Akıllı Gündem

Başkan Ali Koç FB TV de Konuştu

Başkan Ali Koç, hiçbir konuda geri adım atmayacağız.

Başkan Ali Koç FB TV de Konuştu

Fenerbahçe kulübü başkanı Ali Koç gündemi meşgul eden konularla ilgili açıklama yaparak taraftarlara seslendi.
Futbol

Fenerbahçe’de Başkan Ali Koç, sarı-lacivertli ekibin gündemine dair çarpıcı açıklamalar yaptı. Koç görevden uzaklaştırılan teknik direktörlerin dışarıya bilgi sızdırdığını söylerken, Dirar ve Aatif’in disiplinsizlik nedeniyle kadro dışı kaldığını söyledi. Bir başka kadro dışı kalan oyuncu Volkan Demirel’e çağrıda bulunan Ali Koç, teknik direktör Phillip Cocu ve sportif direktör Damien Comolli’ye sahip çıktı.

İşte Ali Koç’un açıklamalarından öne çıkanlar:

Fenerbahçe TV’nin yeni genel müdürü Tunç Elibol’a başarılar diliyorum. Umarım şansları bol olur.

Fenerbahçe’deki son durum hayal kırıklığı ve sancılı. Tahminimizden çok daha ötesinde bir olumsuz tablo var. İşe başlarken yeniden yapılanma, köklü değişim dedik, büyük hayallerden bahsettik… Bunları yaparken de riskler var, engeller var ama puan tablosuna baktığımızda olmamamız gereken bir noktadayız. Doğal olarak hocamız, oyuncularımız, transferlerimiz tartışılıyor, eleştiriliyor. Bu eleştiriler taraftarı etkiliyor. Doğal olarak bu olumsuz hava camiamızı etkisi altına almış. Bu işte ne kadar büyük camia olursanız olun, ne kadar iyi iş yaparsanız yapın, futbol sezonunda top çizgiyi geçmeyince yaptığınız pek çok şey gözardı ediliyor.

Hatalar yapmadık mı, tabii ki yaptık. Bu işin okulu yok. Tecrübeyi iş başında kazanıyorsun. Pozisyonlandığı gibi veya algı gibi pek çok hatalar olduğunu zannetmiyorum. Ancak 3 maç var ki top bir kez kalemize gelmiş ve gol olmuş. Onlar gol olsaydı, başka şeyler konuşacaktık. Bu yolda iyi oynamadığın zaman da kazanabilmek önemli. Şans bizden yana olmadı. O 2-3 maçta bir 6,7 hatta sadece 5 veya 6 puan çıkarsaydık, bugün bambaşka konuları konuşacaktık. Sahamızda Beşiktaş ve Başakşehir’le oynadık. İkisinde de korakor oynadık. Hatta bana göre galibiyeti kaçırdık. Sonuç 8 maçta 8 puan. Sıkıntılı bir dönem.

4 ay önce göreve geldik. Hangi ekonomik şartlarda geldiğimizi unutmalayım. Fenerbahçe 7-8 hafta kötü oynuyor; ancak Fenerbahçe alınan kötü sonuçlardan ibaret değil. Biz hayal satmadık. Uzun soluklu projelerden bahsettik. Bunların hepsini yapacağız. Hiçbirinden şüpheniz olmasın. Yeniden yapılanma konusunda o hedefler konusunda her şeyi yapıyoruz. Kültür yapılanması, futbol takımında yeniden yapılanmadan, finansal fair play’e uyacağımızdan bahsettik. Tüm bunları yapmaya devam ediyoruz.

11 transfer yaptık. Bu transferde hem gençleşme oldu hem de asgari ücretlerde azalma oldu. Slimani, Ayew gibi oyuncuları getirdik. Lugano’yu hatırlayın. Hatta Edu’nun ilk geldiği yıllarda oynadığı futbolu hatırlayın. Gözlerimize inanamıyorduk. Ancak daha sonra takıma katkılarını hatırlayın. Hem skor medyacılığı, öz eleştiri yapalım, skor taraftarlığı olduğunda işler kötüye gidiyor. Geçen sezon ilk haftalara bakın. Başlarda neler, sonlarda neler söyleniyor hatırlayalım. Hayal kırıklığını, yaşadığımız sancıyı ifade etmek istedim. “Bir suç varsa başta yönetim kurulu ve benimdir’ demiştim. Aynı noktadıyım.

