Akıllı Gündem

Aralık enflasyonunda düşüş beklentisi

Ekimde TÜFE aylık yüzde 2.08, yıllık yüzde 11.9 artışla beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Enflasyondaki “tatsız” sürprize önceden işaret eden Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, düşüşün aralıkta başlayacağını söyledi…

Aralık enflasyonunda düşüş beklentisi

Enflasyon, ekimde beklentilerin üzerinde artarak son dokuz yı­lın en yüksek seviyesine ulaştı. Ekimde tüketici fiyat­ları endeksi (TÜFE) aylık 2.08 artarken, yıllık TÜFE yüzde 11.9 artış gösterdi. Ekimde yurt içi üretici fiyat endeksi (Yl-ÜFE) artışı ay­lık yüzde 1.71, yıllık 17.28 düzeyinde ger­çekleşti. Ekim ayı enflasyonuyla 2018 yılında çeşitli vergi, harç ve cezalarda yapılacak artışı belirleyen yeniden değerleme oranı da belli oldu. Ba­kanlar Kurulu değişiklik yetkisini kullanmazsa vergi ve harçlar gele­cek yıl yüzde 14.47 artacak.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, ekim ayında enflasyonun yapacağı “tatsız” sürprizin işaretini ön­ceden vermişti. Çetinkaya, geçen hafta açıklanan yılın dördüncü enflasyon rapo­ru toplantısında “Ekim ayı enflasyonun­da bir miktar sürpriz ihtimali var. Kasım ayında enflasyon açısından bir miktar risk­lerin olduğunu söyleyebiliriz. Aralıkta ise enflasyonda baz etkisi lehte çalışacak. Düşüş aralıkta başlayacak ve bu düşüşün devam et­mesini bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

 

YILSONU ENFLASYON TAHMİNİ DEĞİŞTİ

Başkan Çetinkaya enflasyon raporunda 2017 yılı enf­lasyon tahminini yüzde 8.7’den yüzde 9.8’e, 2018 yılı sonu tahminini de yüzde 6.4’ten yüzde 7’e yük­seltildiğini açıkladı. Raporda 2019 sonunda ise enflasyonun yüzde 6’ya geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağı öngörüldü. 2017 yılı enflasyon tahmini, bir önceki rapora göre 1.1 puan yukarı yönlü güncellenirken, Çetinkaya tahminler üzerinde etkili olan en önemli unsuru TL’deki değer kaybı ile petrol ve di­ğer emtia fiyatlarındaki artışın etkisiyle TL cinsi ithalat fiyatlarında yapılan yukarı yönlü güncelleme olduğunu vurguladı. Bu gelişme 2017 yılı sonu enflasyon tahminine 0. 5 puan, çıktı açığı 0.4 puan yukarı yönlü etki yaptı. Enflasyon ana eğilimindeki yükseli­şin etkisi ise 0.2 puan oldu. Ekonomistler, Merkez Bankası’nm 2017 yılı tahminle­rinin piyasa ve ekonomik gerçeklerle daha uyumlu hale geldiğine dikkat çekerek, sonraki yıllar için ise iyim­ser kalmaya devam ettiğini kaydetti.

 

BEKLENTİLERİN ÜZERİNDE

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ekim ayı verilerine göre, TÜFE aylık bazda yüzde 2.08, Yİ- ÜFE yüzde 1.71 artış gösterdi. Yıl­lık enflasyon TÜFE’de bir önceki aya göre 0.7 puan artışla yüzde 11.90, Yİ- ÜFE’de 1 puan artışla yüzde 17.28 oldu. TÜFE, ekimde geçen yılın ara­lık ayma göre yüzde 9.52, Yİ-ÜFE yüzde 11.66 oranında artış gösterirken, 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında TÜFE yüzde 10.37 arttı. Maliye Bakanlığı tarafın­dan belirlenen yeniden değerleme oranına esas teşkil eden 12 aylık ortalamalara göre Yİ- ÜFE artışı ise yüzde 14.47 oldu. Çeşitli vergi ve harçlarla ilgili kanunlarda, vergi, harç ve ceza tutarlarının her yıl yeniden değerleme oranı ka­dar artması öngörülüyor. Bakanlar Kurulu belirli limitlerde bu tutarlarda değişiklik yapma yetki­sini kullanmazsa, damga vergisi, çevre ve temizlik vergisi, harçlar, trafik ve vergi cezaları 1 Ocak 2018’den itiba­ren yüzde 14.47 artacak.

