önce danışmanlık ve bankacılık yaptınız. Kısaca o döneminizden bahsedebilir …

Bu bir meydan okumaydı
22.01.2022 07:22
A+
A-

Doğan Selçuk Öztürk

● Müge Hanım, kendi şirketinizi kurmadan önce danışmanlık ve bankacılık yaptınız. Kısaca o döneminizden bahsedebilir misiniz?

Boğaziçi İşletme’yi bitirdikten sonra bir sene kadar yurt dışında değişik yerlerde AIESEC stajları yaptım. Döndüğümde tesadüf eseri orada çalışan arkadaşlarımı ziyaret ettiğimde Arthur Andersen’ın danışmanlık bölümünün kurulduğunu öğrendim. Danışmanlık işi yapmak istediğim için hemen görüştüm ve işe alındım. Çok iyi bir şirkette başlamış olmanın avantajını iş değiştirirken yaşadım.

Citibank ile bir görüşmem olmuştu Arthur Andersen’dan ayrılacağım zaman. O zaman Osman (Ünsal) Bey vardı. Bana dedi ki “Arthur Andersen seninle görüşmüş beğenmiş, testler yapmış almış. Benim çok da fazla şey sormama gerek yok. Seni işe alabiliriz.” Citibank olmadı ama Osman Bey Interbank’a geçince onunla beraber oraya devam ettim. Çünkü özelleştirmelerin çok yoğun olduğu o yıllarda özellikle yatırım bankacılığı çok popülerdi. Oradaki ekiple birlikte Impex Bank’a transfer oldum. 3 sene orada devam ettikten sonra Credit Lyonnais’den teklif aldım. Şirket birleşmeleri ve evlilikleri (M&A) bölümünün müdürü olur musun dediler. Yaklaşık üç yıl kadar da orada çalıştıktan sonra kızıma hamile olduğum için oradan ayrıldım.

O YAŞLARDA UNVANLARA FAZLA ÖNEM VERİLİYOR

● Çocuk sahibi olduktan sonra zor oldu mu geri dönmek?

Doğum sonrası farklı iş teklifl eri aldım. Ancak kızım belli bir yaşa gelene kadar ona bakmak istedim. O dönemde evden ne yapabilirim diye bakmaya başladım. İnternetin hayatımıza girdiği yıllardı. Girişim fikirlerimi topladığım bir dosya vardı. Geniş bir yelpazede yirmi dört değişik girişim fikri. Hatıra olarak saklıyorum o dosyayı hala. Hiçbirini yapamamış olsam da aralarında uygulandığını ve çok başarılı olduğunu gördüklerim var. (Gülüyor)

Kızım anaokuluna başlayınca iş hayatına dönme konusunda daha ciddi adımlar attım. Dört sene ara verince bıraktığınız yere dönemiyorsunuz. Herkes direktör olmuş, belirli noktalara gelmiş. Gurur yaptım o dönemde. Yapmamam gerekirdi. O yaşlarda unvanlara fazla önem veriliyor. Benim gençlere tavsiyem; durumu böyle değerlendirmemeleri yönünde…

● Yine de dönmek yönünde karar verdiniz.

Evet, tam o süreçte daha önceden tanıdığım Nedim Menekşe beni Arthur Andersen’ın yönetici seçme ve yerleştirme bölümünün müdürlüğü pozisyonu için davet etti. Hiç düşünmeden kabul ettim. Hem şirketi hem de Nedim Menekşe’yi seviyordum. Ancak patronum olduktan sonra benim için çok uygun bir yönetici olduğunu da anladım. Nedim Bey bana çok alan açtı. Destek istediğim her zaman da bana akıl verdi. Hiç bilmediğim bir işte, 20- 25 kişilik bir ekibin başına geçmiştim. Diğer taraftan çocuk yetiştirmiş olmanın yöneticilikle ilgili olarak bana çok şey kattığını fark ettim o zaman. Çocuk yetiştirirken daha empatik bakmaya, daha sabırlı olmaya alışıyorsunuz. Yöneticilikte de bu yetkinlikler büyük önem taşıyor aslında.

KADINLAR OLARAK ŞİRKET KURMUŞTUK

● MY Executive şirketinin kuruluşu nasıl gerçekleşti?