Finansal fair play demiştik. 25 milyon Euro’luk satışlar yaptık. Giuliano ve Josef gibi oyunculara gelen tekliflere hayır diyemezdik. Giuliano ve Josef de Souza hocamızın satılmasını istemediği isimlerdi ancak aldığımız teklifleri kabul etmemek sorumsuzluk olurdu. Biz de bu paraları harcayıp ses getirecek transferler yapmayı biz de biliriz. Ancak bu transferleri yapacak lüksümüz yoktu. Bu anlamda baktığımızda biraz daha sabredilmesini, transferlerin doğru olup olmadığını zaman gösterecek. Ancak geleceğin takımını inşa etme konusunda genç oyuncuları takıma kattığımız için taraftardan daha sabırlıyım.

“SİVAS MAÇINA SPONSORUMUZLA ÇIKACAĞIZ”
Fenerbahçe’nin diğer ana rakiplerin aksine amatör branşlar Başakşehir’de yok, Trabzon’da nispeten var. Basketbol şubesinin bütçesi 25-30 milyon Euro. İnşallah bu kupayı yine alacağız. Fenerbahçe Üniversitesi konusu var. Hala tam ne yapacağımız konusunda emin değiliz. Hocalarımız çalışıyorlar. Her ay Kasım ayında 750 bin, yeni sezonda 2 milyon Lira kira bedeli olacak. Taze kaynak girdi. Sermaye artırımına SPK’dan onay geldi. Haftaya Sivas maçına sponsorumuzla çıkacağız. 700-800-900 milyon Lira’ya yakın bir kaynak yaratmamıza rağmen Mart’tan sonra nasıl döneceğini göremiyoruz. Tribünlerdeki arkadaşlara söylüyorum, saha sonuçları önemli ama kazanmamız gereken pek çok rakip var. Biraz sabırlı olunmasını rica ediyorum. Omuz omuza olmazsak, hepimiz için örnek ve başarılarla dolu bir Fenerbahçe yaratamayız. Tek kabul edemediğim iki maç sonucu olmuştur. Biri Zagrep’tir diğeri Rize maçıdır.

“BU TUTUMU REDDEDİYORUM”
Taraftarın üzgün, kızgın olmasını anlıyorum. Ben başkan olduktan sonra maçlara gitmedim. 7 yaşından beri maçlara gidiyorum. Zaman zaman fazla taraftar gibi hareket ettiğim için de eleştiriliyorum. Samimi olanlara kulak veriyorum. Bir kısmına katılıyorum. Ama kabul edemediğim bir şey yok. Buna ağır bir tepki veriyorum. Bu da çubuklu sahada mücadele ettiği zaman yuhalamak, olumsuz tezahüratlarda bulunmak, girene-çıkana yuh, ıslık… Biz Fenerbahçelilerin alışık olmadığı bir ortam. Seçim sürecinde bunun kabul edilemez olduğunu söyledim. Daha önce defalarca söyledim. Bu tutumu reddediyorum. Son 4 senedir oluşan bir tutum. Ama şartlar ne olursa olsun bir tane Fenerbahçemiz var. Her anlamda sahip çıkmamız lazım. Tezahüratlar olumsuz olacaksa da bekleyin maç bitsin. Maç berabere cezasahasına taç kullanıyoruz, protestolar oluyor. Bu sadece ve sadece Fenerbahçe’ye zarar verir. Her şekilde bunu kınıyorum. Belki üzgün ve kızgın olmakta haklısınız; ancak böyle tepki vermekte haksızsınız.

Bu kulübün gerçek sahipleri taraftardır. Burada değişen bir şey yok. Ne biz ne de herhangi başka bir yönetim, olumsuz tepkilerle, sosyal medyada yazılanlarla, biz bu kulübü yönetemeyiz, yönetmemeliyiz. Biz yola çıktık. Yol haritası çizdik. Bu harita üzerinde ilerliyoruz. Arada zig-zag’lar olacaktır. Ana hedef, büyük resim değişmemiştir. 5-6 puan daha alsaydık, bu kadar şüpheci olmayacaktık. Bu yolda yönetim kurulu olarak umutluyuz. Ana hedeflerin bir tanesi de sporcuların başarılı olacağı ortamı, iklimi yaratmak. Aynı görev sporcularımız sahaya çıktığında onlara o ortamı sağlayacaklar taraftarlardır. 20 yıllık Buffon ‘Hayatımda unutamayacağım statlardan bir tanesi Fenerbahçe’ diyor. O günlere ihtiyacımız var. Bilin ki Fenerbahçe dışındaki her hangi bir tezahürat, çok ama çok olumsuz etki yapıyor.