TÜFE, giyim ve gıda fiyatlarındaki artışın yanı sıra, kur geçişkenliğinin de etkisiyle beklentiler üzerinde ar­tış gösterdi. Enerji grubundaki beklentinin üzerindeki artış, dayanıklı tüketim malla­rındaki vergi indiriminin kalkması bu artı­şa önemli etki yaptı. Beklentiler TÜFE’de ekimde aylık yüzde 1.70, yıllık yüzde 11.5 artış şeklindeydi. Aylık TÜFE ekim ayları itibarıyla 2011’deki yüzde 3.27’lik artıştan sonraki en yüksek düzeyini görürken, yıllık TÜFE ise 2008’den bu yana en yüksek se­viyesine ulaştı.

 

ÇEKİRDEKTEKİ ARTIŞ SÜRECEK

Eski özel kapsamlı FI endeksinin deva­mı olan işlenmemiş gıda ürünleri, ener­ji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE (B endeksi) ekimde bir önceki aya göre 0.9 puan artışla yıllık yüzde 11.79 art­tı. H endeksinin devamı olan enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE (C endeksi) bir önceki aya göre 0.84 puan artışla yıllık yüzde 11.82 artış gösterdi. Aylık bazda ise B endeksi yüzde 2.23, C endeksi yüzde 2.37 arttı.

Çekirdek enflasyondaki artışta kur etkisi ile giyim grubu enflasyonu hesaplamasında yapılan artış­ların etkili olduğuna dikkat çeken A&T Bank Baş Eko­nomisti Ayşe Özden, olum­suz baz etkileri sebebiyle de yıl sonuna kadar çekirdek enflasyonda artış görüleceği tahmininde bulundu. Kasımda yüzde 12Ti seviyelere ulaşma­sını bekledikleri yıllık enflas­yonun aralıkta olumlu baz et­kisiyle düşmesini beklediklerini belirten Özden, daha önce yüzde 9.5 olarak ifade ettikleri yılsonu hedefini yüzde 10.2 olarak revize ettiklerini kaydetti.

Çekirdek enflasyonun 2004’ten sonraki en yüksek seviyeye ulaştığını vurgulayan KapitaIFX Araştırma Müdür Yardımcı­sı Enver Erkan da, çekirdek göster­gelerde mevcut yukarı yönlü eğilimin bir süre daha de­vam edeceğini dile getir­di. TL’de yaşanan değer kaybının önümüzdeki dönemde maliyetleri ve fiyatlama davranışları­nı olumsuz etkilemeye devam edeceğini ifade eden Erkan, hem ulusla­rarası piyasalarda emtia fiyatlarının yükseliş eğili­mi hem de TL’de yaşanan değer kaybının YÎ-ÜFE’deki yükselişin de nede­ni olarak öne çıktığına işaret etti.

 

AYLIK EN YÜKSEK ARTIŞ GİYİMDE

TÜFE’de ana harcama grupları itibarıyla 2017 yılı ekimde endekste yer alan gruplardan, aylık en yüksek artış yüzde 11.51 ile gi­yim ve ayakkabı grubunda oldu. TÜFE’de aylık olarak en yüksek artış yüzde 37.92 ile kadın hırkasında yaşanırken, bu ürünü yüz­de 36.24 ile kadın kazağı, yüzde 34.70 ile kadın kabanı izledi.

Ekimde, TÜFE’de geçen yılın aynı ayına göre gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 12.74, çeşitli mal ve hizmetler yüzde 12.63, sağlık yüzde 12.21 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları olarak belirlendi.