Arthur Andersen, Ernst&Young (EY) olduktan sonra Nedim Bey ayrıldı ve yerini bana bıraktı. İnsan kaynaklarının başına gelmiş oldum. Güçlü bir ekibimiz vardı. Her şey yolunda giderken bir gün yönetici temini bölümünün kapatılmasına karar verildi. EY hem denetim hem de üst düzey yönetici temini konusunda danışmanlık yapmak istemiyordu. Bir şirkete CFO yerleştirdiğimizde onun denetlenmesinde sorun çıkıyordu. EY’nin bu kararı üzerine ben de MY Executive’i kurdum. EY’da ekibimde yer alan arkadaşlarım Aslı Colley ve Elif Baydar ile çalışmalarımızı MY Executive çatısı altında sürdürmeye başladık. EY bu alandan çıktığı için bizi çok destekledi. Kadınlar olarak bir şirket kurmuştuk. Tamamen tesadüfen. O da bir sempati yarattı. Dolayısıyla basın da çok destekledi. O kadar önemli destekler aldım ki onun için iş kuran birisi olduğu zaman ben de elimden gelen desteği vermeye çalışıyorum. Çünkü o ilk ivme verilince, zaten iyi iş yapan kişiler devamını da getiriyor.

● Bağımsız yönetim kurulu üyeliği ve yönetim kurullarının doğru oluşturulması konusunda ciddi çalışmalarınız var.

MY Executive bünyesinde zaten üst düzey yönetici temini işi yapıyoruz. Bu arada ben yönetim kurulu üyeliği ve kurumsallaşma konularında biraz daha aktif olmaya karar vermiştim. 2010 yılıydı, bir araştırma yapmak istedim. Acaba halka açık şirketlerde bağımsız yönetim kurulu üyeliği ne durumda diye. Bir resim çıktı ortaya. İş dünyasından çok değerli isimlerden de görüşler alıp araştırmayı kitap haline getirdik. Tam biz kitabı yayınlarken SPK halka açık şirketlere bağımsız üyelik zorunluluğu getirdi. Bizim kitabımızın ismi de “Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeliği Zamanı Geldi mi?” idi. Kitabımız, zamanlaması ve içeriği itibarıyla iş dünyasında çok etkili oldu. Kitap için yaptığımız röportajlarda paylaşılanlar benim bu konuya daha fazla odaklanmamı sağladı. Örneğin; Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’in “Yönetim kurullarında bağımsız üyenin önemi, şeff afl ığın azaldığı ve şirketlerin zayıfl adığı dönemlerde ortaya çıkmaktadır. Bağımsız üyeler, azınlık hissedarın doğru değerlendirmelere ulaşmasını ve onun adına doğru değerlendirmelerin yapılmasını sağlar” sözleri benim konuya bakış açımı derinden etkilemişti.

KÖKLÜ ŞİRKETLERE KARŞI BİR MEYDAN OKUMAYDI

●Sizin için önemli bir yönetici temini işinizi anlatabilir misiniz?

Bir konunun altını çizmem gerekiyor. MY Müge Yalçın’dan geliyor. Tamamen yerli ve milli bir şirketiz. Sektörümüzde yerli ve milli şirket olarak kendinizi kabul ettirmek kolay değil. Bu, köklü global şirketlere karşı bir meydan okuma aynı zamanda. Onun için biz de yaptığımız işe çok iyi konsantre olduk. Hakikaten kilometre taşı diyebileceğim işlerden birisi, kuruluşumuzun birinci yılında bir bankaya genel müdür arayışımızdı. Yabancı bir bankanın genel müdür atamasına aracılık ettik ve çok başarıyla tamamladık; yerleştirdiğimiz genel müdür de o bankada 10 seneden fazla kaldı. 10 sene sonra ayrılırken söz konusu banka tekrar bize geldi ve yeni genel müdürlerini de biz bulup yerleştirdik. Bankacılık sektöründe hayata geçirdiğimiz bu ilk proje, şirketin gelişmesi ve piyasada kabul edilmesi için de önemliydi.