“ERSUN YANAL GÜNDEMİMİZDE YOK”
Dün olmadı, bugün de yok. Yarın da olmayacağını düşünmüyorum. Ersun Yanal hocamız bizim planlarımızda yok. Biz uzun vadeli bir program çerçevesinde yola çıktık. Şu zamanda taraftarlarımıza da, kızabilirsiniz, üzülebilirsiniz; ancak şu an öyle bir şey yok. Ne onunla konuştuk, ne de konuşmayı düşünüyoruz. Spor medyasında bir tarz var. İstediğini övmek. Son dönemde Ersun Hoca için yoğun bir medya kampanyası var. Ben ondan etkilenmem. Tribünlerin durumunu normal buluyorum. Şu futbola baktığımızda bu normal. Olmayacağını söylüyorum. Şimdilik bu sevdaya son verin. Çünkü bunun pek bir faydası olmuyor.

-YOLLARIN AYRILDIĞI HOCALAR KONUSU-
Hocalar demek daha doğru olur. Burada bir rapor var. Biliyorsunuz ben geçen hafta Salı günü dergi yazısına bir şeyler yazdım. Değişime direnç gösterenler olduğunu söyledim. Bunları söylerken neyin ne olduğunun farkında olan bir anlayışla yaklaşımla söyledim. Bizim tespit ettiğimiz son derece rahatsız olduğumuz, hatta bizi öfkelendirecek olaylara tanık olduk. Kadro dışıları açıkladık. Sonra doğal olarak bir kısım çok öfkelendi. Büyük bir soru işaretleri vardı, neden detayları anlatılmıyor diye. Bunu bir plan çerçevesinde yaptık. Söz konusu kişiler nasıl davranacak. Konuyu nerelere çekecekler. İyi de oldu, dostu düşmanı da görmüş olduk. Herkes de içini şöyle bir döktü. Yalan yanlış spekülasyonlar üzerinden programlar yapıldı, iddialar ortaya atıldı.

Sezon başına gelmemiz lazım. Detaylı anlatmaya ihtiyacım var. Aykut Hoca’yla görüşmelerimiz oldu. Ancak daha sonra hoca değişikliği kararı aldık. Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu duruma anlatacığım konu çok büyük etkisi olmuştur. Bu değişim sürecinde nelerle mücadele ettiğimizin anlaşılması için detaylı konuşma gereği gördüm. Pazar günü konuyla ilgili az konuştum. Bunu ‘Ali Bey işi hocalara çekiyor, gündem değiştiriyor’ demesinler. Hiç bir zaman pes etmeyeceğimizi söylüyorum.

Aykut Hoca’yla konuştuğumuz konulardan bir tanesi teknik ekibiyle devam edip etmeyeceğimizdi. Hocamız ekibinin başarılı olduğunu söyledi. Fikir alışverişleri sırasında Damien Comolli de konuştu. Onun da raporu olumluydu. Biz yumuşak bir geçiş yapmak istedik. Teknik kadronun kalmasının orta vadede olumlu olabileceğini düşündük. Sonuçta bir şeyi kapatıp açmıyoruz. Oyuncular aynı oyuncular, performans istatistikleri aynı istatistikler. Sonra Aykut Hoca ile konuştuğumuzda benim ekibimin hakkını koruyon dedi. Bir kaç gün sonra bu ekip istifa ettiler. Ben Aykut Hoca’ya sordum. Aykut Hoca da ekibine talimat verdi ve onlar da bizimle çalıştı. Buraya bu kadar sene emek vermiş insanların buraya sadece katma değeri olabileceğini düşündük. Onlarla yola çıktık.

“TURGAY ALTAY: -BANA NE FENERLİLER DÜŞÜNSÜN- DİYOR”
4 ayın sonunda neler oldu? Belki de 4 ay önce bu adamı atsaydık, bugün bunları konuşmuyor olurduk noktasına geldik. Ancak biz ne yapmak istesek, değişime karşı olduğunu, en küçü bir yenilgiyle ‘böyle devam etmez’ deniliyor. Yeni düzenden bir şey olamayacağını, eski düzenin devam etmesi gerektiğini söylediler. Bu Samandıra’daki bazı oyunculara da yansıdı. Bu ekip, 7-8 kişilik. 28 Haziran’da sezona başlıyoruz. İdari menajer Arda Keskin’in salon çalışmasını yaptırması isteniyor. Teknik direktörün isteği üzerine başka bir isim görevlendiriliyor. Bu yollarını ayırdığımız 3 kişiye çok olumsuz etki yapmıyor. Kendilerine verilen konularda aksaklıklar yaşanıyor. İlerleyen günlerde Erwin Koeman getiriliyor. O getirilince Turgay Altay’ın bazı görevleri ona devrediliyor. Bundan sonra bu ekipte isteksizlik olabilir. Takım içinde ‘Sorunları nasıl aşarız, nasıl çözüm yolları buluruz?’ diye konuşmalar yapılıyor. Turgay Altay’ın, “Bana ne, Fenerliler düşünsün” diyor. Bunu farklı ortamlarda dile getiriyor.