 

DIŞ TİCARET AÇIĞI YÜZDE 85 ARTTI

Geçen hafta en çok konuşulan makroe- konomik göstergelerden biri de dış ticaret verileri oldu. TÜİK ile Gümrük ve Tica­ret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçi­ci dış ticaret verilerine göre, ihracat 2017 Eylül’de 2016’nm aynı ayma göre yüzde 8.7 artarak 11.8 milyar dolar, ithalat yüz­de 30.6 artarak 19.98 milyar dolar oldu.

Eylülde dış ticaret açığı yüzde 85 artarak 8.13 milyar dolara yükseldi. İhracatın itha­latı karşılama oram ise yüzde 71.3’ten yüz­de 59.3’e düştü. Eylülde sermaye ve tüke­tim mallarının toplam ithalat içindeki payı azalırken, ara mallarının payı arttı. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ürünle­ri ihracatı içindeki payı yüzde 3.9 olurken, aynı grubun ithalatının payı ise yüzde 14.6 oldu.

Yılın ilk dokuz ayında ihracat geçen yı­lın aynı dönemine göre yüzde 10.5 artışla 115.1 milyar dolar, ithalat yüzde 15.5 artış­la 168.96 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 27.9 artışla 53.8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Petrol fiyatlarında­ki artış enerji faturasına yansırken, ithalat tarafından artırıcı etkisi hissedildi. İthalat­taki artışı altın ithalatı da tetikledi. Altın ithalatında 2017’de tüm yılların rekorunu kıran Türkiye, 9 aylık dönemde 13.2 mil­yar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirdi. Bu dönemde altın ihracatının 5.8 milyar dolar düzeyinde kalmasıyla 7.4 milyar dolarlık bir açık ortaya çıktı. Bu iki kalemin dışında ka­lan dış ticaret açığındaki artışı olumsuz yo­rumlayanlar kadar, ekonomik aktivitedeki artış bakımından olumlu olabileceği şeklin­de yorumlayanlar da oldu.

 

“DENGELERİ BOZUCU ETKİ YAPABİLİR”

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova, dış ticaret açığının risk oluşturduğunu vurgula­yarak, “Dış ticaret açığı cari açığı tetikliyor, bu durumda da döviz açığı ortaya çıkıyor” uyarısında bulundu. Dış ticaret açığının art­ması ve yabancı sermaye girişinin az olması nedeniyle döviz kuru üzerindeki baskının arttığına dikkat çeken Arzova, döviz kuru­nun gerilememesinin sebeplerinden birinin de bu baskı olduğunun altını çizdi. Doğru­dan yabancı sermaye çekmekte zorlanan Türkiye’nin sıcak para olarak adlandırılan kısa süreli fonlamayı çekebilmesi için di­ğer ülkelerden daha cazip olması gerekti­ğini vurgulayan Arzova, “Bunu sağlayacak olan da faizler. Enflasyon bir yandan yüzde 11’lere dayanırken, diğer taraftan fonlama faizi oldukça yükseldi. Hem kurlar hem de makro dengeleri bozucu etki yapabilir” diye konuştu.

 

İHRACATTA EKİM REKORU

Son 12 aydır ihracatta aralıksız artış açık­layan TİM verilerine göre, ihracatta son 10 yılın ekim rekoru kırıldı. Ekimde ihracat yüzde 15.6 artışla 13.5 milyar dolar oldu. Bu veriye ulaşmada otomotiv her ay oldu­ğu gibi en büyük desteği verdi. Ekimde oto­motiv ihracatı geçen yılın aynı ayma göre yüzde 19.1 artışla 2.6 milyar dolara ulaştı. Ekimde çelik ihracatı yüzde 36.4 artışla 1 milyar 33.7 milyon dolara ulaşarak bu re­kora destek verdi. Ekimde yüzde 7.9 artış­la 1.5 milyar dolar ihracatın yapıldığı hazır giyim ve konfeksiyon, yüzde 14.2 artışla 1 milyar 23 milyon dolar ihracatın yapıldığı elektrik elektronik ve hizmet, yüzde 19.4 artışla 1 milyar 468 milyon dolar ihracatın yapıldığı kimyevi maddeler ve mamulleri oldu.