ÜCRET BİRİNCİ DERECEDE BELİRLEYİCİ OLMUYOR

● Bu ilginç anılardan bir tane daha dinlesek…

Telekom sektöründe bir anımız oldu. Bir şirket CMO (pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcılığı) pozisyonuna yönetici arıyordu. Diğer şirketin yöneticisini öbür tarafla tanıştırdık ve anlaştılar. Sözleşme imzalandı. Ancak çalıştığı şirket o kişinin ayrılmasına izin vermedi ve karşı bir teklif yaptı. O kişi de arada kaldı. Sözleşme imzalamıştı ancak gelmemeye karar verdi. Fakat bu gideceği şirkette ciddi bir olay oldu. CEO’lar arasında kişisel bir olay haline geldi. Sonunda ne yaptı etti bizim müşterimiz o kişiyi aldı. Sözünü ettiğim bu yönetici çok da başarılıydı. Devamında da başarılı oldu. Şirketler aynı sektördelerse bunu kişiselleştirebiliyorlar. Transfer ücreti muhakkak veriliyor ancak bu pozisyonlarda ücret birinci derecede belirleyici olmuyor. Bu düzeydeki yöneticilerin öncelikleri kariyerleri oluyor. Çok büyük maaş farkları ya da marjinal etkisi çok büyük olacak paralar olmuyor. Eğer olursa da zaten ben adaylara söylüyorum eğer birisi mevcut maaşınızın üç katını size veriyorsa, bir yanlışlık vardır orada.

● Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) ile oluşturduğunuz programdan bahsedebilir misiniz?

Kısaca MYBoardMember adını verdiğimiz bu programın benim için anlamı büyük. Bir önceki dönem TKYD Başkanı olan Feyyaz Ünal’ın davetiyle başlayan işbirliğimiz, Dr. Tamer Saka görevi devraldıktan sonra güçlenerek devam etti. Programımızda; mentorluğun yanı sıra webinarlar ve eğitimler var. Ayrıca Galatasaray Üniversitesi işbirliğiyle yönetim kurulu simülasyonları hazırlandı, orada da Prof. Dr. Volkan Demir’in liderliğinde güçlü bir akademik kadronun desteğini alıyoruz.

O kadar beğendiler ki bir değil iki adayı aldılar

● Kadın adaylarla ilgili farklı bir deneyiminiz oldu mu?

Özellikle son dönemde kadınların yönetim kurullarında yer alması çeşitlilik açısından önemli ve destekleniyor. Ben de en çok destekleyenlerden biriyim. Bir örnek vermek isterim. Mutlu Akü, özellikle yönetim kuruluna bir kadın üye eklemek istiyordu. CEO’su Göksel (Paker) Bey bize ulaştı. Biz de çalışmalar yaptık. Beş ya da altı kişiyle görüşmelerini sağladık. Görüşmeler tamamlandı. Sonunda adayları o kadar beğendiler ki bir değil iki kadın adayı almaya karar verdiler. Benim için de çok hoş bir anı aslında. Kadınlar özellikle CEO ve yönetim kurulu üyeliği gibi belirli pozisyonlara o kadar zorlu bir yoldan geliyorlar ki oraya varanlar hakikaten iyi oluyorlar.

O zaman bağımsız üye diyemezsiniz

● Bağımsız yönetim kurulu üyesi teminiyle ilgili bir anınızı dinleyebilir miyiz?

Yeni halka açılacak bir şirketle bağımsız yönetim kurulu üyeliği konusunda çalışıyorduk, alternatifl er ile tanıştırıyorduk şirketin sahibini. Tanıştırdığımız kişiler de çok önemli projeleri getirebilecek, gerçekleştirebilecek kişilerdi. Şirketin sahibi adayları değerlendirirken yaptığımız görüşmede, söz arasında şöyle dedi: “Tabii bize kazandırır sa karşılığını veririz.” Yani komisyon, yüzde verebiliriz demek istiyordu. Ben de veremezsiniz dedim. Israrla “Yok veririz, neden veremeyelim?” dediğinde ben de “Tabii verirsiniz ama o zaman bağımsız üye diyemezsiniz” şeklinde yanıt verdim. (Gülüyor) Biliyorsunuz bağımsız üyelere öyle sınırsız ücret verilemiyor, sabit bir ödeme yapılabiliyor. Hatta bu açıdan bakıldığında bağımsız yönetim kurulu üyeleri, şirketler için çok makul bir ücret karşılığında paha biçilmez bir bilgi birikimi ve ilişki ağıyla o masada yerini alıyor. Halka açık olmasalar da aile şirketlerinin bağımsız üye talebindeki hızlı artışın temelinde bu yüksek faydanın fark edilmesinin yer aldığını düşünüyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.