Futbolcular, antrenmanlardan sonra maça yorgun çıktıklarını söylüyor. Alper Aşçı’ya bunu iletiyorlar. Bunların teknik direktöre iletilmediği ortaya çıkıyor. Oyuncular çalışma düzenine tepki gösteriyorlar ve durumu teknik direktöre söylüyorlar. Etraflıca yapılan inceleme sonucunda dayanıklık testinin yanlış zamanda yaptırıldığı ve bu çalışmaların tamamen yanlış ve sakatlanmaya neden olabileceği ortaya çıkıyor.

Konyaspor maçından önce istenen antrenman planlarını yapmaması nedeniyle Alper Aşçı’nın sorumluluk alanı değiştiriliyor. Antrenman planlarına hiçbir şekilde karışmaması isteniyor. Süreç ilerledikçe görevlerinde aksaklıklar oluyor. Mevcut işleyişin sürmesi için çaba gösteriyorlar.

SOYUNMA ODASINDA RULO HALI
“-HOCANINI CENAZESİNİ HALIYA SARACAĞIZ- DİYORLAR”
Beşiktaş maçı öncesi sporcuların çalışmasından yönetime kadar takımın performansının düşmesi için aleni konuşmalar oluyor. Hatta bunu maç gününe taşıyorlar. Maç günü prim açıklanıyor. Primin ve mevcut idari yönetimin yetersiz olduğu söyleniyor. Fikirleri olabilir, ama bunu yetkiliye anlatırsın.

Sonra maça gidiyorlar. Soyunma odasında rulo bir halı var. Antrenör bu ne diyor? Arkadaşlardan bir tanesi “Bugün Beşiktaş bizi yenecek. Hocanın cenazesini halıya saracağız” diyerek dalga geçiyorlar. Oyuncuların içinde “Bu takımı yenemeyiz, bu hoca işi bilmiyor” diyorlar ve motivasyonu düşürmek için çaba harcıyorlar. Maç berabere bitiyor. İstedikleri olmuyor. Yaşadıkları hayal kırıklığını açık açık ifade ediyorlar. Bu tutum ve davranışlar sürüyor. Bu teknik direktörden Samandıra’ya kadar herkese yansıyor. Spartak Trnava maçı öncesi teknik direktöre mobbing yapılacak seviyede “safınızı belli edin” diyecek kadar ileri gidiyorlar. Maç önceyi Turgay Altay, ‘Yönetimden haber aldım. Hoca bırakacak’ diyor. Bu halı stada geldiğinde yere serilmiş. Yine halıyı görüyorlar. ‘Bu sefer cenazeyi kesin kaldırıyoruz’ diyorlar. Maç kazanılınca iş yine istediği gibi gitmiyor. Ertesi gün Samandıra’ya gelindiğinde ‘Fenerliler yüzünüz gülüyor. Maçı kazandınız ya” diyor.

“FENERBAHÇE BİLGİLERİNİ DIŞARIYA SIZDIRIYORLAR”
Bu hocaların işine Cuma günü son verdik ki eşyalarını almasınlar diye. Pazar günü de söyledim, en büyük vefa Fenerbahçe. İçeriden dışarı bilgi verenler olduğunu öğrendik. Hala kabullenmekte sıkıntı yaşıyorum. Neden yaptılar bilemiyorum. Bu arkadaşların bilgisayarında, bilhassa birininkinde, görüyoruz ki 28 Haziran’dan itibaren yani sezon açılışından itibaren idman programları, idman performans verileri, idmanlarla ilgili tüm istatistikler ve raporları dışarıya sızdırıyorlar. Yani kulübün kendi sisteminden yani Fenerbahce.org’tan kendi gmail hesabına oradan da başkasına sızdırıyorlar. Bunlar kulübün mülkiyeti.

Bir taraftan değişime inanmıyorlar. Köstek oluyorlar. Sonra eyleme geçiyorlar Sonra da bilgileri dışarıya sızdırıyorlar. Ne amaçla, neden bilemiyorum. Sonra daha ironik bir durum ortaya çıkıyor. Samandıra’daki bilgisayar sisteminde bütün veriler toplanıyor. Hocalar oradan o bilgileri alıyorlar. İronik durum şu, geçen senenin bütün idman ve performans dataları da silinmiş. “Neden silindi? denildiğinde, “Yeterli değil” deniyor.