TÎM verilerine göre 10 aylık ihracat ge­çen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11 artışla 128 milyar 659.9 milyon dolara yük­seldi. Ekim itibarıyla ihracat son 12 aylık dönemde de bir önceki yıla göre yüzde 10.7 artışla 154 milyar 227 milyon dolara yüksel­di. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, son bir yılda ihracat desteklerinin üç katma çık­tığını vurgulayarak, “Biz de asıl teşekkürü­müzü yeni OVP tahmini olan 156.5 milyar dolar ihracat hedefini aşarak edeceğiz. He­deflere ulaşma kapsamında hükümetimiz­den Gümrük Birliği, KDV, mesleki eğitim gibi 10 önemli konudaki sorunlara çözüm bekliyoruz” dedi.

 

DIŞ TİCARET AÇIĞI DEVAM EDECEK

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın idari kayıtlardan derlediği resmi olmayan geçici dış ticaret verileri de dış ticaret açığındaki artışın ekimde de süreceğini ortaya koydu. Gümrük Bakanlığı’mn dış ticaret verileri­ne göre, ekim ayı ihracatı yüzde 8.96 artışla 13.9 milyar dolara, ithalatı yüzde 25.2 artışla 21.3 milyar dolara yükseldi. Dış ticaret açığı ise bu dönemde yüzde 74.6 artarak 7.4 mil­yar dolar oldu. Yılın ilk 10 ayında ihracat yüzde 10.4 artışla 129 milyar dolara, ithalat yüzde 16.5 artışla 190.3 milyar dolara yükse­lirken, dış ticaret açığı ise yüzde 32.1 artışla 61.2 milyar dolara ulaştı.

 

TURİZM GELİRİ YÜZDE 37.6 ARTTI

Geçen hafta turizm sektörüne yönelik önemli veriler de açıklandı. TÜÎK verilerine göre, turizm geliri 2017’nin üçüncü çeyre­ğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37.6 artarak 11.4 milyar dolar oldu. Bu çey­rekte ziyaretçilerin kişi başı ortalama harcaması 684 dolar oldu. Türkiye’den çıkış yapan ziyaretçi sayısı 2017 yılı üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 38.1 artarak 16 milyon 663 bin 265 kişi oldu. Bunların yüzde 82.6’sım 13 milyon 770 bin 308 kişi ile ya­bancılar, yüzde 17.4’ünü ise 2 milyon 892 bin 957 kişi ile yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu. Yılın ilk dokuz ayında ise Türkiye’den çıkış yapan ziyaretçi sayısı 30.3 milyon kişiyi aştı. Turizm geli­ri ise 20 milyar 174.5 milyon dolar oldu.

 

 

TURİZM VERİLERİ İYİLEŞİYOR

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre 2017 Eylül’de Türkiye’yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42.8 artışla 4 milyon 76 bin 630 kişi­ye, yılın ilk dokuz ayında yüzde 28.7 artış­la 26 milyon 60 bin 503 kişi oldu. Eylülde Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülke­ler sıralamasında Rusya yüzde 19.4 pay 788 bin 829 ile ilk sırada yer aldı. Eylül’de Türkiye’yi ziyaret eden Rus turist sayısı yüzde 280 artış gösterdi. Bu dönemde yüzde 0.35 azalışla 422 bin 955 ziyaretçi gönderen Almanya, ikinci sırada yer aldı. Yılın ilk dokuz ayın­da ise Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülke sıralamasında Rusya yüzde 15.8 pay, 4 milyon 122 bin 305 ziyaretçi ile birinci oldu. Rus ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı dönemi­ne göre yedi kat artış gösterdi. Bu dönemde yüzde 6.7 gerilemeyle 2 milyon 923 bini aş­kın ziyaretçi sayısıyla Almanya ikinci sırada yer aldı. Kültür ve Turizm Bakam Numan Kurtulmuş, turizmde yeni kapıların çalına­cağım vurgulayarak, Çin, Hindistan Güney Kore, Japonya, Endonezya, Malezya gibi Uzak Doğu ülkelerine açılacaklarını kaydetti.