“HERKESLE MÜCADELE EDECEK GÜÇTEYİZ”
Her zaman her şeyi aynı anda söylemiyorum. Bakalım arkadaşlar ne diyecekler. Bunun devamı da var. Tribünde taraftarlar tepki gösterince bizim nelerle uğraştığımı etraflıca tartın. Futbol takımı sadece sahada mücadele ediyor. Biz saha dışında pek çok yerde mücadele ediyoruz. Her daim bize destek verin. Yeniden yapılanma dedik. İyi planlanmış kaynak yaratma meselesini sırf bu sonuçlardan dolayı açıklamıyoruz. Fenerium %100 artış yaptı. Belki bu patlamadan sonra gerileme olacak. Lütfen büyük resmi görün. Kızdığınız olaylar var, haklısınız. Ancak lütfen kısa vadeli kızgınlığınızı, uzun vadeli planları heba etme adına lütfen göstermeyin. Arkamızda olun. Siz bize inanmazsanız, başarılı olamayız. Biz burada sistem değiştirmeye geldik. Biz herkesle mücadele edecek güçteyiz. Siz bize inanmazsanız, bu mücadele gücümüz sekteye uğrar.

“MÜJDAT YETKİNER’İN ÜYELİĞİNİ İPTAL EDEBİLİRDİM”
Müjdat Yetkiner geçen gün televizyona bağlanmış. Sonra öyle şeyler yazılmış ki üzüldüm. Olay Haziran’da yaşanıyor. 4 ay sonra ne hikmetse bu konu gündeme geliyor. Satır arasını okursanız, bundan çok farklı teoriler de çıkarabilirsiniz. Volkan kararından sonra, sanki ben kıyım makinesiyim. Biz öyle bir ülkedeyiz ki yalan söyleyene inanılıyor. Doğru söyleyenler kanıt göstermek zorunda bırakılıyor. Seçim bitmiş. Müjdat Hoca, ‘Ben Aziz Yıldırımcı’ydım’ dedi. Olabilir. Hepimiz Fenerbahçeliyiz. Fakat daha pazar günü galiba 28. sandıkta çalışan avukat bir görevlimize saldırma noktasına geliyor ve ağır küfürler ediyor. 4 Haziran’da Dereağzına geliyor, çok ağır ifadelerle hem bana hem de bana oy vermiş kongre üyelerine, elinde tespih, hakaret ve küfürler ediyor. Burada veliler ve alt yapıda oynayan çocuklar da var. Ben oradamıyım, değilim. Bu bize raporlanıyor. Hatta velilerden 2 tanese gelip ‘böyle böyle böyle’ oldu diye rapor yazdıyoruz. Biz de yolumuzu ayırdık. Scouting performansı olarak da yollarımızı ayıracaktık. Amma velakin böyle bir olay yaşandı. Bu olayı kişiselleştirsem, Fenerbahçe’deki kaptanlığına, oynadığı süreye saygı duymazsam, üyeliğini iptal edebilirdim. Kızgınlık olabilir. İşe daha pedagojik yaklaştım. Altyapı oyuncularının önünde böyle konuşamayacağını düşünerek görevine son verdim. İşi kişiselleştirmedim.

OYUNCULARIN KADRO DIŞI KALMASI
DIRAR VE AATIF
Aatif ve Dirar’ın konusu ciddiyetsizlik, disiplinsizlik, sportif yetersizlik için kadro dışı bırakılmıştır. Gözlemlediğim kadarıyla en mutsuz günlerimizde bile bu iki oyuncu şen şakrak, gamsız mı, umursamaz mı dersiniz. Benim beklediğim ruhu yansıtmıyorlardı. Bilhassa 3 büyük takımda futbolcuların aldığı maaşları ve harcadıkları mesaiye baktığınızda en üst noktadalar. İşler böyle kötü gittiğinde nasıl bu kadar vurdum duymaz olursunuz. Dirar’ın, milli takım kampından geç dönmesi. Takım toplantısına katılmaması. Göztepe maçında kadroya alınmadı. Ona kızdı, hocaya artık ‘ben tatildeyim’ diyor.

Kayserispor maçı sonrası soyunma odasındaki konuşma var. Konuştuk dertleştik. Konuşanlardan bir tanesi de Aatif’ti. Ben çok sesliliğe inanan bir insanım. Aatif o gün görüşlerini belirtti. ‘Takım olamadık. Geçen sene zayıftık, bu sene daha zayıfız’ dedi. Düşüncesi bu olabilir. Ben görüşlerimi ileteceğim, senin görüşlerini beğenmezsem sana zorunlu izin vereceğim. O konuda basında çıkanlar saçma sapan iddialar.

Dirar kadroya giremeyince bu konu Aatif için çok büyük memnuniyetsizlik nedeni oldu. Takım içinde gruplaşmalar var. Aatif, Dirar’ın oynaması için açık açık arkadaşlarına, hocaya söyledi. Arkadaşın oynamıyor diye gamsızlık yapamazsın. Bu iki oyuncunun kadro dışı kalmasının nedeni, disiplinsizlik, sportif nedenler ve bana göre de Fenerbahçe ağırlığından uzak davranışlar. Sonuçta kadro dışı bırakılmışlardır. Fenerbahçe takımının parçası olmasalar da Fenerbahçe’nin içindeki isimler. İkisi disiplinsizlik nedeniyle kadro dışı bırakıldı.

VOLKAN DEMİREL
Volkan konusunu ayrı tutmak istedim. Gelinen nokta, bu dünyanın her yerinde olan bir olay. Kulüplere uzun yıllar hizmet vermiş, aidiyet duygusu daha yüksek ve değişiklik olduğunda değişime karşı bir nebze tavır alan oyuncular vardır. Bunun da başına gelelim. Pazar günü söylemiştim, Fenerbahçe için Volkan, Ali Koç için Volkan. Fenerbahçe için Volkan, zaman zaman kendisine zarar verebilecek aitiyet duygusu. 495 maça çıkmış. Çok Fenerbahçe’yi sevdiği için çoğu zaman haksız hakaretler yemiş. Fenerbahçeliliği hiçbir zaman tartışılmayacak bir Volkan.

Bir de Ali Koç için Volkan. Volkan’ı 19-20 yaşlarında tanıdım. Lider karakterli, çok iyi bir baba, çok iyi bir eş. Çok güzel bir ailesi var. Nikah şahitliği yaptım. O tarafı da benim için özel. İlk ve tek evine gittiğim futbolcu. Çocuklarımın gönlünde çok farklı yeri var. Onlar bu haberi duyunca çok şaşırdılar. Her anlamda zor bir karardı. Üstüne basarak söylüyorum, ne Damien Comolli ne de Phillip Cocu, inanmadığım bir kararı bana aldırtamaz. Kendi gözümle yaşadığım unsurlardan dolayı…

“BANA VURMAYA ZEMİN HAZIRLANIYOR”
Cocu’yu eleştirebilirsiniz. Şimdi Daimen’e vuruyorlar. Bütün bunlar bana vurmaya zemin hazırlanıyor. Baktığımızda Volkan, çok özel biri. Gelelim sezon başına. Son iki sezon Volkan’ın en kötü sezonu. Bir istatistik baktığımızda neden olarak kaleci performansı çıkıyor. Buna rağmen belki duygusal, belki çok romantik davrandım. Kötü performansına rağmen, Volkan’a ihtiyacım olduğu için bu değişim sürecinin en büyük bayraktarlığını yapacağına inandığım için pek çok aksi görüşe rağmen kontratını uzattım. 40 yaşına kadar oynama hayali var. Ona “Senin hayatın Fenerbahçe olmalı. Belki birinci kaleci olmayabilirsin ama sen Fenerbahçe’ye hizmet etmelisin.” dedim.” Sözleşmesini de uzattık. Sözleşmesini uzattığımız için eleştiriler geldi. Finansal fair-play’den dolayı kaleci alamadık. Comolli ve Cocu da Volkan’ı görünce ona inandılar. Dolayısıyla birinci kaleci yaptık. İlk 6 resmi maçta birinci kalecimizdi. Fakat iyi başlamadı. Benfica ve ondan sonraki iki maçta işler iyi gitmedi. Takım iyi futbol oynamasına rağmen, o başlangıçtan sonra bir kaleci lazım diye düşündük. Bazen her istediğini yapamıyorsun. İşler iyi gitmeyince Harun’a aldık. Volkan’la yaşanan durum, pek çok kulüpte olduğu gibi büyük oyuncularla olan durum. Çok iyi bir Fenerbahçeli. Ancak yeni ekip, yeni kadro. Kendisinin yakın olduğu bir kaç kişinin ayrılmasından dolayı ister istemez etkilendiğini düşünüyorum. Ailece görüştüğü insanların ayrılması, kaleye başka birinin düşünülmesi, sonuçların kötü gitmesi de katkı yapmıştır. Yeni bir sistem, yeni bir düzen belki insani bir rahatsızlık yaratmış olabilir. Yine de siz en iyisini yapmak durumundasınız. Tabiri caizse çok uzun yıllar oynayan, bu kadar kulübüyle bütünleşmiş biri fazla sahiplenmeden dolayı da hatalar yapabilir. Bunları yaşadık.