 

“İthalatsız ihracat yapmadan açık kapanmayacak”

Eylül ayı ihracat-ithalat verileri, dış ticaret açığının önemli boyutlara ulaştığını gösteriyor. Dış ticaret açığımız son bir yılda yüzde 85 artış gösterdi. Dolayısıyla ihracattaki artışımız ithalattaki artışımızın gölgesinde kaldı. Bu durum halen ihracatımızın önemli bir kısmının ithal girdiyle gerçekleştiğine işaret ediyor. Öyle ki, ithalatımızın neredeyse dörtte üçü ihracatımızın girdisini oluşturuyor.

Üretimimiz içinde hammadde ve aramalının payının yüksekliği düşünüldüğünde, bu açığın uzun vadede bile kapatılamayacağını anlaşılıyor. Döviz kurlarındaki artış bu durumun olumsuz etkisini de güçlendiriyor. O yüzden katma değer yaratan ve ithalata bağımlı olmayan ihracat kalemlerimize ağırlık vermek ve teşvikleri bu yönde değerlendirmek gerekiyor. Ekim ayı enflasyon rakamları hem aylık hem de yıllık bazda yükselişe geçti. Yıllık enflasyon, 2008 yılından beri en yüksek seviyeye erişti. Ulaştırma kalemi yıllık bazda en fazla artışın gözlendiği kalem oldu. Harcamalarımız arasında en yüksek ağırlığa sahip ulaştırma alanındaki fiyat artışları genel enflasyon verisini de yukarıya taşıdı. Enflasyon hesaplanırken sepete dahil edilen maddelerin yüzde 72’sinde artış gerçekleşmiş durumda. Bu noktada döviz kurlarının etkisinin, enflasyon üzerinde de baskı oluşturmaya başladığı gözle görülür bir hale geldi.

 

“Yıllık enflasyon aralıkta geriler”

Prof. Dr. Hakan YETKİNER / İzmir Ekonomi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi

Görünen o ki yüzde 5 enflasyon hedefinin uzun bir süre daha gerçekleşmesi mümkün olmayacak. Aksine hedef ve gerçekleşen arasındaki sapma giderek artıyor. Yıllık enflasyon baz etkisiyle aralıkta gerilese de çift hane enflasyon riski önceki dönemlere kıyasla daha yüksek. Eylülde dış ticaret açığı ciddi artış göstererek 8.13 milyar dolara yükseldi ve ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 59.3’e düştü. Uzun dönem dış ticaret serileri incelendiğinde (Ocak 1982-Eylül 2017) dış ticaret dengesinde geçici bir bozulma gözleniyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı uzun dönem eğilimin biraz altında yer almakla birlikte kabul edilebilir aralıklarda salınıyor.

Ancak 2017 Mayıs’ta başlayan ve sırasıyla 7.33, 6.04, 8.8, 5.9 ve 8.13 milyar dolar olarak gerçekleşen aylık dış ticaret açıkları, politika yapıcıların çabası ve döviz fiyatlarındaki düzeltmeler ile kontrol altına alınmaya başlanan dış ticaret açığının son aylarda yeniden kontrol dışına çıkmaya meylettiğine işaret etti. Türkiye 2000’li yıllarda turizmde çok büyük atılımlar yaptı. 1990’da 5.38 milyon turist ağırlayan Türkiye, 2015’de bu sayıyı 36.24 milyona çıkardı. Ancak 2016’da turist sayısı 25.35 milyona indi. 2017 sonu itibarıyla ülkemizi ziyaret eden turist sayısının tekrar 30 milyonu aşması kimseyi şaşırtmamalı. 2017’yi yaraların sarılmaya başlandığı yıl olarak kabul etmek gerekir. TÜİK’in üçüncü çeyrek turizm istatistiklerini de bu gözle okumak gerekir. Elbette yapısal önlemlerle birlikte turizm faaliyetlerinin 12 aya yayılmasıyla Türkiye ağırladığı turist sayısını rahatlıkla 40 hatta 50 milyona çıkarabilir.

 

Hülya Genç Sertkaya / Para Dergisi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