Kayserispor maçı sonrası ‘Takım olamadık. Gruplaşmalar var” dedi. Ben içi dışı bir insanları seven birisiyim. Sözleşmesini uzatırken ana isteğimiz liderlik yapması, yeni gelen ekibe ve oyunculara onun bayraktarlığını yapmasını istedik. Tersi olmadı, gereğini yapmadı. Kayserispor maçı sonrası “takım olamadık” diyor. -Sen ne yaptın. Bunu sportif direktöre söyledin mi?” ‘Hayır, rahatsız etmek istemedim’ diyor. Samandıra’da yeni bir düzen var. Aradaki zamanda kaptanın oyuncuların kaynaşması için çalışmaları gerekti. Eskiden idman sonrası futbolcular evlerine gidiyordu. Sonra Volkan, oyun sistemi ile ilgili görüşlerini söyledi. Ancak düşüncelerin gerçekleşmiyorsa da ‘Küstüm, oynamıyorum’ şeklinde olmaması lazım.

“VOLKAN BANA BİR NEBZE, BAŞKAN VEKİLİME CİDDİ SAYGISIZLIK YAPTI”
Sonra somut iki olay yaşandı. Dergi yazısının çıkacağı gün Samandıra’dan bir haber geldi ki “Volkan Demirel teknik direktör yardımcısının üzerine yürümüş. Volkan tabiri caizse volkan patlamasını o gün yaşıyor. Biz de Samandıra’ya gittik, ne oluyor diye. Daha sonra el sıkışmışlar ama… 6 Türk futbolcumuzu bir araya getirdik. Sohbet ediyorduk, orada Volkan, “Benim kabul edemeyeceğim şekilde tartışmalara girdi. İlk önce bana bir nebze saygısızlık yaptı. Ondan sonra başkan vekilime ciddi saygısızlık yaptı. Bizim konuşmamızı istemiyor bile. Uzattı. Sonra ‘başkanına, başkan vekiline bu şekilde saygısızlık yapma cüretini gösteren bir futbolcu, Samandıra’da diğer personele nasıl davranıyor?’ diye düşündüm. Teknik direktör yardımcısının üstüne yürüdüğünü ve Volkan’ın uyanması gerektiğini düşündüm.

Buradaki olay disiplinsizlik, yönetim kurulu seviyesinde saygısızlık, bunları gidermek için hiçbir şey yapmama, takım içerisinde liderlik yapma da yetersizlik, mutsuz olma. Çok düşündüm taşındım, Bu kararı iki gün düşündüm. Şahsıma, gönlüme düşünen bir karar. UEFA’da bizim 2. kalecimiz Volkan, 3. kalecimiz Ertan. Berke listede değil. Bu riske rağmen bu kararı verdim.

“KİMSE FENERBAHÇE’DEN BÜYÜK DEĞİLDİR”
Transfer döneminde belki duygusallık oldu. Yine de söylüyorum. Bugün olsa yine sözleşmesini uzatırdım. İşi aldılar, oraya çektiler buraya çektiler. Vefasızlık dediler, Alex’le kıyasladılar. Burada durun bakalım. Kimse Fenerbahçe’den büyük değildir. Birinin kadro dışı kalması, mukavelesinin bitirilmesi demek değildir. Bir oyuncu 10 veyaü 15 yıl orada diye, disiplin çizgisini aştıysan hatanın cezasını çekmek zorundasın. Arzum, bundan sonra doğru hareketleri yapmasıdır. Döner mi, nasıl döner? Ancak bu bugünden yarına değişecek bir karar değildir.

Alex’ten bu yana jübile geleneğini geri getirmek istiyorum. Kendisi bilmez, ilk jübilesini istediğim kişi de Volkan Demirel’dir. Mehmet Topal, 500. maçına çıktı. Volkan da 5 maç sonra 500. maçına çıkacaktı. Yıllar sonra jübilesi ilk yapılan isim olarak alınmasını isterim. Eğitimini tamamlayıp burada çalışmasını isterim. Alex’le bu konunun alakası yok. İnşallah ona da temsili bir jübile yapmak isterim. Jübile işini çok severim. İnşallah hayaller, hayal kırıklığına dönüşmez. Onun bunun gazına gelmez. “Volkan meydan okumuş?” dediler. “Bunlar mışlı-muşlu” haberler dedim.

Aziz Yıldırım ile görüşmüş diye bir iddia ortaya atılmış. Doğru mu değil mi bilmiyorum. 15 yıl ona başkanlık yapmış. Doğruysa da gitmesi değil gitmemesi yanlış olur. Biz pr yapmıyoruz. Sözde kanaat önderi gazetecilerle buluşup arka planda kulisler yaparak gündem yaratmıyoruz. Bunun Aziz Yıldırımm ile alakası yoktur. İnşallah Volkan, tez zamanda aramıza katılır.

“HOCA DEĞİŞİKLİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”
Kötü başladık. Cocu’nun hazırlık maçlarında oynattığı futbol henüz takıma yansımamış. Benim için en kolay şey, herkesin istediğini yapmak olmaz mı? ‘Ersun Hocayı getirdim’ derim ama kulüp böyle yönetilmez. Ancak insanlar istedi diye hoca değiştirmem. Hoca değişikliğine gidip insanların gazını almak en kolay şey. Biz bir değişim için yola çıktık. Devre arasına kadar bir şey yapmayı doğru bulmuyorum. Şu aşamada hoca değişikliğinin erken olduğunu düşünüyoruz.

“ARSENE WENGER İDDİASI ÇOK KOMİK”
Hocayla konuştuk. Biraz Kuzey Avrupalılığı bırakıp biraz buraya uyum sağlamasını söyledik. Ancak Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumu hocaya bağlamak, büyük resme bakmamak ciddi haksızlık olur. Arsene Wenger, Tayfun Korkut’la, Blanc’la ne konuştuk, ne görüştük. Damien’e mail geliyor. Ondan sonra basında konuştular diye haber çıkıyor. Medya konusunda çok güzel ve haklı eleştiriler var. Ders alacağımız görüşler var. Ama haddini aşan, işi tamamen magazinsel hale getiren, buradaki iyi niyeti görmeyip, işi bambaşka hale getirmek isteyenler var. Onlar hakkında da ilerleyen günlerde konuşuruz. Arsene Wenger iddiası çok komik. Arsene Wenger’i kim istemez. Ama şartları, durumu bir düşünün. Wenger’in bıraktığı ortamı, aldığı teklifleri… Ne Fenerbahçe ona ne de o Fenerbahçeye uyar. Türk hocalar konusunda da tamemen Türk hoca olmayacak demiyorum. İki isim geçiyor; ama onlar olmayacak. Şu anda konuştuğumuz Türk hoca da yok.

Damien ve Onur’un PR’ı yok. Gazeteci dostları yok. Olmaması da benim tercihim. İletişim yapacağız, konuşacağız dertleşeceğiz de bir düzenimiz var. Bahsettiğim kişiler bazı medyadaki kişilere pr yapıyorlar. “Ben bir taraftara terbiyesiz demişim. Jailson’un kalp ritmi bozukmuş. Yönetimde kavga varmış.” Fenerbahçe içinden menfaat sağlayanlar var idi hala kalıntıları var. Bu insanlarla yollarımızı ayırdıkça, içeridekilerin üstüne de gidilebiliyor. İş öyle bir şekilde ele alınıyor ki, yerden yere vurmak, gerçek dışı haberlerle itibarsızlaştırmak, göreceğiz.

Ben de Comolli’ye kızıyorum. Daha sert önlemler alınmalı. ‘Bu teknik heyette sıkıntılar var’ dedim. Önlem yeni alınıyor.
Duygusal zeka konusunda “Bizim oyuncuların daha fazla sırt sıvazlanmalarına ihtiyacı var” dedim. Bütüne baktığım zaman büyük resim değişmemiştir. Bu yolculuğa büyük katkıları olacaktır. Bütün akademi, scouting, yatırımlara kadar pek çok sorumluluğu var. ‘Hırsız’ diyorlar. Bir insana hırsız denmesi ne kadar ağır bir itham. Gelin kontratları gösterelim. Geçmişte nasıl sözleşmeler yapılmış, şimdi nasıl yapılıyor. Bu saldırılar aslında Damien’e değil bana. Taraftar yanımızda dursun. Biz sonuna kadar bu mücadeleyi veririz. Pek çok başka konuda mücadele veriyorz. Taraftardan Allah razı olsun. Başından beri destek veriyorlar. Samimi bir şekilde bizi eleştirenlere de teşekkür ediyorum. Ancak kenarda elini ovuşturanları buraya (cebini gösteriyor) koyuyorum.

Bu camianın hedeflerine ulaşması için inanılmaz çalışıyoruz. Hatalar yapmıyor muyuz? Yapıyoruz. Yanlışımızdan dönmeyi biliriz. Bazı kırmızı çizgilerimiz var, ‘onları da test etmeyin’ diyoruz. İnşallah Kasım, Aralık ayları daha güzel olacak. Şu anda hoca değişikliğinin faydalı olacağını düşünmüyorum. Oyuncularımızın onun etrafında birleştiğini görüyorum. Son birkaç maçtan sonra da iyi yolda olduğumuzu düşünüyorum. Bize inanmaya devam edin.

ETİKETLER:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